ALLAH AŞKI – Kocatepe Gazetesi

ALLAH AŞKI – Kocatepe Gazetesi

Serencam Serencam 25 Aralık 2014 Perşembe 02:00:00
  Soru: -Efendim, insanı Allah aşkına ulaştıran yolu çizer misiniz?
Sabri Tandoğan: “Bu yolda ilk aşama insanın eşya ile olan ilişkilerini güzelleştirmesidir. Eşya denince insanların aklına çevresinde gördüğü masa, sandalye, elbiseleri… geliyor. Eşya ile ilişkilerin düzenlenmesi ne demek? Onu eşya olarak değil, Allah’ın bir tecellisi olarak görmek demek. Ben bazan bulaşık yıkarken onu Allah’ın elini tutuyormuş gibi tutarım. İki tabağı üst üste koyarken incitmemeye gayret ederim. Çay fincanlarımı bambu tabak altlarına koyarım ki bırakırken ses çıkarmasın diye. Dünyada en güzel ses, sessizliğin sesidir. Bazan gardırobumu açar elbiselerimi okşar severim. Elbiselerim 30-40 yıllık bile olsalar yeni gibidir. Çünkü onlar seviliyor, öpülüyor, okşanıyor. Önemli olan eşyayla güzel ilişkiler kurmak. Ben eve girince bütün eşyalara saygıyla selam veririm.
Bu yolda ikinci aşama hayvanlarla güzel bir iletişim kurmak. Ondan sonra bitkiler geliyor. Bu kurumuş bir gül olur, bir ağaç olur, hatta kuru dallar olur. Kurumuş dallara dikkat edin, onlarda öyle bir güzellik var ki, onu yakalamaya çalışın. Evimde güzel bir çam ağacım var. Onu incitmemeye hep dikkat ediyorum. Ona hep ilan-ı aşk ediyorum, ona şiirler okuyorum.
Bütün bunlardan sonra insanlarla ilişkilerin düzenlenmesi geliyor. İnsanlara öyle bir ilgi göstereceğiz ki, onları ayırmadan seveceğiz. Bugün dinsiz dediğimiz bir insanın yarın bizi fersah fersah geçmeyeceği ne malum? Bazı hayat kadınları para için vücutlarını satıyorlar, ama para için vicdanlarını satanlara ne demeli? Bize düşen baştan herkese karşı saygı duymak. Bu şekilde insan içindeki sevgiyi hep büyüterek bu yolda ilerleyebilir.
Şimdilerde aşk kelimesi çok ucuzladı, ayağa düştü. Aşk, bir insandan hareketle Allah’a yükselmektir. Her şey bir insanı sevmekle başlar.”

Mesel:
Ey ruhu dinlendiren kimse!
Esvabı insanın vücuduna göre ölçer biçerler.
Bunun gibi, evliya ve müminlere Hakkın tecellisi de, onların Allah’ın indindeki
mertebeleri nisbetindedir. Allah’ın nuru, onlar üzerlerine tahammül edebildikleri kadar iner.
Bir insan ateşe kavuşmak ve ondan faydalanmak isterse, hamamı ateşle kızdırır ve hamam vasıtasiyle ateşin vuslatından istifade eder. Eğer doğrudan doğruya kendisini ateşe atarsa tabiatiyle yanar.
Sultan Veled

Dostum boş yere dünya gamını yeme;
boş yere şu yıpranmış
dünyanın derdiyle
dertlenme;
olan oldu, geçen geçti; olmayansa daha belirmedi;
hoş olmaya bak; olanın, olmayanın gamına dalma.

Ömer Hayyam

4 KURAL

Hint Felsefesinin 4 Kuralı:
KURAL 1: Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.
KURAL 2: Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. ‘Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı’ gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay mükemmeldir.
KURAL 3: İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.
KURAL 4: Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişi- mimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.

Kendisiyle meşgul
olunan; sevip, peşinden
koştuğundur. Kendisinden meşgul olunan ise, başkası için terkedilendir.

Her şeyin O’nun kudretinde olduğunu bilmeli ve sırf O’na tevekkül etmelidir.
“Kim Allah’a tevekkül ederse O, ona yeter” (Talak 65/3)

İYİ GÜN

Babaannem derdi ki:
“İyi gününde arayıp sormayana gönül koyma kızım, kötü gününde yanında olmayana diş bile…
Herkes yanındayken yanında olana değil kimse yanında değilken, yanında olana hürmet dile…
Emrivaki olan hiçbir emek sana helal değildir…
Gönülden gelene aç kapını gönülden verene aç sofranı…
Belki an gelecek kendine kızacaksın yanlış dosta post biçtiğinden ama üzülme her yaşanan, gören gözün mizanında, başa takke…
Bazen ıslak taşa da oturur insan azıcık derman bulayım diye karnını ağrıtacağını bile bile…
Olacağı varmış, olmuş de…
Ve bundan sonra, umudunun gemisine olur olmazı bindirme…

İnsanoğlu bir gün;
Virgülü kaybetti:
Söyledikleri birbirine karıştı.
Noktayı kaybetti:
Düşünceleri uzayıp gitti,
ayıramadı onları.
Ünlem işaretini kaybetti bir günde:
Sevincini, öfkesini, bütün duygularını kaybetti.
Soru işaretini kaybetti bir başka gün:
Soru sormayı unuttu.
Her şeyi olduğu
gibi kabul eder oldu.
İki noktayı kaybetti
bir başka gün:
Hiçbir açıklama yapamadı.
Hayatının sonuna geldiğinde
Elinde sadece tırnak işareti kalmıştı.
“İçinde de başkalarının
düşünceleri vardı yalnızca.”
Alex Kanevsky

Hayat ,
İlkbaharda dağlardaki karların erimesi kadar çabuk sona erer.
Anlamadan bitiverir.
Yaşadığımız her saniye bize bahsedilmiş birer mucize olsa gerek.
O kadar ki, geri alınması ve tekrar yaşanması olanaksız…
Bunu bil ve her sıkıntılı anında bunu anımsa.
Acıları ve üzüntüleri, hayatının büyük bölümüne yayarak kendini yıpratma.
Dolu dolu, heyecanla, severek, sevilerek yaşa….
Sevmekten ve çok sevilmekten korkma.
Sevmek, en yüce değer; ölesiye, uçsuz bucaksız sevmek.
Sevilmekte bir o kadar…
Bir gün arkana baktığında, ki o gün mutlaka gelecek tüm benliğini pişmanlık kaplamasın.
Yapamadıklarının pişmanlığıyla değil, yapabildiklerinin hazzıyla yaşlan.

Susanna Tamaro

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi