BODEMEYER’İN  SULTANDAĞLARINDA  KEŞİF GEZİSİ

BODEMEYER’İN SULTANDAĞLARINDA KEŞİF GEZİSİ

1899 yılında Afyonkarahisar ve çevresinde araştırmalar yapmak üzere gelen bilim adamlarından biri de Alman Bodemeyer’dir.
Bir asker ve aynı zamanda ünlü bir entomolog (Böcek Bilimci) olan August Rudolf Eduard von Bodemeyer (1854-1918)1 Afyonkarahisar ve çevresinde özellikle Sultandağlarında araştırmalar yapmıştır.
Bodemeyer, 1898-99 kışında, son yıllarda diğer kâşiflerinAnadolu topraklarında elde ettiği başarıların da etkisiyle bu konu üzerinde çalışmaya başlar. Kısa süre sonra Küçük Asya üzerine mükemmel bir araştırmacı ve uzmanlarca yazılmış kitaplardan oluşan bir kütüphane sahibi olur. Yaptığı kapsamlı yazışmalarla da, her yerle iyi ilişkiler kurar. Küçük Asya boyunca çıkacağı bilimsel bir araştırma gezisi için gerekli tüm tavsiyeleri alır. Nihayet, Anadolu Demiryolu üzerinden Konya’ya ve oradan Bolkar (Bulgar) Dağlarına sefer yapmak için gerekli izinleri alarak 1899 yılı içinde yola çıkar.
İstanbul’dan Mersin’e kadar süren bilimsel geziningüzergâhı üzerinde bulunan Sapanca, Eskişehir, Çay, Sultandağı, Akşehir, Konya, Ereğli, Karapınar ve Tarsus gibi yerlerin başta fiziki özelliklerini, kuşlarını ve böceklerini inceler. Araştırmalarından sonra yayınladığı kitabının sonunda tespit edilen böceklerin Lâtince isimlerini ve açıklamalarını verir. Bunlardan ilk defa kendisi tarafından tanımlanan bazı türlere Bodemeyer’in adı verilir. Çıktığı bu araştırma gezisinden gayet zengin bir koleksiyonla ülkesine geri döner.2
Anadolu Demiryolu ile İstanbul’dan Konya’ya seyahat etmek üzere yola çıkan Bodemeyer, yorucu bir yolculuğun ardından Eskişehir’e ulaşır. Bodemeyer, Tren saatine kadar dinlenmek amacıyla pek çok yabancının yaptığı gibi meşhur Madam Tadya’nın otelinde kalır. Daha sonra ilk inceleme bölgesi olacak olan Sultandağı-Akşehir bölgesine gitmek üzere sabah 6.20’de hareket eden tek trene biner.Alayund ve çevresindeki kayalık dağların ve Gökçekısık mağaralarının doğa bilimcileri açısında çok ilginç çeşitliliğe ve imkânlara sahip olduğunu belirtir. Bu bölgede trenin eski kervan yolunu takip ederek 20 dakikalık bir duruşun olduğu Afyonkarahisar’a kadar Frigya ovasında yol aldığını söyler. Afyonkarahisar ile ilgili olarak birkaç cümleyle şu tespitlerde bulunur:
“Afyonkarahisar’ın kendisi trenden görüldüğü gibi güzel ve ayrıca İzmir’e giden diğer hat içindeönemli bir istasyondur.Entomologlar (Böcek bilimcileri) için, araştırma istasyonu olarak burayı tavsiye etmem. Çünkü Sultandağının eteklerindeki kasabalar kesinlikle ve tamamen farklı bir şeyler sunuyorlar. Ama bunun için hala çok uzun bir yol var.Ufuktaki karla kaplı dağlar dikkat çekici bir şekilde göze çarpıyor. Doğu yönünde saatlerce süren yolculuktan sonra Çay kasabasının batısındaki bataklık ovaya ulaştık.Bence Çay Kasabası ve çevresi, ornitologlar(Kuşbilimci) ve entomologlar için çok mükemmel bir nokta.Sultandağ’ın batı kenarında yer alan bu yer, doğusunda bulunan yerlerden Akşehir’in karşılığıdır.Hareket eden trenle birlikte tüm su ve bataklık kuşları sürüler halinde havalandı. Trenden görebildiğimiz kadarıyla buradaki bataklık ovalar ornitologlara, Akşehir çevresine göre olağanüstü bir şekilde çok daha fazlasını sunuyor.3
Yolculuğuna devam eden Bodemeyer ilk hedefi olan Akşehir’e varır. İstasyonda gayet sıcak bir şekilde karşılanır. Rahat edebileceği şekilde konaklama imkânı bulur. Ancak İstasyon şehre iki kilometre mesafededir. Eskişehir’deki gibi çok iyi imkânlara sahip olmasa da Akşehir’de faaliyet gösteren ve sahibesi Bayan Blanc’ın işlettiği konaklama yerinin iyi bir konaklama ve yemek imkânı sunduğunu anlatır. Burada araştırma gezilerine çıkar. Ulaşım imkânlarının oldukça zor olduğunu daha önce görmediği ve oturmak için herhangi bir koltuğu bulunmayan bir çeşit Türk arabasında yolculuk etmenin kendileri için bir işkenceye dönüştüğünü daha sonra ucuz ama “a la turka” en ilkel ekipmana sahip eşeklere binerek yola devam ettiklerini belirtir. Bodemeyer ve yanındakiler kısa süre sonra bulundukları vadiden ayrılarak, öğle saatlerinde o sırada bölgede hüküm süren bitki örtüsünün son sınırlarına ulaştıkları daha dik tepelere varırlar. Yamaçlar küçük otlarla kaplıdır.
Akşehir’den itibaren batıya kadar olan dağ silsilesi boyunca hiçbir fark göremediğini, hayvan ve bitki varlığının birbirine benzediğini söylemektedir. Böylece, batıyönünde Akşehir’e göre daha geniş meşe ormanlarının, daha büyük çayırların ve muhtemelen daha yüksek irtifalı dağların hakim olduğu asıl Sultandağı’na sonunda ulaştıklarını belirtir.4
Çevredeki yüksekliklerde kayalık bir yapı hakimdir. Kafilesindekilerle her iki yönde her seferinde çok yorucu günlükgeziler yaparlar. Araştırma çalışmalarının son günlerine doğru çok iyi atlara sahip olduklarını ve bunu özel bir duruma borçlu olduklarını söyler. Bunu eserinde şöyle açıklar:
Alman Büyükelçiliğinden, Bay Testa’nında içinde bulunduğu bir heyet Konya’ya bir gezi düzenlemiş ve dinlenmek amacıyla Akşehir’de mola vermişlerdir. Heyete büyük bir karşılama yapılır. O günden sonra Akşehir Kaymakamı kendilerini daha ilgili ve nazik bir şekilde karşılar. Alman Büyükelçiliği diplomatı Testa’nın vesilesiyle, ertesi gün kendileri için önemli bir kazanım olduğunu belirttiği, iyi cins atlara ve “a la franga” eyerlere sahip olurlar.5
Bodemeyer’in bahsettiği elçilik diplomatı Dr. Karl Testa, 1881’de kurulduğundan bu yana Almanya Büyükelçiliği’nde Birinci Tercüman ve 1902’den itibaren iseAlmanya’nın Düyun-u Umumiye temsilcisi olarak görev yapmıştır.6
Sultandağlarındaki araştırma çalışmaları sırasında neredeyse en yüksek zirvelere ulaşırlar. Akşehir yolu aşağıda dümdüz bir çizgi gibi görünmektedir. Yüksek zirveler entomolojik yönden çok daha ilginçtir. Araştırma için buraya geleceklere, gelmek için Mayıs ayı ortalarını önerir.
Ayrıca Sultandağlarında kuş bilimi için çok şey bulunduğunu, küçük kuşların çeşitliliği açısından başka yerlerde olmayan zenginliği burada gördüğünü, burada yaygın olarak görülen ötleğen ve kiraz kuşu gibi türlerin kendisi açısından daha önce fazla bilinmediğini, avlanmak için çok zamanı olmadığından yemek için ancak üç tane kuşyakalayabildiğini anlatır. Ayrıca, Sultandağlarının kayalık bölgelerinde yaşayan Kartallar havada daireler çizerek uçmaktadır.
Böylece, bölgede çıktıkları son araştırma gezilerinde en dik kaya resifinin dibinde, İsviçre Dağlarındaki çayırlara benzeyen düz bir bölgeye gelirler. Burada çok sayıda bitki ve böcek çeşidi bulurlar.7
Örnekler toplayarak ilk defa kendisi tarafından bulunan türlere kendi adını verir. Sultandağı’nda bulunduğu süre içerisinde çoğunlukla 12 saat at sırtında geçen araştırma gezilerine çıktıklarını anlatır. Sultandağı ve çevresinin genel olarak güvenli görüldüğü için bu gezilerde sadece bir rehber ve üç ata ihtiyaç duyduklarını söyler. Sultandağlarındaki araştırmalarını tamamlayan Bodemeyer ve yanındakiler Akşehir İstasyonuna geri dönerek yemeklerini beğendikleri Bayan Blanc’ın oteline yerleşirler. Blanc’lar, demiryolunun inşası sırasında buraya gelen ve muhtemelen paralarının yetersizliğinden geri dönüşimkânı bulamayan Bohemyalı bir ailedir. Bu durum yaygındır. Bodemeyer’e göre, gelenlerin hepsi, kendilerine yeni gelir kaynağı olacağını düşündükleri demiryolu inşaatının devam edeceğini ummaktadırlar.8
Araştırma gezisi sırasında bu bölgede bolca yakalanıp satılan balıklardan da bahsetmeden geçmez. Akşehir pazarında haftanın üç günü 15 kilo ağırlığa kadar ulaşan sazan balıkları vardır. Balıkların fiyatları ucuzdur. Ancak sazan balığında bataklık tadı olduğunu düşündüklerinden tadını beğenmezler.9
Sultandağları ve çevresindeki araştırmalarını tamamlayan Bodemeyer, Akşehir’den trenle hareket ederek Konya’ya varır. Güzergâhı boyunca araştırma ve incelemelerini sürdüren Bodemeyer Mersin’e ulaşır. Buradan denizyolu ile ayrılarak önce Beyrut, ardından Kıbrıs, Rodos, İzmir ve Çanakkale Boğazını takibenİstanbul’a gelerek, Edirne ve Sofya üzerinden ülkesine döner.10 Bodemeyer’in geziye ve araştırmalarına ilişkin yazdığı kitabı sonradan pek çok araştırmacıya da kaynaklık etmiştir. Bodemeyer 1918 yılında Berlin’de hayata veda eder.

 

Dip Notlar:
1Biographies of the Entomologists of the World
http://sdei.senckenberg.de/biographies/information.php?id=3040&sprache=_englisch erişim: 21/12/2019
2Anne S. Troelstra, “Bibliography of Natural History Travel Narratives”, BRILL, 2017, s.75
3Hauptmann E. v Bodemeyer, Quer Durch Klein-Asien İn Den Bulghar Dagh, Freiburg 1900, s.33
4a.g.e., Bodemeyer, s.34
5a.g.e., Bodemeyer, s.35
6Jan Schmidt, The Orientalist Karl Süssheim Meets the Young Turk Officer İsma’il Hakki Bey: Two Unexplored Sources from the Last Decade in the Reign of the Ottoman Sultan Abdulhamid II, 2018, Chapter I, sayfa:104
7a.g.e., Bodemeyer, s.35
8a.g.e., Bodemeyer, s.36
9a.g.e., Bodemeyer, s.37
10a.g.e., Bodemeyer, s.92

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi