ALLAH KORKUSU – Kocatepe Gazetesi

ALLAH KORKUSU – Kocatepe Gazetesi

Serencam Serencam 23 Ocak 2010 Cumartesi 02:00:00
  1- Dilde belirir: Dilini yalandan, dedikodudan, koğuculuktan, iftiradan, boş konuşmaktan sakınır. Zikirle, kur’an okumakla, ilmi konuşmalarla meşgul olur.
2-Kalpte belirir: Başkalarına karşı düşmanlık, iftira,kıskançlık duyamaz. Çünkü kıskançlık iyilikleri mahfeder. Bu hastalıklar ilimle veiyi amel işliyerek tedavi edilir.
3- Gözde belirir: Kul haram yiyeceğe, içeçeğe, haram giyeceğe haram olan hiç bir şeye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle değil ibret almak amacı ile bakar.
4- Karında belirir: Allah korkusu olan kul karnına haram lokma sokmaz.çünkü büyük günahlardandır. 40 gün duası ve namazı kabul olmaz. İnsan oğlunun karnına haram lokma inince lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve gökteki melekler tekrar tekrar üzerine lanet yağdırırlar. o lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir.
5-Ellerde belirir: Allah korkusu taşıyan kimse, ellerini harama değil, Allah’ın rızasına uygun şeylere doğru uzatır.
6-Alamet ayaklarda belirir: ALlah korkusu taşıyan kimse,günah işlemeye değil, Allah’ın emrine uygun ve O’nun rızasını kazandıracak işlere doğru yürür, Alimlerle ve iyi amel işliyenlerle buluşmak gayesiyle adım atar.
7- Alamet amelde belirir: Allah korkusu taşıyan kimse ibadetini sırf Allah rızası için yapar, riyadan ve münafıklıktan kaçınır.(Tur suresi ayet 17) günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler.

O BİRİLERİ SİZ OLUN!
Birileri hep vardır
En doğru zamanda çıkagelen
Anlayan, dinleyen, yardım eden, sevindiren
Hep insan hep dost
Hem insan hem dost
Birileri hep vardır
Sanatla arkadaş,
doğayla kardeş, felsefeyle dost

Birileri hep vardır
Çaresizken bile gönlünde güneşler doğan
Sabreden, azmeden ve umudeden

Birileri hep vardır
Gözleri ufka bakarken bile,
geldiği yeri unutmayan
Birileri hep vardır
Hiç esirgemeyen ve hep gülümseyen
Hep ‘iyi’…

Birileri hep vardır
Tanımadığı birine gözleri dolan
Bilmediği şeye hüzünlenen
Birileri hep vardır
Sevgiyi arayan, sevgiye inanan, sevgiye sarılan
Birileri hep vardır
Birileri ‘böyle yapmalıydı’ diyen ve o birisi hep kendisi olan

Birileri hep vardır
İçindeki çocuğa hep kulak veren
Ve seven seven ve yine seven
Hep insan hep dost
Hem insan hem dost
Birileri hep vardır

AĞIZ KOKUSUNU GİDERMEK İÇİN
*KlMYON: 1 bardak kaynar suya, 4-10 gr kimyon konur, 10 dk bek letilir, günde 2-3 bardak içilir. Kimyon toz halinde günde birkaç defa 0,5-1 gr içilir.
**KARANFİL: Yemeklerden sonra 1-2 adet karanfil ağızda çiğnenir. Toz karanfil, sarımsakla ezilir, macun haline getirilir, sabah aç karna bir miktar yenilir.
**DERE OTU TOHUMU: Dere otu tohumu ağızda çiğnenerek kullanılır.
**UDlHlNDl: Udihindi ağızda çiğnenir veya kaynatılıp gargara yapılır.
**AK-KARA KIZIL AĞAÇ Ağaç yaprakları kaynatılır, elde edilen su ile ağız çalkalanır.
**DAR-I FÜLFÜL: Günde 2,5 gr toz halinde şekerle beraber yenilir.
**MİNE ÇİÇEĞİ: Mine çiçeği haşlanır suyu ile gargara yapılır.
**ARDIÇ TOHUMU: Ardıç tohumu yenilir.
**SERVİ KOZALAĞI: Bir miktar kozalak ağızda çiğnenir.
**TURUNÇ YAPRAĞI: Turunç yaprağı ağızda çiğnenir (sigara, soğan ve emsali
koku veren şeylerde).
**MERSİN YAPRAĞI: 50 gr taze mersin yaprağı, 50 gr siyah üzümle dövülür, sabah aç karna-gece yatarken 1 ceviz büyüklüğünde yenilir. 15 gün kadar devam edilir.
**ÇÖREKOTU: Çörekotu yenilir.
**HÎNT NARI: Hint narı meyvesi veya çiçekleri sirke ile kaynatılır, gargara yapılır.
**BESBASE: Besbase ağızda çiğnenir.
*BOSTAN KARANFİLİ: Bostan karanfili kökü veya çiçeği kaynatılır, suyu ile ağız çalkalanır.
**BURÇAK: Burçak toz haline getirilir, günde 2-3 gr içilir.
**BAL: Bal sirke ile karıştırılıp, ağız çalkalanır.
**BÖĞÜRTLEN YAPRAĞI: Böğürtlen yaprağı çiğnenir.
**KEREVİZ: Kereviz yapraklan çiğnenir.
**ACI BADEM: Acı badem çiğnenir.
**BİBERİYE: 1 bardak kaynar suya, 10, 20 gr bitki konur, 10 dk bekletilir, ılık halde gargara yapılır.
**TURP: Turp balla pişirilip yenilir.
**HİNDİSTAN CEVİZİ: Hindistan cevizi balla macun yapılıp yenilir (mideden olan ağız kokusunu giderici).
**ANASON: 50 gr anason, 50 gr süsen kökü, 50 gr rezene, 50 gr kimyon karıştırılır, 1 bardak su ya, 5-10 gr konur, 10 dk kaynatılır, g��nde 3 defa gargara yapılır.
**ADAÇAYI: Adaçayı 30 gr, kakule 15 gr, lavanta çiçeği 30 gr karıştırılır, 1bardak suya, 5-10 gr konur, 10 dk kaynatılır, günde 3 defa gargara yapılır.
**PIRASA YAPRAĞI: Pırasanın yaprağı, defne tohumu veya yaprağı ile iyice ezilir. Bu terkiple dil ve dişler iyice ovulup temizlenirse ağızdaki bütün kokuları giderir.

GÜZEL KONUŞMA
Bu soru, ‘insanlar konuşurlarken niçin laflarının arasında bazı sesler çıkartırlar’ ve ‘ağır ağır konuşan insanlar laflarının arasında niçin -ııı-, -eee- derler’ şeklinde ikiye ayrılabilir.
Birinci sorunun cevabı, sırasını yani sözü karşısındakine kaptırmamak veya sözlerinin bittiği görüntüsünü vermek istememek olabilir. İnsanlar karşılıklı konuşurlarken birbirlerini dinler gibi görünürler ama o sırada kafalarında söyleyeceklerini tasarlarlar. Onları bir an önce ifade edebilmek için sabırsızlanırlar.
Karşısındakinin konuşmasını kesmeyecek olgunluktaysalar bir anlık susmasından istifade ederek söze girerler.
İnsanlar seslerinin kesildiği bir anlık soluklanma sırasında karşılarındaki sözlerinin bittiğini sanmasın diye bu boşlukları ‘ııı’, ‘eee’ diye sesler çıkararak doldururlar. Böylece karşıya devam edeceklerinin mesajını verirler. Yani oturduğu koltuğu kaptırmamak için üstünden kalkmamak gibi bir şey.
Bu genellikle yavaş tempoda konuşanların başvurdukları bir taktiktir ama zamanla alışkanlık haline gelir, ‘ııı’sız, ‘eee’siz konuşamazlar, kendileri de bundan rahatsız olmazlar.
İnsanlar sözleri kesilmesin diye başka anlamsız kelime ve cümleler de kullanırlar, taktikler uygularlar. Örneğin konuşmasına ‘çok ilginçtir ki’ şeklinde başlayan biri anlatacaklarının çok ilginç olacağını baştan belirterek, sonuna kadar dinlemesi için karşısındakini etkilemeye çalışır. Genellikle de sözlerinden ilginç bir şey çıkmaz.
Konuşma arası boşlukların niçin ‘zzz’ veya ‘uuu’ gibi seslerle değil de ‘m’ ve ‘eee’ gibi seslerle doldurulduğu sorusunun cevabı ise fonetik biliminin sahasına giriyor, ‘ııı’, leee’ sesleri sesli harflerden oluştukları için istenildiği kadar uzatılabilirler, dudağı, dili ve dişleri oynatmadan rahatça çıkarılabilirler. Herhangi bir kelimenin ilk harfiymiş gibi yanlış anlamaya sebep vermezler. Ağız söyleyeceği ilk kelimeye hazır şekilde en uygun konumunu muhafaza eder.
Konuşma boşluklarında çıkarılan sesler kültürlere göre de farklılık gösterirler. Çoğunluk ‘m’, ‘eee’ derken İngilizce konuşanlar ‘um’, ‘er’, Çinliler ise ‘zhege, zhege’ diyorlar.

Fudayl ibn-i İyâd Rh.A Hazretleri:
“Ben bir insanın rızâ halindeyken kardeşliğine inanmam, kızgınlık halinde kardeşliğini esas kabul ederim, o zaman inanırım. Ben onu kızdırdığım zaman… Ben onu kızdırdığım halde o kızmıyor mu, sabrediyor mu, sükût geçiyor mu, benim kötü davranışıma rağmen gene bir şey demiyor mu? Hah, demek ki sağlam arkadaşmış. Benim sinirlendiğimi anladı, hoş gördü. İşte iki gün sonra gelecek, sen o gün çok sinirliydin, ben sana cevap vermedim, ama haksızdın şöyle olacaktı, böyle olacaktı diyecek. Yâni asıl arkadaşlık bu durumda belli olur.”

(Prof. Dr. M. Esad Coşan Rh.A, Tasavvuf Sohbetleri Kitabından…)

Adama Göre Adam
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral, bunları görünce dayanamayıp:
– Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı? diye sorunca, İncili Çavuş:
– Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, cevabını vermiş. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi