Ali Fuat Güçlüer
Ali Fuat  Güçlüer
AKDAĞ KAMPININ ARDINDAN
  • 0
  • 2139
  • 11 Haziran 2019 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Afyonkarahisar’ın güzel kamp alanlarından olan Akdağ Tabiat Parkı’nda 4 arkadaş bayram izninde kamp yapma imkanı bulduk. İlk defa gittiğim Akdağ’da beni neyin beklediğini pek bilmiyordum. Birlikte yola çıktığımız arkadaşlardan ikisi daha önce kamp yaptığı için onlara güvenerek yola çıktık. Güzel ve zevkli bir yolculuğun ardından Akdağ sınırlarına geldik.
ÜCRET UCUZ AMA …
Girişte Sandıklı Belediyesi’nin görevlisi olduğunu söyleyen bir arkadaş giriş ücreti olarak 10 lira istedi. Basın mensubu olduğumuzu söyledik. Fakat işlemin yeni hayata geçtiğini, belediye meclisinden çıkan karar gereği engelli, şehit yakını ve gaziler dahil olmak üzere herkesten bu ücreti aldıklarını söyledi. Ben de şaşırdım. Nedeni ise Türkiye’nin birçok yerinde (müzeler, parklar, otoparklar, milli parklar gibi tarihi ve turistik alanlarda) giriş ücreti alınmadığını söyledim. Arkadaş ise encümenden daha bu kararın gelmediğini söyledi. Biz de ücretimizi vererek girişimizi yaptık. Engelli, şehit yakını ve gaziler için bu ücret ilk toplantıda dile getirilerek çözüme kavuşmalı.
AKDAĞ GERÇEKTEN
GÜZEL VE GÖRÜLMEYE DEĞER
Gerçekten beklentilerin ötesinde güzel bir doğal yaşam alanına girdik. İnsanların çoğu piknik yapmak için saatlik gelmişti. Çoğunun arabası vardı ve arabası olmayanlar da eş dost yardımıyla ulaşım sağlamıştı. Arkadaşlarımızla birlikte öncelikle kampı kuracağımız yeri bulmaya çalıştık. Arkadaşlar alanı bildiği için göletin biraz uzağına bir yerde kamp yapmak istediklerini söyledi. Tellerle çevrili bir alan vardı. Oraya gittik, daha önce ağaçtan su çıkan, tahrip edilmiş bu alanda kamp yapmanın izin gerektirdiğini öğrendiğimizde de buradan vazgeçtik. Çünkü izin almak için bir dizi işlem lazımdı ve biz işlemleri bayram izninde çözemeyeceğimizi düşünerek gölete yaklaştık. İnşaatı devam eden bir bungalov evin yanına geldik. Afyonkarahisar Merkez’de görevli olan memur ağabeylerle karşılaştık. Onlardan akıl aldık. Daha önce orada 3-4 kez kamp yaptığını anlatan ağabey, bize kamp hakkında bilgilendirme yaptı. Biz de ağabeyin bize verdiği bilgilerden yola çıkarak daha dikkatli bir şekilde davrandık. Daha sonra çadırımı kurmak için suya yakın güzel ağaçlık bir alanda 15 dakika süren çalışma sonrasında çadırı kurduk. Biz iki arkadaş çadırı kurarken diğer iki arkadaşta semaverde çayı demlerken mangalı da yaktı. Sonrasında yiyeceklerimizi da hazırladıktan sonra bir süre soluklandık ve yemeklerimizi yedik.
ÇEŞME VE SAYISI ARTIRILMALI
Yemekten sonra bulaşık işi vardı. En güzel yanı da buydu. İki arkadaş diğer ağabeyin bize tarif ettiği suyu (çeşme) aramaya başladık. Ağabey ile sohbet ettiğimiz yer ile bize çeşmenin yerini tarif ettiği alanda bayağı bir arandık, bulamadık. Sonrasında herkes tarafından bilinen o eski dağ çeşmelerinden birini gördük ve oraya doğru yürüdük. Kamp yaptığımız alan ile çeşmenin arası yaklaşık olarak 1 kilometre vardı. Sandıklı Belediyesi veya konunun muhatabı olan müdürlüklerimiz çeşmelerin sayısını artırmalı. Öğrendiğimiz kadarıyla piknik ve kamp alanında çeşme ve tuvalet sayısı bir hayli az. Tamam; Akdağ Tabiat Parkı alanı çok büyük kabul ediyoruz. Fakat insanların sürekli kullandığı alanda 2-3 çeşme yetersiz kalıyor. Tuvalet sayısı ise bayağı bir az. Yapımı süren tuvalet var fakat onunla birlikte 4 tuvalet daha lazım.
KAMPIN DA ADABI VAR
Bulaşıkları bitirip tekrar çadırımızın yanına gelirken kampla ve piknikle ilgili birçok şey daha öğrendim. ‘Çevremizi temiz tutalım, yaktığımız ateşe dikkat edelim’ veya buna benzer kamu spotlarını vermeyeceğim. Çünkü bunlar art niyetli insanların yaptığı ve yapacağı davranışlar. Dikkatimi çeken şeyler insanlar (gerçekten insan olanlar) parka gelirken yanında getirdiği ihtiyaç fazlası olan hemen tüketilmesi gerekmeyen gıdaları, su şişesi veya kamp araç gereci gibi şeyleri ağaçlara asıyor. Fakat bunun bile bir adabı varmış. Alanda yaşayan ve geceleri beslenmek üzere ya da su içmek üzere parka inen yabani hayvanlar bu ağaca asılan gıda maddelerine ulaşamayacak, ama insanların da rahat bir şekilde alabileceği bir yüksekliğe asılıyor.
Arkadaşlarla yemeğimizi yedikten sonra oyun kısmına geçtiğimizde de ışıklandırma ve kamp ateşi işini çözdük. Bakt��k hava serin ikinci kamp ateşini yaktık. Masanın bir tarafında bir ateş bir tarafında bir ateş yakarak hem ısınma hem de ışıklandırmaya katkı yaptık. Sonrasında kamp ateşinin birinin bir kısmına patates gömerek çayımızı yudumlamaya başladık. Gecenin ilerleyen saatlerinde is eşliğinde oturarak, oyun oynadık, sohbet ettik.
KORKU BAŞKA BİR ŞEY
Kamp alanında ışıklandırma biraz ufak kalınca etrafımızda zifiri karanlık hakimdi. Biz de küçük ama etkili bir ışıklandırma ile sağımızı solumuzu kontrol ettik. Arkadaşlar arasında; ses duyduğunda ışıkla sesin geldiği yeri kontrol ettik. Bu ağaçtan düşen kozalaklardan da kaynaklı olsa bile kontrolü bırakmadık. En ufak seste, sağımızı solumuzu kontrol ettik. Çünkü domuz gelme olasılığı ile korkuyorduk ve domuzdan kurtulmak için her hangi bir savunma aracımız yoktu. Ya da buna benzer her hangi bir hayvan gelme olasılığı rahatsızlık veriyordu.
KANYONA AZ KALMIŞTI
İlerleyen saatlerde çadıra geçerek sohbetimize ve oyunumuza devam ettik. Şafak sökerken uykularımızın gelmiş ve uyamaya karar vermiştik. Fakat havanın soğuk olacağını da bilsek de bir takım aksaklıklardan dolayı fazla kışlık kıyafet takviyesi yapmamıştık. Gece biraz soğuk olsa da büzüşerek de olsa uyuduk. Arkadaşlar geç yatmamıza rağmen erkenden uyanırken ben onların uyandığı saatlerde uyumaya başladım ve öğlen saatlerinde uyandım. Bir ara hepimiz uyuduğu bir esnada çan sesleri duyduk. Çan sesini çıkaran inekler çadıra vurdukça hepimiz uyandık. İki arkadaş çadıra vurarak ineklerin uzaklaşmasını sağladı. Yatarken de çok fazla kafa ağrım olduğu için uyandığımda ilacımı attım ve başımın ağrısını kesmeyi başardım. Öğlen saatlerinde kahvaltımızı yaparak saat 15.30 civarında Tokalı Kanyona doğru yola çıkacaktık. Bunun için toparlandık ve hazırlığımızı yaparak yola çıktık. Uzun ince bir yolda ortalama 6-7 kilometre düşük hızda ilerledik. İki yerde aracı durdurduk ve araçtan indik. Araç yüksekliği diğer araçlara göre biraz daha yüksek olduğu için fazla zorlamadan yol bitene kadar kanyona yaklaştık. Ortalama 6 bin adım atarak belirli bir yere kadar geldik. Fakat hem yorulmuş hem de mola vermiştik. Molamızda hemen bir ateş yakarak o meşhur isli demlikle çayımızı demledik. Birer ikişer bardak çayımızı içerken yağmur başladı. Karar vermemiz gerekiyordu. Karanlığa kalmadan da geri dönmek gerekirdi. Çünkü kanyonun sonunu ne zaman göreceğimizi bilmiyorduk. Aslında dağların ve sudaki taşlardan az kaldığını anlamıştık. Fakat geri dönmek için en az 2 saat daha yürümemiz gerekiyordu. İşin açıkçası suyun soğukluğu da beni rahatsız etmişti. Dönüş yoluna geçtik ve bir süre yürüdük. Arkadaşlardan birisi kayadan kayaya atlarken ayağı kaydı ve biraz ıslak bir düşüş geçirdi. Bu sırada işaret parmağından yaralandığını fark ettik. İlkyardım çantasından çıkardığımızı malzemelerle arkadaşın parmağına pansuman yaptıktan sonra yolumuza devam ettik. Yolda gördüğümüz parçalanmış ağaçlar ve bazı hayvan kemikleri de endişelenmemizi sağladı. Arkadaşın birisi ağaçları domuzların parçaladığını, kemiklerin geyiklere ait olduğunu ve domuzlar tarafından geyiklerin yendiğini söyledi. Yolumuzu bitirerek aracın yanına sağ salim geldik. Burada bir kez daha mola verdik. Daha önce ateş yakılmış olan taşları düzelterek bir ateş daha yakarak bir öğünümüzü daha geçirdik. Aracın bir tekerinin solduğunu fark ettik. Araçta yer açılması için stepneyi ve gereklerini evde bırakmıştık. Lastik tamamen solmadan Sandıklı’ya inmemiz gerekiyordu. Acele ederek tekrar Akdağ’a oradan da Sandıklı’ya indik.
Kampımızı da böylelikle tamamlamış olduk. Akdağ Tabiat Parkı’nda emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum. Bizler çalışanların ne zor şartlarda çalıştığını biliyoruz. Fakat hizmet insan içindir. Eksikleri de bir şekilde yönetimlere ileterek çözüme kavuşmasını sağlamamız gerekiyor. Sürçü lisan ettiysek affola…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM