BORÇ BATAĞI

BORÇ BATAĞI

Dünyayı sarsan kriz vatandaşı krediye mahkum etti, kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 1 milyon daha arttı. Ekonomik ortamda orta kademedeki vatandaş için gelen günlerin bugünleri aratmasından korkuluyor. Türkiye’de yaklaşık 45 milyon kişi kredi kartı kullanırken, Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre, Türkiye‘de kişi başına 2.2 adet kart düşüyor.
Geçen yıl kredi borcunu ödeyemeyenler kervanına 1 milyon 74 kişi daha katıldı. Böylece 3 milyon 243 kişi kredi borcunu ödeyemez hale geldi. Kredi kartında takibe düşen kişi sayısı yüzde 45.6 arttı. Takipteki kredi miktarı da yüzde 55.5 oranında artarak 21.9 milyar liraya ulaştı.
Böylece bireysel kredi borcunu ödeyemeyen sayısı, krizde yüzde 50 oranında artarak 3 milyon 243 bine yükseldi. Kredilerin takibe dönüşüm oranı ise Aralık 2008’de yüzde 3.7 iken Aralık 2009 sonu itibarıyla yüzde 5.3’e çıktı.
Tüketici kredisi kullanan sayısı yüzde 6.3 artarak 11.9 milyona çıktı. Kredi kartı kullanan müşteri sayısı ise yüzde 3.2 artışla 26 milyon 328 bin oldu. 2008 sonunda 2 milyon 169 bin kişi bankaların ta-kibine düşerken, bu rakam 2009’da 3 milyon 243 bine yükseldi. Takibe düşen bireysel kredilerin alt kalemlerine bakıldığında takipteki müşteri sayısında en büyük artış yüzde 90’lık oranla konut kredilerinde oldu. Takibe düşen konut kredisi kullanıcısı sayısı 10 binden 19 bine çıktı. İhtiyaç kredilerinde bu artış yüzde 75 oldu.
Elbette insan ümidini yitirmemeli, ama bu tablo karşısında gelen günlerin bugünlerden daha zor olduğunu söylemek için uzman ya da kahin olmaya gerek yok herhalde.
DİYET
Afyonkarahisarlılar “boğazına düşkün” olarak bilinirler. “Diyet çağı” diyebileceğimiz günümüzde başta doktorlar olmak üzere ilimiz dışından olan pek çok kişi, “Afyonlular yemek yemiyor, intihar ediyor. Böyle ağır şeyler sağlığa zararlı” görüşünü savunu-yorlar. “Eski topraklar” ise aksi görüşteler. Bakın Antepli bir kebapçı bastırdığı broşürde bizim “eski topraklar”a nasıl destek veriyor:
“Gaziantepli bir kebapçının reklam broşüründen aynen aktarılmıştır: Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir.
Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi, babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve ae-robik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve Türkleri Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir. İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir baba-yiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi? İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır. Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.
Sakın bu oyuna düşmeyin. Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.
Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir. Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlûkatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır.
Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir! SİZ KEBAP, CİGER KAVURMA, NOHUTLU DÜRÜM, BEYRAN VE MİS GİBİ FISTIKLI BAKLAVA YEYİN.
Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi