Bir kent “caz” yapıyor – Kocatepe Gazetesi

Bir kent “caz” yapıyor – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy 9 Haziran 2010 Çarşamba 03:00:00
  Afyonkarahisar, 4 Haziran’dan bu yana jazz heyecanı yaşıyor. Açılış töreni, emeği geçenlere plaket, konserler derken, Afyonkarahisar Jazz Festivali’nin ortasına geldik bile. Aslında Klasik Müzik Festivali sırasında da Jazz Müzik Festivali sırasında da haber metinlerinde kelime oyunu yapmak istedim. Yapacağım kelime oyunu, Festivallere verilen desteği yansıtacaktı. Tasarladığım başlıklar şunlardı:
Klasik Müzik FestiVALİ, Jazz FestiVALİ.
Her iki festivalin basın metninde de Afyonkarahisar Valisi Haluk İmga’nın bu festivallerin yapılması için destek verdiği belirtilmişti. “Jazz” ya da “Klasik Müzik FestiVALİ” dendiği zaman, bu destek anlaşılacaktı. Bu başlıklardan son anda vazgeçtik. Çünkü festivallere Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burhanettin Çoban da destek veriyordu ve başlıkta bunu da anlatmazsak haksızlık yapmış olabilirdik.
Gençler, Millet Hamamı’na koştu
Gelelim konserlere… Özellikle Millet Hamamı’ndaki konserlere üniversiteli gençlerin ilgisi görülmeye değer. Fotoğraf makinesini alan, Hamam bahçesine gidiyor. Gelenlerin bir kısmı gerçekten bu müzikleri, grupları takip ettiği için, bir kısmı da “İlimizde neler oluyor” sorusunun yanıtını almak için Hamam’a gidiyor. Her ne olursa olsun festivallerin, kente bir canlılık yaşattığını söyleyebiliriz.
Öte yandan Afyonkarahisar dışından gelen yazarlara, sanatçılara, yorumculara Afyonkarahisar’ın tanıtılması için de bu festivaller, büyük rol oynayacaktır. Örneğin Millet Hamamı ve çevresi, tarihi dokusuyla kendisine hayran bıraktı bile “misafir”lerimizi. Tabii Millet Hamamı’na giden yolda konakları, Mevlevihane’yi de gören misafirlerin gittikleri yerlerde anlatacak Afyonkarahisar hikayeleri olacaktır.
İstanbul’dan bir misafir
Jazz Festivali nedeniyle Afyonkarahisar’ın ağırladığı misafirlerden birisi de Şeref Bey. Kendisinden izin almadığım için soyadını yazmıyorum.
Şeref Bey ile Aydın Doğan Bilim ve Sanat Merkezi’nde karşılaştık. İstanbul’da oturuyormuş. Her sene haberlerden takip ediyormuş Afyonkarahisar’daki Jazz Festivali’ni, ama bu sene bu kente gelmek de nasip olmuş.
İlk hayal kırıklığını kaldığı otelde yaşamış. Otel yetkililerine “Jazz Festivali nerede, kimler var” diye soran Şeref Bey, “Bilmiyoruz” cevabı ile karşılaşmış.
Kendi imkanları ile Festival broşürünü bulmuş. Ancak broşürün kendisine yeterli bilgiyi içermediği görüşünde.
Örneğin, okul söyleşilerinin halka açık olup olmadığı, biletli olup olmadığı konusunda net bir yanıt alamamış Şeref Bey. Bazı yetkililere başvurmuş, onlar da emin olamamışlar. Neyse, sonunda okul söyleşilerinin halka açık ve ücretsiz olduğunu öğrenmiş.
Dışarıdan gelenler de düşünülmeli
Eh, bu sefer okul söyleşisinin gerçekleştirildiği merkezi bulması gerek. “İnanır mısınız” diyor Şeref Bey, “6 ya da 7 tariften sonra Aydın Doğan Bilim ve Sanat Merkezi’ni bulabildim.”
Halbuki Aydın Doğan Bilim ve Sanat Merkezi, şehrin ortasında sayılabilecek bir konumda. Demek ki broşürlere “Söyleşi ve yeri”ni yazmanın yanında “Söyleşi yeri”ne nasıl gidileceği de yazılmalı. Çünkü dışarıdan gelenler Afyonkarahisar’ı bilmek zorunda değiller. Ayrıca bu söyleşilerde öyle sorular soruluyor ki çocuklara hayran kalmamak elde değil. Mesela, Milliyet gazetesi karikatüristi Ercan Akyol’a “Neden siyasi karikatür çiziyorsunuz” diye sordu bir öğrenci. Akyol da bu sorudan memnun oldu.
Yine başka bir öğrenci, piyanist Vit Kristan’a “Jazz, ayrıcalık mı” sorusunu yöneltti. Öğrencilerin bu tür soruları karşısında sanatçılar ve yazarlar, önce şaşırıyor, ardından da herkesin anlayabileceği şekilde sorulara yanıt veriyor.
Her şeye rağmen önemli
Yine dönelim Şeref Bey’e. Şeref Bey, her şeye rağmen Afyonkarahisar’da böyle bir festivalin düzenlenmesini çok önemli buluyor. “Anadolu’ya örnek olabilir” diyor ve ekliyor:
“Jazzın Türkiye’de merkezi İstanbul’dur. Biraz Ankara ve biraz İzmir’i de sayabiliriz. Ama Afyonkarahisar’da jazz festivalinin yapılıyor olması, hem de 10’uncu senesini doldurması çok güzel.”
Bu arada broşür konusundan sadece Şeref Bey değil, ben de muzdaribim. Programın ayrıntısını sorduğumuz zaman “Broşürde var” denilip geçiştirilmeyi çok doğru bulmuyorum. Öyle bir broşür hazırlanmalı ki “Bu nedir” diye soru sormaya ihtiyaç duyulmamalı.
Burada fotoğraf çekenlere yaklaşımın da nazik olmadığını belirtmek zorundayım. “Sahneye yaklaşmayın, sanatçılar rahatsız oluyor” denildikten bir dakika sonra, bu cümleyi dedirten kişi, sanatçıların 1 karış ötesinden fotoğraf çekiyorsa buna anlam vermekte güçlük çekerim.
Düzenleme komitesi ile işler kolaylaşır
Bir de şu var: 10 yıllık bir geleneği olan bu tür festivallerin tek kişiden ziyade “düzenleme komitesi” ile yapılması, düzenlenmesi gerekiyor. Böylece hem o tek kişi oradan oraya koşturmak durumunda kalmaz hem de neyin nerede olduğunu sorabileceğimiz kişilerle muhatap oluruz.
Son notum da şu: Türkçede yerleşmiş bir deyim vardır. Boş konuşan kişilere, inanmadığımızı belli etmek için “caz yapma” deriz. Argodur bu, ama karşı taraf da bu hitaptan sonra konuşmasına çeki-düzen verir. Fakat, Jazz Festivali’ni gördükten sonra artık “caz yapılmalı” diyorum. Belki kişisel girişimlerle bugüne kadar gelen Festival, deyimlerimizi de geliştirir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi