Başkan Çoban, ilk hangi projeyi gerçekleştirmeli

Başkan Çoban, ilk hangi projeyi gerçekleştirmeli

Onur Bayram 28 Nisan 2014 Pazartesi 03:00:00
  Yerel seçimleri geride bırakalı neredeyse bir ay oldu. Başkan Burhanettin Çoban, seçim maratonunun ardından göreve döndü. Projeleriyle fark yaratan hatta dudak uçuklatan Başkan Çoban ne düşünür bilmem ama bana; “hangi projenin ilk yapılmasını istersin diye sorsalar” sokak hayvanı dostalarımızı kurtaracak doğal yaşam parkı derim.
Dürüst olmak gerekirse, seçim sürecinde Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’ın proje tanıtımı öncesi beklentilerim çok yüksek değildi. Ancak İkbal Termal Otel’de projelerin açıklandığı gece Başkan Çoban’ın projeleri beni oldukça etkiledi. Hatta o gece yanımdakilere; “Bu projelerin yarısı ile Afyonkarahisar uçar” demiştim. Projelerin hangileri ne kadar sürede gerçekleşir ya da gerçekleşemeyen projeler olur mu bilmem ama benim en büyük beklentim sokak hayvanı dostlarımız için yapılacak doğal yaşam parkı. Hatta Başkan Çoban’dan ilk bu projeyi hayata geçirmesini, bu konunun hem kedi-köpeklerden korkan vatandaşlarımız hem de hayvan dostlarımız için çok önemli olduğunu hatırlatmak isterim.
Yurt dışında pek sokak hayvanı olmamasına rağmen ne yazık ki ülkemizde sokakta yaşayan, yaşamak zorunda kalan hayvan dostlarımız var. Kimi hayvanseverler, kedi ve köpeklerin sokaklarda olması gerektiğini, onların da bizim gibi şehirlerde yaşama hakkı olduğunu savunuyor. Hatta Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu, sokak hayvanlarını kurtaracak bir yasa hazırladığında büyük eylemler yapmışlar, konuyu Taksim başta olmak üzere pek çok yerde protesto etmişlerdi. İyi bir hayvansever olduğum inancıyla; ne yazık ki ben hayvanların sokakta olması fikrine karşıyım. Çünkü arabaların altında kalıp ölen kedileri görmek ya da açlıktan iğne ipliğe dönmüş köpekleri görmek bana acı veriyor. Öte yandan bu sokak hayvanı dostalarımıza zarar veren, döven, kuyruklarını ve kulaklarını kesen bir sürü insanlıktan nasibini almamış insan da çevremizde bizlerle birlikte yaşıyor.
Hayvanların bizsiz kendilerine özel ayrılmış bir alanda, uygun konaklama koşullarında ve iyi beslenmek şartıyla insanlardan uzakta çok daha mutlu yaşayacaklarına olan inanca sahip bir hayvansever olarak karşıt görüşteki hayvanseverlerden sıklıkla 1910 Hayırsız Ada olayını öne sürmektedir. Bilmeyenler için Hayırsız Ada; İstanbul’da Sivriada ile Yassıada arasında yer alan en küçük İstanbul adasıdır. 1910 yılında İstanbul’da ne kadar başı boş sahipsiz köpek varsa toplanıp bu adaya götürülmüş. Köpeklere yemek de verilmeyince, bir süre sonra önce açlıktan birbirini yiyen zavallı hayvanların tamamı telef olmuştur… Doğal yaşam parklarına toplanacak hayvanların da akıbetinin bu olay gibi olacağını söyleyen hayvansever dostlar; iyi de oldu da böyle bir şey yapıldı ve beledeye bu hayvancıklara bakmadı; bizim ellerimiz armut mu topluyor. Kalkıp gidip her gün birimiz yemek veremez miyiz? Orada açlıktan ölecekler diye her gün sokakta ölmeleri sizce daha mı iyi?
Sonuç olarak her gün öğrenci yurtları, otel hatta hastane ve askeri tesislerde bir sürü yemek çöpe atılıyor. Oluşturacağımız bir sivil toplum kuruluşu vasıtasıyla her gün bu tür kurumlardan biz bile atık yemekleri alıp bu sevimli dostalarımıza götürebiliriz. Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’la görüşüp burayı sıklıkla kontrol etmek hatta gönüllü çalışmak için izin isteyebiliriz. Eğer gerçekten bu tür hayvanlar için üzülen bir şeyler yapmak isteyen varsa ben her türlü işbirliği ve göreve hazırım. Bu tür girişimlere Başkanımızın da açık olduğuna eminim. Ama artık bu hayvanların arabaların altında kalıp ölmememesi, açlıktan telef olmaması ya da çöplükte hastalıktan kırılmaması için her türlü bakımlarının yapılacağı, her birinin kendi yaşam alanı olacağı bir doğal yaşam parkı elzem hale gelmiştir.
Sokak hayvanlarının doğal yaşam parkına alınması sadece hayvan dostlarımız için değil bizler için de son derece önemli. Şehirde pek çok kedi ve köpekten korkan insan var. Gazetemize sık sık “Geceleri sokaklar köpeklere kalıyor. Sokakta yürüyemiyoruz” gibi şikayetler alıyoruz.
Hayvan fobisi sadece bir korku değil tedavi edilmesi zor hatta bazı insanlar için tedavisi mümkün olmayan bir hastalıktır. Bu insanların da özgürce dolaşabilmesi, bizlerle aynı hakka sahip olması gerekmez mi? Ayrıca hayvan dostalarımızın parçladığı çöpler hastalıklara yol açtığı gibi belediyenin çöp toplama işlerini de aksatıyor. Belki de sırf bu yazdığım sebeplerden dolayı ikinci kez üst üste Belediye Başkanı olarak seçilen Başkan Burhanettin Çoban’ın gerçekleştirmesi gereken ilk proje doğal yaşam parkıdır.
Doğal yaşam parki için Başkan Çoban’ın düşündüğü bir alan var mı bilmiyorum. Ama eğer belirledikleri bir alan yoksa Özdilek Kavşağı ile Varan kavşağı arasında kalan Vali Ali Sakallı Ormanı bu iş için harika bir alan gibi görünüyor. Ancak bu proje için Başkan Çoban’a iki küçük naçizane önerim olacak. Birincisi hayvanların birbiriyle kavga edip, birbirlerini öldürmemeleri için lütfen 2-3 hayvanın bir arada ve huzur içinde yaşayabileceği bir çok alan oluşturun. Örneğin her 3-4 köpeğe en az 20-30 metrekarelik tellerle çevrili kulübeli alanlar yapın. Ancak lütfen bu alanlar havan barınağındaki gibi çok küçük olmasın. Hayvanlar istedikleri gibi koşup oynayabilsin. Örneğin her köpeğin burası benim alanım diye bileceği bir ağacı olsun. İkinci önerim ise aslında biraz da Başkan Çoban’ın bir çok eleştiriden rahatlıkla kurtulması için. Mümkünse doğal yaşam parkı 24 saat isteyen herkes tarafından internetten izlenebilsin. Böylece hayvanseverler; “Bu hayvanlara orada yemek veriliyor mu?” ya da “bu hayvanlara orada ne oluyor” diye düşünmezler. İsteyen, gerçekten bu hayvancıkları merak edenler istedikleri zaman internetten, hayvan dostlarımızın mutlu yaşamını izleyebilir. Böylece hem Başkan Çoban hayvanları yavaş yavaş öldürüyorlar eleştirilerine mağruz kalmaz hem de hayvanseverlerin içi rahat etmiş olur.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi