Muharrem Günay
Muharrem  Günay
muharremgunay@kocatepegazetesi.com
BAYARAMİLİĞİN ANADOLU’DA DİL VE KÜLTÜR BİRLİĞİNİN SAĞLANMASINA OLAN KATKISI
  • 0
  • 131
  • 27 Temmuz 2020 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Yıldırım Bayezid, devlet adamları, ilim adamlarındaki ve halktaki bozulma ve ahlâki çöküntü kendisini Ankara savaşında göstermiş. 1402 yılında Timur ile yapılan savaşta Cenâbı Hakk Yıldırım’ı ve halkı cezalandırmış Osmanlı Ordusu yenilmiş ve Yıldırım Bayezid esir düşmüştü. Yıldırım Bayezid’in esir düşmesinden sonra devlet 10 yıl sureyle başsız kalmış; nihayet Çelebi Mehmed’in başa geçmesiyle bu kargaşa sone ermiştir.
Sosyal çözülmenin arttığı bu dönemde, Hacı Bayram Velî’nin müderrisliği bırakıp halkın arasına girmesi, tasavvuf kanalıyla yozlaşmaya dur demesi ve ahlaka dayalı bir taban oluşturma çabasına yönelmesi, asil bir hareket tarzı olarak takdir edilmelidir (Cebecioğlu, 1991. s. 49).
Fetret devrindeki bu toplumsal bozulma başta Hacı Bayram Velî olmak üzere gerçek tasavvuf şeyhleri, müridleri ve gerçek âlimler sayesinde kısa zamanda düzelmiş ve ardından İstanbul’u fetheden Fatih, hilafeti devralan Yavuz ve adından batılıların Muhteşem, bizim Kanûni dediğimiz Sultan Süleyman dönemiyle birlikte büyük bir devlet ve medeniyet vucuda getirilmiştir ki 16. Yüzyıla batılılarca “Türk asrı” adı verilmiştir.
Hacı Bayram, Miladi XIV-XV. asırlarda yaşamış ve Hacı Bayram lakabıyla meşhur olmuş bir mutasavvıftır. O, Anadolu topraklarında doğup büyüyen ve kendi adına nispetle Bayrâmîlik olarak isimlendirilen Türk tasavvuf ekolünün kurucusudur. Vefatından sonra bu tasavvuf ekolü, onun yetiştirdiği otuz civarındaki halifeleri tarafından devam ettirilmiştir. Bayramîlik, kendisinde sesli ve sessiz (hafî ve cehrî) zikri toplamıştır. Sesli zikri Halvetîlikten, sessiz zikri de Nakşîlikten aldığı kabul edilir.
Bayramîlik, dünya hayatında kimseye yük olmamayı, alın teriyle kazancı esas alan bir tarikattır. Tasavvufî eğitimde birçok sûfî “El kârda gönül yârda” ilkesi çerçevesinde bir zühd hayatı yaşamıştır. Aynı şekilde Hacı Bayram-ı Velî de bu ilkeyi benimsemiş, müridleriyle beraber tarlada çalışmış ve Ankara’da geçimini ziraatla sağlamıştır. Bayramîlik ekolünde mürid sadece kendi geçimini temin etmekle yetinmez, aynı zamanda başkasının da geçim zorlukları karşısında yardımına koşmayı vazife olarak kabul eder. Bundan dolayı Hacı Bayram, mübarek üç aylarda halktan zekât toplayıp fukaraya yardım eder, onların derdiyle dertlenir, haliyle de hâllenirdi (Demirdaş, 2017, s. 223-233).
Elimizdeki en eski kaynaklardan biri durumunda olan Şakâyık’ın ifâdesine göre, Ankara zenginlerinden sadaka, zekât toplamak üzere davullu, nakkâreli ve bayraklı alaylar düzenlenirdi (Cebecioğlu, 1991, s.64).
Bu güzel adet 1970’li yıllarda Anadolu’da yaşatılırdı. Çocukluğumda civar köylerden câmi hayrı toplamak üzere gelen atlı arabaların üzerinde uzun bir sopaya bağlanmış olan renkli kumaş parçalarından oluşan bez bayrakları bizzat görmüşümdür.
Hacı Bayram-ı Velî zamanında Arapça ve Farsça eserler yazmak revaçta olmasına rağmen, Hoca Ahmed Yesevî geleneğine uygun olarak Türkçeyi tercih etmiş ve Türkçe şiirler yazmış; Anadolu’da dil ve kültür birliğinin sağlanmasına büyük katkılarda bulunmuştur. O’nun Türkçe eserleri vermesi müridlerini ve halifelerini de etkilemiş. Yazıcıoğlu Muhammed, Ahmet Bican, Eşrefoğlu Rumi gibi öğrencileri de Türkçe eserler yazmışlardır.
Müridlerini el emeği ile geçinmeye yani toprağı işlemeye ve el sanatlarına yönlendirmiştir. Kısacası herkese çalışma tavsiyesinde bulunmuş kendisi de buğday, arpa, burçak yetiştirerek onlara yaşayan örnek olmuştur. Bu şekilde müridlerini toprağa bağlı yaşamaya teşvik ederek Anadolu’ya Orta Asya’dan gelen Türk göçerlerin yerleşik hayata geçmesini sağlamış, Anadolu’da kalıcı Türk birliğinin sağlanmasında ve Osmanlı Devleti’nin medeniyet yolunda aşama kaydetmesinde önemli rol oynamıştır. Hacı Bayram-ı Veli’nin koyduğu imece usulü, yani hasadı bütün köylülerin katılımı ile ortaklaşa toplama yöntemi bugün bile hala Anadolu’da uygulanmaktadır. Anadolu’da ondan başka aynı etkiyi sağlamış bir mutasavvıf gösterilemez.
Hacı Bayram-ı Veli’nin kaynaklarda Osmanlı Sultanı II. Murad ile birkaç kez buluştuğu ve Sultan II. Murad’ın Hacı Bayram’a çok büyük bir değer verdiği, O’nun sohbetlerinde bulunduğu ve mürüdlerini vergiden muaf kıldığı; hatta II. Murad’ın Hacı Bayram-ı Velîye bağlandığı anlatılır (Cebecioğlu, 1991, s.56-61).

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM