“BÜYÜK BİRADER SENİ İZLİYOR”

“BÜYÜK BİRADER SENİ İZLİYOR”

Geçtiğimiz günlerde ilimizin gündemi, “insanların özel ya da kamusal yaşam alanlarına müdahale edebilecek gözetlemeler doğru mudur?” sorusu üzerine kilitlendi. Bu soru Afyonkarahisar Belediyesi’nin şehrimizin çeşitli yerlerinde bulunan kameralara ilave olarak, Hıdırlık Tepesine 12 km menzile sahip, gece görüş özelliği de bulunan termal kameralar yerleştirdiği haberinin yerel gazetelerde yer alması üzerine ortaya çıktı. Bu kameraların güvenlik ve asayiş güçleri tarafından istenmediği halde Afyonkarahisar Belediyesi tarafından alınması tepkileri artırdı. Kameraların insanların özel hayatlarına müdahale ettiği, insanların mahremiyetine sekte vurduğu ifade edildi. Bu sorudan hareketle gözetleme ve gözetlenen insanların davranışları üzerine (konunun uzmanlarının da görüşlerini içine alan) bir yazı kaleme almaya çalıştım.
Günümüzde; kişilerin eylemleri sadece özgür iradeleri ile gerçekleşmemekte, en basit gündelik faaliyetlerimiz dahi gözetim altında tutularak biçimlendirilmekte ve denetlenmektedir. Bu süreç; güçlünün iktidarını sağlama çabasının bir ürünüdür. “Bu yüzden gözetim olgusu hem toplumsal denetim hem de iktidar ve egemenlik ilişkileriyle doğrudan ilişkilidir”. Bireylerin toplum içerisindeki faaliyetleri değişik kişi ve kurumlarca ve muhtelif amaçlara yönelik olarak gözetlenmektedir.
Bu haberi yapan sayın M. Emin Güzbey’in yazısında belirttiği “Biri Bizi Gözetliyor Evi” yurt dışında “BigBrother” olarak yayınlandı. Yirminci yüzyılın en iyi romanlarından birisinin sloganıdır bu: “Bigbrother is watching you = Büyük birader seni izliyor!” George Orwell’in 1948 yılında “1984” adıyla kaleme aldığı roman, Donald Trump’ın ABD Başkanı olmasından sonra Amazon’un en çok satan kitaplar listesinde bir numaraya yükseldi.
Büyük Birader ya da orijinal adıyla Big Brother’da olaylar, totaliter bir rejimle yönetilen, iktidar partisinin kendi çıkarları uğruna halkı uyuttuğu, onların isteklerini yönlendirdiği; partinin çıkarlarıyla uyuşmayan düşüncelerin sessizce ortadan kaldırıldığı bir ülkede “Okyanusya” da geçmektedir. Romanda, totaliter, merkezi tek partinin yönetiminde, korku ve propaganda ile halk baskı altına almaktadır. Ülke, Büyük Birader olarak anılan bir lider ve Ingsos (İngiliz Sosyalizmi) Partisi tarafından yönetilmektedir. Parti, iktidarını sürekli gözetim ve muhbirlikle sağlamlaştırmaktadır. Tepki, eleştiri ve isyan ancak parti söylerse olabilir.
“Gerçeklerin, medyanın hatta tarihin partinin menfaatleri doğrultusunda yeniden yazıldığı; insanların evlerinde bile tele-ekranlar aracılığıyla izlendiği; düşünmenin, hissetmenin, aşık olmanın yasak olduğu bir yer Okyanusya. Düşünce Polisi gece gündüz demeden sizi izliyor. Her yerde izleniyorsunuz. Her yerde onu görüyor, onu duyuyorsunuz:”
“Büyük Birader Seni İzliyor.”
Orwell, totaliter yönetimi temsil eden kişiliğe “Büyük Birader” adını vermiştir. Bu ifade halen devletlerin vatandaşlarını gözetlemek ve kontrol altında tutmak için yaptığı uygulamaları sembolize etmek için kullanılmaktadır. “Aslında bu romanı önemli kılan şey; yaşamış olduğumuz topluma yön veren, disipline eden kurallar ile bu kuralları koyan iktidarın, yönetmiş olduğu vatandaşlarını korumak (!) uğruna, bilinçli veya istem dışı nasıl zarar verdiğini açıkça anlatıyor olmasıdır. Bu yöntemlerden de en önemli olanı halka onu “izlendiğini” hissettirmektir.”
Gözetim teknolojileri bir yandan refah, huzur, güvenlik ve düzen gibi söylemler etrafında işlemekte, öte yandan kişileri, yaşamın her alanında denetim altına almakta ve egemen güçlerin iktidarını en üst düzeye çıkarmaktadır. Aynı zamanda gözetim süreci özel hayatın mahremiyetini de ortadan kaldırılmaktadır. Orwell’ın popüler ifadesiyle Büyük Birader’in Gözü her yerde ve her an bizi izlemekte, denetlemekte ve eylemlerimizi biçimlendirmektedir.
Günümüzde toplumu kontrol altına almak isteyen bir iktidarların kullandığı yöntemlerden en önemlisi halka onu “izlendiğini” hissettirmektir. Sürekli gözetim altında olduğunu düşünen insanlar, çok daha “uysal” yaratıklara dönüşmekte, kurulu düzene itaatte sorun (!) çıkartmamaktadır.
BM İnsan Hakları Bildirgesi’ne göre gizlilik temel bir insan hakkıdır. Resmî otoriteler de dahil, herkes, başkalarının gizlilik hakkına ve özel yaşamının mahremiyetine saygı göstermek zorundadır. Bilişim teknolojilerinin hayatımızın her alanına girdiği özgürlükler çağında kişi mahremiyeti ve devlet güvenliği arasındaki dengeyi nasıl sağlayacağız?
Yarın bir başka örnekle devam edeceğim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi