ÂLİMLERDE BULUNMASI GEREKEN ON ÖZELLİK

ÂLİMLERDE BULUNMASI GEREKEN ON ÖZELLİK

Muharrem Günay 21 Ekim 2017 Cumartesi 11:07:37
 

Türkistanlı büyük Türk âlimi Ebu Hafs’a göre, İslâm âlimlerinde- eğitimcilerinde şu on özellik bulunmalıdır:
1. Allah sevgisi ve korkusu ile dopdolu olmak,
2. Dini ve ilmi konularda yeterli olmak,
3. Halka ve öğrencilere doğru yolu göstermek,
4. Şefkatli olmak,
5. Halktan ve öğrencilerden gelebilecek sıkıntılara katlanmak ve sabırlı olmak,
6. Kimsenin malında ve mülkünde gözü olmamak,
7. Güzel ve yumuşak huylu olmak,
8. Alçak gönüllü-mütevazı- olmak,
9. Devamlı olarak ilmi çalışmalar yapmak, kendini geliştirmek ve halktan kopmamak.
10.Kapısı herkese açık olmak. (Ebulleys Semerkandi, Tenbih ül Gâfilin tercümesi – Gafletten Kurtuluş- Yaman Arıkan, cilt:2, sf:659)
Yukarıda sayılanların hepsi çok önemli olmakla beraber, bu gün en fazla eksikliğini duyduğumuz husus, ilim adamlarının ve eğitimcilerin kendilerini geliştirmek gibi bir gayret içerisinde olmamalarıdır. Bilhassa öğretmenlerimizin ve din görevlilerimizin kendilerini geliştirmek için çok zamanları olduğu halde bu yönde hiçbir çaba ve gayret içerisinde olmadıkları görülmemektedir. Yapılan araştırmalar çoğu öğretmen ve din görevlisinin günde bir gazete, haftada bir dergi ve ayda bir kitap dahi okumadıklarını göstermektedir.
Bilim adamlarından, öğretmen ve din görevlilerinden yeterli verimi almak için, onların özlük haklarında iyileştirmeler yapmak, insanca geçinecek ve ilmi araştırmalara da kaynak ayıracak bir ücret vermek gerekir. Hayatını devam ettirmek, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmek için ikinci bir iş peşinde koşmak zorunda olan eğitimciden ve din görevlisinden yeterince verim almak mümkün değildir. Hayatını devam ettirmek için ikinci bir iş yapmak durumunda kalan eğitimcinin ve din görevlisinin toplum içerisinde saygınlığı da olmaz. Bir ülkenin bilime verdiği önem ile bilim adamına, eğitimcilere ve din görevlilerine verdiği önem doğru orantılıdır.
Ebu Hureyrenin nakline göre Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Kıyamete yakın bir takım topluluklar türeyecek, bunlar dini vasıta kılarak dünyayı yiyecek, dini midesine alet edecek. Sözleri şekerden tatlıdır. Fakat kalplerinde birer canavar gizlenmiştir. Adalet-i ilahiyenin tecelli edeceği gün Allah (cc) onlara şöyle hitap edecektir: ‘ Siz benimle mi gururua kapıldınız, yoksa bana karşı mı cüretkar davrandınız “ (Tirmizi) (Celal Yıldırım, İslam Ahlakından Parlak Sahifeler, 27,Bedir Kitapevi,İst. 1975)
“Ey iman edenler! Doğrusu hamamların ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksız sebeplerle yerler; bir de ( onları ) Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü hazine edip de Allah yolunda harcamayanları elem verici bir azap ile müjdele” (Tevbe 34.) Bu ayetin tefsirini yapan Celal Yıldırım şöyle diyor:
“Dini dünyalığa alet edinerek sudan ve haksız sebeplerle insanların malını alıp yemek ve biriktirmek kesinlikle haramdır, zulümdür. Kur’an bu konuda Yahudi ve Hıristiyan din adamlarını kınayıp azap ile müjdelerken dolayısıyla Müslüman din âlimlerinin dikkatini çekiyor, onları uyarıyor. Çünkü din bir geçim aracı değildir ve olamaz. Halkın dini duygularından yararlanıp onu kötüye kullananların bir yandan dini tahrip ettiklerini unutmamak gerekir.(C.Yıldırım, Kur’an-ı Kerim Meal ve Tefsiri, sayfa:193, Tercüman yayını)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi