Muharrem Günay
Muharrem  Günay
muharremgunay@kocatepegazetesi.com
ÇALIŞIP MAL KAZANMAK AMAÇ DEĞİL ARAÇ OLMALIDIR
  • 0
  • 145
  • 20 Şubat 2020 Perşembe
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Dünya hayatını ise, bu mutluluğun kazanıldığı yer olarak tanımlar. Buna göre dünya hayatı da, orada geçinmenin aracı olan maddî imkânlar ve mallar da birer araçtır, amaç değildir. Müslüman, yeryüzünde Allah’ın halifesi olmak düşüncesiyle dünyayı imar etmek ve mal kazanmak için çok çalışmalı, ancak bu ölçüyü kaybetmemelidir. Aksi takdirde malın ve madde dünyasının cazibesi, insanın “Hakk”kı ve asıl amacı unutmasına sebep olabilir. Şu ayet bu gerçeği dile getirmektedir:
“Gerçek şu ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar. Kuşkusuz dönüş Rabbinedir.”(Alak, 6-8.)
Yani gerçekten insan, kendisinin hiç kimseye muhtaç olmayacağını zannettiği zaman azgınlaşır. Bu bakış açısıyla Kur’an’da, mal ve evlatların, “Dünya hayatının geçici bir zineti” olduğu belirtilerek,(Kehf, 46) insan mal fitnesine düşmekten sakındırılmış ve Allah katında olanların daha hayırlı ve kalıcı olduğu şu ayetle ifade edilmiştir:
“Size verilen şeyler dünya hayatının geçim vasıtası ve süsüdür. Allah katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır…”(Kasas, 60.)
Diğer taraftan İslâm; mal ve maddenin insan üzerindeki olumsuz etkisini ve her ne yolla olursa olsun mal kazanıp yaşama gayretini sınırlamak için, mal elde etme esaslarını belirlemiş, başkalarının mallarına tecavüzü ve haksız yoldan mal-mülk edinmeyi şiddetle yasaklamıştır. Dolayısıyla İslâm, mal ve maddeye esareti değil; ona hâkim olmayı ve onu yönlendirmeyi öngörmektedir.
Yüce kitabımız Kur’an-ı kerim’e göre; Mülk Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı Allah’a aittir. Kur’an’da ve hadisi şeriflerde bu gerçeğe sıkça vurgu yapılır.
“Göklerin ve yerin mülkü (ve hükümranlığı) Allahındır.” (Ali İmran/189)
“Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O’nundur”.(Taha Suresi, 6) “İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa yalnız Allah’ındır…” (Yunus 66)
Bir başka ayette ise şöyle bildirilir:
“Göklerin ve yerin mülkünün Allah’a ait olduğunu bilmiyor musun? O, kimi dilerse azaplandırır, kimi dilerse bağışlar. Allah, her şeye güç yetirendir.”(Maide Suresi, 40)
Kur’an-ı kerim’in hemen başında yer alan Fatiha suresinde Allah’tan hidayet ve sıratı müstegım talebinde bulunan kuluna cevap, Fatiha suresinden sonra gelen Bakara suresinin başında verilir:
Elif lâm mîm zâlikel kitabu lâ raybe fîh. Hüden lil müttegîyn. Ey benden hidayet ve doru yol talebinde bulunan kulum, Hak kelamı olduğunda şüphe olmayan bu Kur’an bir hidayet rehberidir…(Bakara/1,2) Bu ayetin hemen arkasında bir Mü’minde bulunması gereken özellikler sayılmaya başlanır:
“O (Mü’minler takvâ sahibi) kimseler ki, gayba (Allah’a, meleklere, âhirete, vahye, Allah’ın takdirine) inanırlar, namazı ikâme ederler ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de (gereken yerlere Allah için) verirler.” (Bakara, 3)
Bu ayette imandan sonra dinin direği ve Mü’minin miracı olan namazdan söz edildikten sonra hemen ardından “Onlar rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcarlar” denilerek malı ve mülkü verenin ve gerçek mülk sahibinin Allah olduğuna dikkat çekilir.
Servet insanın emaneten malıdır. İnsan onu başkalarıyla paylaşırsa veya daha açık bir ifadeyle Kur’an ve sünnete göre harcarsa o malın sahibi olur. Bunu yapmazsa insanlıktan çıkar kendisi mal olur.
İslama göre bir insanın mal benimdir, onu dilediğim gibi kullanır ve harcarım deme hakkı yoktur. İslama Göre:
1. Mal Allah’ındır
2. Bizde emanettir
3. Paylaşılması gereken bir şeydir
4. Servet belirli ellerde, zenginler ve idareciler arasında dolaşacak bir devlete, metaya dönüşemez.
5. Rızık evrenseldir. Rızkı veren ve dilediğine dilediği kadar veren Allah’tır.
6. Üreten ve infâk eden Allah’ın sevgilisidir. Peygamber Efendimiz “El kâsıbu habibullah, Kâsıb, çalışan, üreten ve kazanan Allah’ın sevgilisidir” buyurmuştur. Kazanan değil asıl üreten ve infak eden, paylaşan Allah’ın sevgilisidir. El kesp, üreten kişi demektir. Kesb, kesbetmek Peygamberimiz zamanında da sadece kazanan değil aynı zamanda çalışan ve üreten kişi anlamında kullanılmıştır
7. İsraf ve savurganlık yoktur.
Mal bol olunca ucuzlar, az olunca pahalılaşır. Onun için bolca üretmek gerekir. Karaborsa, isftif ve sonradan kar için mal saklamak haramdır.
İslama göre bu esasların dışında hareket eden Müslüman iman bakımından münafık olmasa da amel bakımından münafıklaşır. Nitekim Münafıkların özelliklerinden söz edilen Münafıkın suresinde bu noktaya dikkat çekilir:
“Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız (size hem emanet, hem de, sizi günaha sürüklemek bakımından) bir fitne (bir imtihan)dır. Ama (bunlarda İslâmî ölçü ve görevlere uyulursa) büyük mükâfatın Allah katında olduğunu da bilin.” [bk. 63/9] (Enfal 8/28)
“Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ın zikrinden (ibadet ve itaatinden) oyalayıp alıkoymasın. Kim bunu yaparsa (onlar yüzünden Allah’ın zikrinden/kulluk görevlerinden gaflet ederse) işte onlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Münafıkun/9)
“Birinize ölüm (belirtileri) gelip de: “Ey Rabbim! (Ne olur) beni yakın bir vakte kadar (öldürmeyip) ertelesen de sadaka versem ve iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcayın.” (Münafıkun/10) [bk. 6/27; 7/53; 14/44; 23/99-100; 32/12; 42/44]
“(Bilin ki) Allah, hiçbir canı, eceli geldiği zaman, asla geri bırakmaz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberi olandır.” (Münafıkun/11)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM