Kemal DEMİRKIRKAN
Kemal  DEMİRKIRKAN
kemaldemirkirkan@kocatepegazetesi.com
AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN
  • 1
  • 1596
  • 21 Nisan 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Tayyip Erdoğan, MHP tarafından gündeme getirilen “Af Yasası” ile ilgili olarak “cezaevlerini boşaltmak için af çıkarılmaz” diye söze başladı. Ardından 2018 yılı Eylül ayında yaptığı açıklamada “Bu konudaki temel ilkemiz şudur; eğer bir af, devlete karşı işleniyorsa devletin bunu af yetkisi olabilir. Fakat şahıslara karşı işleniyorsa, bunun af yetkisi devlette değildir. Ancak bunu affedebilecek merci, o şahısların, mazlum, mağdur insanların ta kendisidir. Biz o yetkiyi devlet olarak kendimize alamayız. Düşünün ki bir ailede, bir kişinin eşi, kardeşi öldürülmüş, devlet olarak biz bunu affedebilir miyiz? O yetki ancak o ailenin kendine aittir. Bunun dışında parasal suçlar, hırsızlık, şu, bu… Aynı şekilde edebilir miyiz?” dedi. Bu açıklamalara kelimesi kelimesine katılırım. Altına imzamı atarım. Şuç ve Ceza insanoğlunun yüzyıllardan beri üzerinde durduğu, kitaplar yazdığı kavramlar. Suç varsa cezası da vardır, olmalıdır da. Ancak verilen cezalar ne sebeple olursa olsun uygulanmazsa adalet duygusu yara alır. Adalet sisteminde suça uygun cezanın verilmesinin yanısıra verilen cezanın yerine getirilmesi de önemlidir.
***
Meclis’te geçen hafta görüşülmeye başlayan infaz düzenlemesi Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Her ne kadar adına “Af” yerine “İnfaz” düzenlenmesi denilse de ortaya çıkan sonuç hükümlülerin salıverilmesini sağladı.
Yasaya göre; Hırsızlık, kapkaç, gasp, mala zarar verme, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti, tehdit, şantaj, cebir, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, bilinçli taksirle öldürme, yaralama gibi suçlardan hüküm giymiş 90 bin kişinin tahliyesi yapıldı.
Ancak düşünce suçluları, MİT’e karşı işlenen suçlar kapsam dışında kaldı. Yani vatandaşlara karşı işlenen suçlar affedilirken, devlete karşı işlenen suçlara indirim yapılmadı. Şimdi geri dönüp AKP’li Cumhurbaşkanı’nın söylediklerini bir kez daha okuyun. Noldu. Hani şahıslara karşı işlenen suçları affetmeyecektik. Ayrıca tüm ceza hukukçuları mevcut yasasının anayasaya aykırılığı, infaz ilkelerine aykırılığı, ayrımcı ve adaletsiz olması konusunda hemfikir.
***
Covit salgını başından beri bilim insanları, insanlar arasında bulaşı en aza indirebilmek amacıyla 2 temel şey öneriyorlar. Birincisi diğer insanlardan uzak durun, sosyal mesafeyi koruyun. İkincisi ise maske kullanın. Hatta iktidar bu işi daha da ileri götürerek sokağa çıkanlara maske zorunluluğu getirdi. Ancak gelin görün ki insanlar maskeye ulaşamıyor. İktidar maskenin parayla satışını da yasakladı. “Ben seni namerde muhtaç etmem. Maskeni ben göndereceğim. Maskeler PTT ile gelecek.” dedi. Adam yerine konulmak hoşumuza gitti, gurur duyduk. Ancak PTT işi olmadı. Bu sefer “Şifre göndereceğim, eczaneden alacaksın” denildi. Ama hala ortada maskeler yok. Herkes hiçbir tıbbi geçerliliği olmayan maskeler kullanmaya ya da elindeki maskeleri yıkayarak, ütüleyerek, fırınlayarak, alkole yatırarak yeniden kulllanmaya başladı. Ancak sonradan öğrendik ki maskeler tek kullanımlıkmış. İşlem gördüğünde tüm özelliğini kaybediyormuş. Herkes hala maske bekliyor. Bekliyor ki telefonuna şifre gelsin, gitsin eczaneden maskesini alsın. Yok. Parayla almak istese o da yasak. Tabiri caizse vatandaş iki arada bir derede kaldı. Bu gidişe salgının bitmesine yakın vatandaşımız maskelerine kavuşacak. Hepimiz maskelerimizle hatıra fotografları çektirip, hatıra olarak saklayacağız.
Son Söz; “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” Ziya Paşa

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM