“Bu dönemin bakanları ve milletvekilleri evlere şenlik”

“Bu dönemin bakanları ve milletvekilleri evlere şenlik”

SP Merkez İlçe Başkan Yardımcısı Erhan Akpınar, Bakan, Milletvekili ve Belediye Başkan Yardımcısı düzeyindeki politikacıların söylemleri ve eylemlerinin tutarsızlığını eleştirdi. Akpınar, “Bu dönemin bakanları ve milletvekilleri evlere şenliktir. Dürüstlük neyi gerektirir?” dedi

 

Saadet Partisi (SP) Merkez İlçe Başkan Yardımcısı Erhan Akpınar partide düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Toplantıda partililerde hazır bulundu.
“MEVLANA DENİLİNCE
AKLA İLK GELEN HOŞGÖRÜ”
7-17 Aralık’ın Mevlana Haftası olduğunu belirten Akpınar, “Zalimin yaptığının yanına kar kalmayacağını ve mutlaka hesabını vereceğini anlatan, ölümün korkulacak bir şey değil, sevgiliyle buluşma anı olarak değerlendiren ve ölüm gününü ‘Düğün Günü’ olarak adlandıran çok muhterem İslam Âlimi Mevlana Celaleddin Rumi Hazretlerini rahmetle anıyoruz. Allah mekânını cennet, makamını Ali eylesin. Mevlana deyince insanların aklına ilk gelen şey hoşgörüdür.” dedi.
“İNSAN HAKLARI ANCAK
İSLAM İLE SAĞLANIR”
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftasına da değinen Akpınar, “İnsan Haklarının Anayasası olarak tanımlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin, BM Genel Kurulu tarafından kabul edilişinin 71. yılı olan 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününde, tüm dünyada, insan haklarının yok hükmünde yaşandığı, sadece kâğıt üzerinde kaldığını görmekteyiz. Yaşadığımız çağda yerküremiz, ırkçı emperyalizmin kıskacında ve yeni dünya düzeni adı altında adaletsizliklerin, zulmün ve zorbalığın mekânı haline getirilmiştir.” diye konuştu.
“EN GERÇEKÇİ 2. YAKLAŞIM D-8 İLKELERİ”
İnsan Haklarına en iyi ve gerçekçi ikinci yaklaşımın 1997 yılında Necmettin Erbakan tarafından kurulan D-8 ilkeleri olduğunu aktaran Akpınar, “Bu ilkeler, savaş değil, barış! Çatışma değil, diyalog! Çifte standart değil, adalet! Üstünlük değil, eşitlik! Sömürü değil, işbirliği! Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi! Adil bir dünya ancak bu prensipler hayata geçirildiğinde kurulacaktır. Bir sonraki 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününün insan onur ve haysiyetine yakışır bir dünya olmasını temenni ediyoruz.” şeklinde konuştu.
“KANUNLAR HERKES
İÇİN GEÇERLİ”
“Ne yazık ki ülkemizde de insan hakları istenen seviyede değildir.” diyen Akpınar sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir insanın bir hak ihlali ile karşılaştığında hakkını arayabileceği yer mahkemelerdir. Mahkeme neticesinde çıkacak olan kararlarla insanlar cezalandırılmalı ve ya serbest bırakılmalıdır. Maalesef günümüzde insanlar suçlu olduğu kesinleşmeden ceza alabilmekte ve hatta suç sonradan bulunmaya çalışılmakta olan olaylara şahit oluyoruz. Hangi suçtan dolayı işine son verildiğini bilmeyen insanlar var. Bu insan kendini nasıl savunacak? Hâlbuki önce mahkeme yapılacak, deliler ve şahitler dinlenecek, sonra gereken yaptırım uygulanacak. Mahkemeden çıkan kararlara da herkes uyacak. Geçenlerde İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, ‘Ben mahkemenin gözüyle bakmıyorum’ demiş. Bir İçişleri Bakanı bunu söyleyebiliyorsa hangi haktan söz edilebilir?”
“BU DÖNEMİN BAKANLARI EVLERE ŞENLİK”
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bir televizyon programında Adil Öksüz’ün yerini bildiklerini açıklamasına dikkat çeken Akpınar şunları söyledi: “Bir İçişleri Bakanının, yakalamaya çalıştığı insanın yerini biliyoruz demesi, yakalamak istedikleri insana yerini değiştir, daha dikkatli ol demekten başka bir şey değildir. Siz bu insanı yakalamaya mı çalışıyorsunuz? Yoksa kaçırmaya mı? Bu nasıl bir devlet adamlığı, nasıl bir bakan olmaktır? Esasen bu dönemin bakanları evlere şenliktir. Allah sonumuzu hayretsin.”
“İNSANIN BİR DÜŞÜNCESİ İDEALİ OLUR”
Milletvekillerinin büyük bir kısmının da “evlere şenlik” durumda olduklarını ifade eden Akpınar şu ifadeleri kullandı: “Milletvekillerinin büyük bir kısmı da aynı. Geçenlerde bazı milletvekilleri termik santrallere filtre takılması hususunda memleketlerinde yaptıkları konuşmalarda, filtresiz çalışmalarına asla müsaade etmeyeceklerini söylemişlerdi. Arkasından mecliste filtre takılmasını 2,5 yıl erteleyen kanun tasarısına kabul oyu verdiler. Daha sonra Cumhurbaşkanı veto edince Cumhurbaşkanına teşekkür ettiler. Düşünün kendinizin teklif ettiği ve evet oyu verdiğiniz yasayı, Cumhurbaşkanı veto edince teşekkür ediyorsunuz! Gerçekten ibretlik bir durumdur. İnsanın bir düşüncesi, bir ideali olur. Savunduğu değerleri olur. Doğru ve yanlışları olur. Kim söylerse söylesin değişmeyen gerçekleri olur. Ne yazık ki şu anda bir kişiye bakılıyor. O ne derse o deniyor. Maalesef o kişi de kendi içerisinde çelişkiye düşüyor. Ak Parti Genel Başkanı olarak verdiği kanuna, Cumhurbaşkanı olarak karşı çıkıyor, veto ediyor. Görülüyor ki bu iktidarla bizim kalkınmamız mümkün değil.”
“TÜRKİYE ASGARİ ÜCRETTE AVRUPA’DA 24. SIRADA”
Asgari ücret pazarlığı yapıldığı dönemde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un 2019 itibarıyla Türkiye’de uygulanan asgari ücretin Avrupa’dan daha iyi olduğu açıklamasına değinen Akpınar, “Ancak veriler bunun tam tersini göstermektedir. 27 Avrupa ülkesi içerisinde 24. sırada olduğumuz görülmektedir. Ayrıca asgari ücretin açlık sınırının bile altında olması asla kabul edilemez. Hem çalışacaksınız, hem de aç kalacaksınız, bu durum asla kabul edilemez. Esasen asgari ücretin yoksulluk sınırının altında olmaması gerekir. Çalışan insan karnını doyurduktan ve diğer ihtiyaçlarını giderdikten sonra biraz birikim de yapabilmeli. Bu hemen olmaz tabi. Ama hedef açlık sınırı değil, yoksulluk sınırı olursa daha doğru bir hedef olacaktır.” ifadelerini kullandı. >> Burcu AYDIN’ın Haberi

 

 

“DÜRÜSTLÜK NEYİ GEREKTİRİR?”
Geçtiğimiz günlerde daha önce Belediye Başkanı olan kişinin, Başkanlığı döneminde kamuya ait bir aracı amacı dışında kullanımı nedeniyle açılan dava sonucu ceza aldığını söyleyen Akpınar şöyle konuştu: “Aynı kişi şu anda Afyonkarahisar Belediyesi’nde Başkan Yardımcısıdır. Belediye Başkanı Sayın Mehmet Zeybek’e sormak istiyoruz, ceza alan Başkan Yardımcınızı görevinden almayı düşünüyor musunuz? Daha önceki görevinde kamu malını amacı dışında kullanan birinin tekrar böyle bir şey yapmayacağının garantisi var mıdır? Böyle bir insanın Belediye bünyesinde olmasının, diğer Belediye personeline kötü örnek olabileceğini düşünüyor musunuz? Bu davranışın dürüstlük ilkesiyle çeliştiğinin farkında mısınız?”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi