Hayriye Caner
Hayriye  Caner
hayriyecaner@kocatepegazetesi.com
BAYRAK VE KARAHİSAR ŞAİRİ
  • 0
  • 336
  • 04 Ocak 2020 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

5 Aralık 1975 tarihinde “bayrak şairi” olarak da bilinen Şair Arif Nihat Asya hayata gözlerini yummuştu.
Afyonkarahisar ile de bağları bulunan “Bayrak şairi” Arif Nihat Asya, “Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü” dizeleri ile hafızalarımıza kazınmış olan Bayrak şiirinin yazarıdır.
Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 tarihinde İstanbul Çatalca’da İnceğiz Köyü’nde dünyaya geldi. Babası Tokatlı Zîver Efendi, Annesi Tırnovalı Fatma Hanımdır. Arif Nihat Asya henüz 1 aylıkken babası vefat etti. İlköğrenimine İnceğiz Köyünde başladı, daha sonra İstanbul’a geldi. Liseyi tamamladıktan Sonra, ardından İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü’nü 1928 yılında edebiyat öğretmeni olarak mezun oldu. Önce Adana’da kolej ve öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yaptı, 1948 yılında Edirne’ye tayin oldu. Değişik tarihlerde de Malatya, Tarsus, ve 1959 da Kıbrıs liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. En son 1962 yılında Ankara Gazi Lisesi’de görev aldı.
Milli mücadele döneminde Ankara’da bulundu. Bu dönem onun şiire başladığı, Türklük ve vatan aşkı ıle şiirler kaleme aldığı tarihlerdir.
Edebiyatımızda “Bayrak” şairi olarak tanınan Arif Nihat Asya, Bayrak şiirini Adana’nın kurtuluş günü olan bir “5 Ocak”ın heyecanı ile yazdı.
Şiirlerinde hece, arûz ve serbest vezinleri kullanan Arif Nihat Asya, nazmın her tür ve şekliyle eserler vermiştir. Fikrin ağır bastığı şiirlerinde milliyetçilik konusu büyük bir yer tutar. Şiirinde daima bir yenileşme çabası ıçinde olan şair, etkilerden uzak kalarak kendine özgü bol renkli şiir dünyasını oluşturmuştur.
1950 yılında Seyhan (Adana) milletvekili, 1954 yılında Eskişehir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulundu.
Milletvekilliğinden sonra yeniden öğrtemenliğe döndü. Ankara Gazi Lisesi edebiyat öğretmeni iken 1962 yılında emekliye ayrıldı ve Ankara’ya yerleşti. Babıli’de Yeni İstanbul ve Sabah gazetelerinde yazılar yazdı. Özellikle rubailere büyük önem verdi. Rubailerden oluşan 5 ayrı kitap yayınladı. Daha sonra hece veziyle ve serbest vezinli şiirler de yazdı.
Ulusçu şiirleriyle dikat çekti. Yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, kimi zaman yergici ama Türklüğü yücelten şiirleriyle bilinir.
Arif Nihat Asya’da , bayrak sevgisi en üst noktadadır. Onun “Bayrak” şiiri, millî sembolümüz olan bayrağı, yücelten bir şiirdir. Bayrağa olan duygularını, en iyi şekilde bu şiirle ifade eder:
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı…
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !
***
Arif Nihat Asya’nın Afyonkarahisar’la ilgili bir şiiri de mevuttur. Bir dönem Afyonkarahisar’da bulunan merhum Asya’nın bu şiiri ile sözlerimizi tamamlayalım:
Kadının, çocuğun, kızın, kızanın
Yıllarca çektiği çileyi gördüm
Ve birgün, şerîri çiğneyen atı,
Rüzgârda savrulan yeleyi gördüm.
Kaçanın-ağırlık etmesin diye-
Bıraktığı kolu, kelleyi gördüm.
Gece,yıldız yağdı Afyon’a ;
Sayılarca ateş böceği gördüm.
Şükran namazına durdum Camide…
Şeffaf mihrâbından Kıble’yi gördüm.
Meçhulüm olmayan yiğit askerde
Eli bayrak tutan bileği gördüm;
Yanında yeni bir âbide diye
Çatılan acayip nesneyi gördüm:
Doğru bildiğini Afyon’un doğru,
İyi bildiğini-hep-iyi gördüm:
“Elek dolusu su…” diyen kadını,
Kananlara gülen eleği gördüm;
Sofralarda Kadınana’nın südü
Yanında haşkeşli ekmeği gördüm.
Bana tatlarından söz etmek düşmez ;
Yemişleri gördüm,peteği gördüm ;
Şu çocuk yüzlü şâheserde bile
Daralmakta olan yeleği gördüm
Göğe haykırarak, kızların gökten
Kısmet dilediği kuleyi gördüm; *
Sevilip kısmeti oldum birinin
Ve birleşmiş iki yüreği gördüm.
Açtı gözlerini Sultan Divânİ ;
Kalegörünmez’den kaleyi gördüm.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM