Bilmeyen Toplumlar Bilen Toplumların Kölesi Olurlar

Bilmeyen Toplumlar Bilen Toplumların Kölesi Olurlar

Muharrem Günay 17 Temmuz 2010 Cumartesi 03:00:00
  Dünya, ahiretin tarlası ve Allah’a giden yolun başlangıcıdır Dünya düzenini ayakta tutmak için bildirilen bir takım desturlar vardır İşte bu dünyada insanların ekonomik, sosyal, dinî ve dünyevî bütün durumlarını düzenleyici ve insanları birleştirici kuvvet sadece ilim yoluyla kazanılır
İlim, nefisleri helâk edici ahlaksızlıklardan temizler; insanları aydınlatarak güzel ahlâka kavuşturur ve ahiret yolunun aydınlanmasını öğretir İlim, Allahü Teâlâ’nın kemâl sıfatıdır Peygamberlerin ve meleklerin şerefi ilimden gelmektedir Allah’ın huzuruna ilimle gidilir İlim tek başına faziletin de kendisidir İnsanın meleklerden üstün tutulmasının sebeplerinin en önemlisi de “ilim sahibi” olmasıdır. İlim en üstün payedir. Allah Teâlâ Âdem aleyhi’s-selam’ı bu özelliği ile meleklere tercih ederek, yeryüzünde halife tayin etmiştir. Konu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulu-yor:
“(Ey Muhammed) şu zamanı hatırla ki, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. (Melekler): orda bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksınız? Oysa biz seni överek tesbih ediyor seni takdis ediyoruz” dediler.” (Rabbin): ”Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi. Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere gösterip: ”Haydi sözünüzde doğru iseniz bana şunları isimleri ile haber verin” buyurdu. (Melekler):” Rabbimiz, seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen, bilensin, hâkimsin” dediler. (Allah): ”Ey Âdem, bunlara, onları isimleri ile haber ver” buyurdu. Bu emir üzerine Âdem, onlara, isimleri ile onları haber verince, (Allah): ”Ben size, göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da içinizde sakladığınızı da bilirim dememiş miydim?” buyurdu. (Bakara, 30–33.)
Görülüyor ki, Allah Teâlâ Hz. Âdem’i halife olarak yaratmış ve durumu melekleri ile istişare eder gibi onlara bildirmiştir. Onların, yeryüzüne kendilerinin ha-life olmasını istemeleri üzerine, Hz. Âdem’i bilgilendirmiş ve bu bilgi sayesinde onu halife tayin ettiğini onlara da kabul ettirmiştir. Bilgi bir üstünlük sebebidir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de: “Kime hikmet verilmiş ise ona çok hayır verilmiş demektir.”(Bakara, 269.) buyrulmuştur. Ayetteki hikmet, yararlı olan bilgi demektir. İnsanlığa yararlı olan bilgi, ona sahip olan için elbette bir üstünlük vesilesidir.
Bilmeyen Toplumlar Bilen Toplumların Kölesi Olurlar
Bilgi hemen her dönemde üstünlük sebebi olmuştur. Melekler dahi bilgi ve hikmet sahibi olan Hz. Âdem’e secde etmişlerdir. Yüce Allah’ın meleklere “ÂDEM’E SECDE EDİN” demesinde bile nice hikmet ve mesajlar vardır. Meleklerin Âdem’e secde etmesinden anladığımıza göre bilgi bir üstünlük vesilesidir. Bilmeyen ve teknoloji üretmeyen toplumlar bilen ve teknoloji üreten toplumlara secde etmek ve köle olmak durumundadırlar. Bugünde dünyada olan bu değil midir? Öyle ise okuyacağız; ölünceye kadar okuyup araştıracağız…
Sevgili Peygamberimiz, şöyle buyuruyor; ”Ümmetim adına en çok korktuğum şey, göbek iriliği, uyku düşkünlüğü ve tembelliktir.” Atasözünde belirtildiği gibi, “Yiğit düştüğü yerden kalkar.” Biz Allah’ın ilk emri olan “OKU”maktan, “İlim tahsil etmek kadın erkek herkese farz-ı ayındır”, “Hiç ölmeyecek gibi dünya, yarın ölecek gibi âhiret için çalışın” emirlerinden ve “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” gerçeğinden u-zaklaştık ve bu günkü hallere düştük. Kurtuluşumuzun çaresi terk ettiğimiz şeylere yeniden sahip çıkmak yani düştüğümüz yerden kalkmaktır…
Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan:
Kendisi çarşıya uğradı ve şöyle seslendi:
“Ey çarşı ahalisi neden burada oturup duruyorsunuz?” “Bir şey mi var?” dediler.
“Allah’ın resûlü sallallahü aleyhi vesellemin mirası taksim ediliyor, siz hâla burada oturuyorsunuz” dedi. “Nerede?” dediler, “Mescitte” dedi. Hemen gittiler. Sonra dönüp şöyle dediler: “Biz bir şey göremedik; sadece kimilerini namaz kılarken, kimilerini Kur’an okurken, kimilerini de helal ve haram meselelerini tartışırken gördük.” Bunu üzerine: “Yazık size! Bunlar peygambe-rimizin mirası değil midir” dedi. (Taberânî, El-Mu’cemu’l Evsat)
Sevgili Peygamberimiz: “İlim talep etmek, kadın erkek bütün müminler için farzdır.” Buyurmuştur. Ashab-ı Kiram’dan Ebuderdâ Hazretleri ise: “Ya alim ol, ya öğrenci ol veya dinleyici ol, sakın dördüncü halde olma, sonra mahvolursun” demiştir. (E. Semerkandi, Tenbih_ül Gafilin- Gafletten Kurtuluş, Yaman Arıkan, c.2, sf.658) , Peygamber Efendimiz: “Doğru bir sözü işitip sonra da onu din kardeşine ulaştırarak öğretmek, ne güzel bir hediyedir. “ buyurmuşlardır
“Âlimler yeryüzünün kandilleri, peygamberlerin ha-lifeleridir Onlar benim ve diğer peygamberlerin vârisleridir” (Keşfü’l Hafâ, H No: 1751)İslâm’da ilim, Allah’ın rızasını kazanmak ve amel etmek için öğrenilir Peygamber efendimiz (sas), dualarında; “Allah’ım, bana öğrettiklerinle beni faydalandır; bana fayda sağlayacak ilim öğret, ilmimi artır” (Tirmizî, Daavât, 128); “Faydasız ilimden Allah’a sığınırım” (Tirmizî, Daavât, 68) buyurururduGörülüyor ki, dünya ve ahiret saadetinin anahtarı ilimdir İlim amellerin en faziletlisidir Yukarıdaki emir ve sözlerin ışığında İslâmiyet’le ilim birbirinden ayrılmaz iki şeydir demek mümkündür
Âlimler, bilmeyen kalabalığa gerçek ve doğru yolu gösterici olması bakımından “Rabbinden sana indirilen gerçekleri insanlara bildir” (el-Maide, 5/67) ilâhi emrine muhatap olan peygamberin izindedir Hayra delâlet eden (hayır yolunu gösteren), o hayrı bizzat işlemiş gibi sevabına nail olur.60/ Tirmizî, (Enes’den)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi