Bankaların Altın “Hesabı(!)” – Kocatepe Gazetesi

Bankaların Altın “Hesabı(!)” – Kocatepe Gazetesi

Talha Emir 17 Temmuz 2012 Salı 03:00:00
  Bizim insanımızın eskiden kalma güzel bir adeti de altını önemli bir yatırım aracı olarak görmesi, hatta yeri gelince bu altınını alış verişinde dahi kullanabilmesidir.
Her yerde geçerli olan bu kıymetli madenin önemi galiba yıllar da geçse eskimeyecek.
Hemen herkesin yastık altında -az da olsa- kefen parası diye, kara günler için diye, oğlana-kıza çeyizlik diye sakladığı altını vardır mutlaka.
İşte o altınlara nedense birileri göz koydu sanki! Nedense diyorum ama ortada dolaşan bir komplo teorisine göre nedeni belli: Bütçedeki açık ve ödenecek borçlar!
Nasıl mı? Siz okumaya devam edin ben de bildiklerimi, öğrendiklerimi paylaşayım o zaman…
Bu altın hesabı, farkındaysanız çoğu banka tarafından (katılım/normal) reklam edilmeye başlandı. Belirli bankalar “Altın Günü” adı altında vatandaşları bankasına davet ediyor, elindeki altını almaya çalışıyor.
İsterseniz günümüzdeki uygulamaya burada ara verip tarihe bir yolculuk edelim.
Biliyorsunuz, eskiden para olarak altın başta olmak üzere değişik kıymetli madenler kullanılırdı. Kullanılan bu madene göre de paranın değeri vardı. Osmanlı’da da durum böyleydi…
Lâkin hem dış etkenler hem de Osmanlının son zamanlarında bir ekonomik buhran yaşanmış sonucu aralıklarla da olsa kaime (kağıt para) bastırılmıştı. (Belki o günün sanal alışveriş aracı) Artık madenler yerine bu kağıt paralar (gaymeler) kullanılacaktı. (Kaime, yerine kullanılan anlamında. Kaime-i makam (kaymakam) da buradan gelir mesela. Merkezî otoritenin yerine atanan taşraya atanan kişi)
1900’lü yılların başında elinde altını, gümüşü…vs. olan Osmanlı tebası, bunları gidip kağıt para ile ister istemez değiştirmek durumunda kalıyordu. Osmanlı Devleti, dış borcunu bu toplanan altın, gümüşle kapatmayı ummuştu çünkü. Söylentilerdeki vahamet ise bu altınlar umumiyetle yahudi tüccarlar tarafından Osmanlı tebasının elinden alınmış, Osmanlının elinde kağıt (para) yahudilerde ise altın (her yerde geçer akçe) kalmıştı. Ki o zamanki İstanbul’da çoğu kuyumcunun yahudi olduğunu az çok biliriz.
Şimdi tevafuk ki yine cari açıktan, hazinenin dolu olamamasından yakınıldığı bir devirdeyiz. İşin garibi yine yabancı parmağı ile birileri bu ülkenin altınına göz dikmiş. Parayla, rakamlarla arası çok iyi olmayan biriyim. Linkteki yazıyı konunun uzmanları benden daha iyi anlayacaktır mutlaka. http://blog.milliyet.com.tr/cari-acik-yastik-alti-altinlarla-kapanacak/Blog/?BlogNo=361421
Ama bu yazıdaki şu ifade, tabloyu ortaya koyuyor galiba: “İngiliz Financial Times gazetesinde Eylül 2011 tarihli yazıda Türkiye’nin 2012 yılında 200 milyar dolarlık borç ödemesi yapacağı bu yüzden sıkıntıya düşeceğinden bahsedilmekte. Cari açığın 75 milyar doları bulması, mevcut rezervlerin sadece 90 milyar dolar olması ve 200 milyar doları bulan dış ödemeler nedeniyle Türkiye halkının yastık altındaki altınları önemli bir kaynak olarak gösterilmekte.
Ne tesadüf! Financial Times dergisinde yayımlanan yazıdan 6 ay sonra Merkez Bankası altın toplama operasyonlarını başlatacak kararları aldı. Bugünlerde de hummalı şekilde milletimizin elindeki altınları toplama yarışı başladı.”
Öte yandan yine başka bir yazar (Güngör Uras-Milliyet http://ekonomi.milliyet.com.tr/ayse-teyzem-bileziklerini-bozduruyor/ekonomi/ekonomiyazardetay/06.07.2012/1563441/default.htm) şöyle diyor yazısında: “Toplanan altınlar Merkez Bankasında saklanır. 1000 gr. (1 kg) altından az altın veren eğer altınını geri isterse ona tekrar altın verilmez, para verilir.”
E, kimsede daha doğrusu sizin benim gibi sade vatandaşlarda da 1 kg altın ha deyince çıkmaz herhalde! Bu ne demek o zaman? Milyonlarca kişiden gram gram altın toplanacak, bunlar Merkez Bankasında saklanacak(!) ve altın yerine istediğimiz vakit elimize kağıt para tutuşturulacak!
Bu sistem iyidir, kötüdür; ben orasını bilemem! (Ki İslamî fıkıh çerçevesinde böyle bir anlaşmanın uygun olmadığını söyleyen fıkıhçılar da var. Altın verirsek geriye yine altın almak durumundayız, diyorlar.)
Ben sadece bildiklerimi, okuduklarımı paylaştım. Bu sisteme katılırsınız ya da katılmazsınız, o da sizin bileceğiniz bir iş.
Son olarak yine iki haber paylaşayım: İran’a konulan ambargo yüzünden uluslar arası para ticaretini gerçekleştiremeyen Türkiye, bu ülkeye olan borcunu külçe külçe altınla ödüyor.
Daha dün çıkan habere göre de altının gramı 130 lirayı görebilirmiş.
Evet; benden spekülasyon, ekonomi, tarih, piyasa haberleri şimdilik bu kadar. Bundan sonraki sayfalarda şehrimizin asfaltlanan yolları, hangi camide cenaze namazı, Çevre Bakanımız ne dedi haberlerini okumaya devam edebilirsiniz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi