Agah Bıyıkoğlu
Agah  Bıyıkoğlu
BÜYÜK TAARRUZ
  • 0
  • 603
  • 27 Ağustos 2019 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Bir “ZAFER HAFTASI” daha yaşıyoruz .. Türk tarihinin eşşiz ve şerefli sayfalarını gençlerimize anlatmak fırsatı bulduğumuz bir güzel haftayı…
Sayın İlber Ortaylı ve Sayın Bingür Sönmez hocaların konuşmalarını yoğun ilgi nedeniyle benim gibi salona giremeyenler dinleyemedi; neyse ki oluşan gergin ortamı Kanal 3’ün naklen yayımı yumuşattı…
97 yıl önce yani 26 Ağustos 1922 Cumartesi… 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gecenin hilal şeklindeki ayın şavkı Kocatepe sırtlarına vurmuştu.. Muharip birliklerimiz büyük bir gizlilik ve disiplin içinde Kocatepe’deki yerlerini aldılar… Kutsal bir heyecan sarmıştı herkesin kalbini… Tan yeri henüz ağarmamışken, elinde feneri olan bir kılavuzun öncülüğünde, Mustafa Kemal Paşa Fevzi ve İsmet Paşalar önde, karagâh arkada, ulaştılar Kocatepe’ye… Ulusumuzun tarihine yön verecek bir ölüm kalım savaşına sahne olacaktı burası… Dik ve yalçın kayalarla çevrili Kocatepe’nin azametli görüntüsü kurtuluşun habercisi gibiydi sanki… Gafil düşman, birkaç saat sonra perişan olacağından habersiz derin bir uykuda..
“Dağlarda tek ateşler yanıyordu/Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki/ Şayak kalpaklı adam, nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu/ Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü/ Paşalar onun arkasındaydılar, O saati sordu ./ Paşalar “üç“ dediler. Sarışın bir kurda benziyodu./ Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı./ Yürüdü uçurumun başına kadar, durdu/ Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak/ Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak/ Kocatepe’den Afyon ovasın atlayacaktı” /(Nazım Hikmet)
İşte o gün saat beş otuz.. Başladı “Büyük taarruz”… İleri atıldı binlerce kahramânımız, böyle yazıldı milli destânımız..
Gün ağarırken başladı topçu ateşi… İşte bu andan itibaren bütün bataryalar, ölüm püskürtmeye başlamıştı düşmana. Topçularımız öyle düzenli ve etkili ateş ediyorlardı ki yüzden fazla batarya olduğu halde ortada yalnız bir top, bütün dehşetiyle gürleyen bir tek top varmış gibi bir ateş sistemi, karşı tepeleri ve kayaları berhava ediyordu… Topların tarrakaları Sincanlı ovasından ta Afyon Kalesi’ne, Akarçay sularına, Güzelim dağlarına kadar uzanan bölgede yankılanmaya başladı.. Tarif edilmesi imkansız bir manzara… Ve topçu piyadelerinin hücumu… Tel örgüler yerle bir oldu, yarıldı düşman savunması dört beş saat sonra… Ve 27 Ağustos 1922 günü 189. Alay saat 17.30’da bir yıldırım gibi girdi Afyonkarahisar’a.. Halk askerlere sarılarak sevinç gözyaşları döküyordu… “Secde-i Şükran”da bulundu Afyon halkı… Bu heyecanlı manzarayı tarife kelimeler yeterli olamıyor…
Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri Salih Bey: “Belediye önüne geldiğimizde kadın erkek, genç ihtiyar sokağa dökülen ahâlinin otomobile öyle bir hücumu karşısında bulunduk ki sevinçten ağlaşan, nihayetsiz göz yaşı döken vatandaşların içinden kurtulmak imkanı yoktu… Herkes Paşa Hazretlerine sarılıyor, yüzünü gözünü öpüyordu… Bu heyecanlı sahneye dayanma imkanı yoktu..” diye anlatıyor o tarihi günü ve saati..
Bilindiği üzere cumartesi ve pazar günleri Avrupa’da her yer tatildir… Haberleşme ve basın yayın organları da henüz daha emekleme çağındadır. Düşmanın yarılması ve Dumlupınar’a doğru kaçması haberini ancak 31 Ağustos salı günü duyabilmiştir Avrupa… “Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir”… Yani her şey planlı programlı ve başarıyla icra edilmiştir…
İşte böyle başlayan kahramanlık destanımız 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da düşman “ kuvây-ı külliyesinin” imha ve esir alınması ile noktalanacaktı; esas ve büyük hesap burada kesilecekti… İstiklal Savaşı tarihimizin fevkalade önemli dönemeçlerinden, ulusumuzun kaderini belirleyen en şerefli ve en ahlaklı bir mücadele süreci ve binbir kahramanlık destanına sahnesine olacak Dumlupınar’da…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM