BU SALDIRILARI HİPOKRAT GÖRSE YEMİNİNDE TEREDDÜT EDER

BU SALDIRILARI HİPOKRAT GÖRSE YEMİNİNDE TEREDDÜT EDER

Oğuzhan TAÇKIN 31 Temmuz 2018 Salı 13:33:01
 

Normalde yeni sistemle gelen değişiklikleri yazmaya devam edecektim ancak bir ara verip doktorlara yönelik şiddet olayları hakkında birkaç şey yazmak istedim. Hastalandığımızda yanlarına koştuğumuz, pek çok şarkıda türküde aman canım dediğimiz doktorlarımızın son zamanlarda başları şiddet olayları ile dertte.
Hemen belirtmek gerekir ki ne yazık ki şiddet ülkemizde genel bir sorun haline geldi. Hemen her gün şiddet haberlerini görüyoruz. Bu sorun giderek daha vahşi bir hal alıyor. Son zamanlarda doktorlara karşı saldırılarda artmaya başladı. Bu saldırılara birkaç örnek vererek hatırlamak yerinde olacak. Örneğin 2013 yılında Şişli Etfal Hastanesi Acil Servisi’nde hastaya tahlil yapılmasını isteyen doktora, hasta yakınları tahlilin gereksiz olduğunu söyleyerek saldırdı. 2014 yılında Adana Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde hastanın tomografisini isteyen doktora, hasta yakınları kendilerini bekletmemesini söyleyerek saldırdı ve doktorun kolu kırıldı. 2015 yılında AİBÜ İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hasta yakınları, hastalarına bakmadığını iddia ederek dahiliye bölümü asistan doktoruna saldırdı. Asistan doktor kafa travması geçirdi ve tedavi altına alındı. 2016’da Altınkum Aile Sağlığı Merkezi’nde tahlil yaptırmak isteyen ancak olumsuz yanıt alan kadın hasta tartışma çıkardı. Ardından olaya müdahale etmek isteyen kadın doktoru tartakladı. 2017 yılında Sapanca Devlet Hastanesi’nde doktor, çocuk hastanın diline çubuk koyarak boğazına bakmak isterken çocuğun öğürmesi üzerine çocuğun annesi doktoru tartaklayıp saçından tutarak yerlerde sürükledi. Olayın ardından kadın doktor istifa etti. Ve geçenlerde yaşanan en büyük şiddet rezaleti ise Harran Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde yaşandı. Çocuğunun ateşi düşmediği için çocuğun babası, doktorun başına parke taşı ile saldırdı. Doktor ameliyata alındı. Bu yazdıklarımız doktorlara yönelik şiddet olaylarından sadece bir kısmı ve daha birçok benzer olay var.
Elbette, diğer mesleklere göre doktorların işleri çok daha zor. Doktorlar bir yandan sağlığı yerinde olmayan kişileri tedavi etmeye çalışırken bir yandan da hasta yakınları ile iletişim kurmak durumunda kalıyor. Doktor hasta ilişkisi dahi kolay bir iş değilken bir de hasta yakınları eklenince doktor-hasta-hasta yakınları çerçevesinde üçlü bir ilişki doğuyor. Kural olarak işin uzmanı olan doktorun yönlendirmeleriyle bu ilişkinin yürümesi gerekirken –ne yazık ki- son zamanlar hasta yakınlarının baskın tutumlarıyla bu ilişkide çok ciddi sorunlar çıkıyor.
Yaşanan olayların bir kısmında hasta yakınları veya hastalar doktorun istediği tahlil, tomografiyi vb. işlemleri gereksiz veya yanlış diyerek engellemeye çalışıyorlar. Üstelik daha da ötesi şiddet göstermeye kalkıyorlar?! Geçen zaman içinde bu yönde bir sorun doğdu. Bu sorunun önemli bir kısmının Dr.(!)Google ve televizyon programlarına çıkan uzmanlardan kaynaklandığını düşünüyorum. İnsanlar Google’a hastalıkları yazarak sitelerde yazan her şeyi -hiç şüphe etmeden- doğru ve kendisi içinde geçerli kabul ediyor. Bununla beraber te-levizyona çıkan uzmanların hatta özellikle sürekli çıkan uzmanların her söylediğini kendileri içinde mutlak geçerli kabul ediyorlar. Doktorların da belirttiği üzere önemle tekrarlamak gerekir ki her hastaya yaklaşım farklıdır. Yani Google’da yazan yazıyı veya televizyonda konuşan uzmanın açıklamasını kendiniz için de geçerli olduğunu düşünerek doktora karşı sen bana bunu yapma şunu yap vs. diyemezsiniz!
Ne yazık ki özellikle medyada açıklama yapan uzmanlar bu ayrım üzerinde durmadan hastaların yanlış yönlenmesine sebep oluyorlar. Daha sonrada dışardan öğrendiği bilgiyle dokturu yönlendirmeye çalışan hastaya doktor o yöntemin kendisi için uygun olmadığını söyleyeyince çatışma çıkıyor. Bu çatışmanın ortadan kaldırılması için açıklamaların kendileri için mutlak geçerli olmadığının vatandaşlara bildirilmesi gerekiyor. Mesela bir dizide bu bir reklamdır uyarısı gibi herkes için geçerli olmadığı yönünde bir uyarı yapılması zorunlu tutulabilir! Diğer yandan bir sorun da özellikle hasta yakınlarının doktorların ilgisiz olduklarını söyleyerek doktorlara saldırması. Bu konu aslında psikolojik olarak “duyarsızlaşma”nın (doğal) bir sonucudur. Duyarsızlaşma; aynı koşullu olayla tekrar tekrar karşılaşılması durumunda duyuşsal tepkilerin azalması olarak tanımlanıyor. Bizim için başından kanlar akan yara bere içinde kalmış bir kişi aşırı korku ve endişe doğururken doktorlar için bu sıradan bir durumdur. Böylece doktor böylece muayene ve tedavi işlerini heyecana kapılmadan profesyonel biçimde yapar. Hastalar ve özellikle hasta yakınları bu durumun farkına varmalıdır!
Diğer yandan bu sorunların doktorlar yönünden de bakılması gerekiyor. Ne yazık ki bazı doktorlar –özellikle devlet hastanelerinde- hasta ile gergin bir iletişim kurabiliyor. Hatta doktordan önce hemşirelerin de bu yönde davranışları olabiliyor. Başından gergin başlayan ilişki en ufak bir sorunda çok ciddi sonuçlara gidebiliyor. Doktorun hastalarla uygun iletişiminden kasıt mutlakae şakacı, esprili olması anlamına gelmiyor. Sadece hasta-doktor arasındaki ilişkinin mümkün mertebe saygı ve nezaket içinde tutulması anlamına geliyor.
Şiddet tartışmaları sürerken birkaç gün önce Samsun’da son derece trajik bir olay yaşandı. 82 yaşındaki hasta yakını eşi için ilaç yazılmasını istemesi üzerine tartışma çıktı ve doktorun polis çağırdı. Polisin aşırı derecede orantısız müdahalesi sonucu 82 yaşındaki yaşlı vefat etti. Böyle üzücü bir olay yaşanmadan bitirilemez miydi bu olay?!
Şiddete olayların önlenmesi için hastanelerde polisin yanı sıra jandarmada bulunacak. Bu tip güvenlik tedbirleri gerekli ancak esas olarak doktora şiddet gösterme düşüncesi yok ortadan kaldırılmalı. Aksi halde doktorlar çalışmak istemezlerse, süregelen politikalara bakarsak da çözüm: “İthal Doktor” olur. Bu uygun olmaz üstelik bu doktorların hangi yetkinlikte olacağı da belli olmaz!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi