AK PARTİ NEREYE GİDİYOR

AK PARTİ NEREYE GİDİYOR

Tarihler 14 Ağustos 2001’i gösterirken Türkiye’de yeni bir parti kuruluyordu. Başlangıçta kimsenin önemsemediği ama sonrasında ise Türk siyasi tarihine damga vuracak olan bu siyasi parti Ak Parti adıyla vücud buluyordu.
Adalet ve Kalkınma Partisi olarak kurulan parti kuruluş manifestosunda muhafazakar demokrat parti kimliğine vurgu yapmış, ülkenin temel sorunları tespit edilerek bunlarla ilgili çalışma yapılacağı belirtilmişti.
Parti Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde ve birçok ünlü ismin katılımıyla kurulmuştu ancak İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığında büyük işler başaran Sayın Erdoğan bariz partinin en önemli yüzüydü. Zira halk tarafından tanınan benimsenen bir liderdi.
Ak Parti girdiği ilk seçimden (2002 Genel seçimleri) büyük bir zaferle ayrılırken- 365 milletvekili – Sayın Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı olduğu için bu seçimlere girememişti.
***
O tarihten sonra girilen tüm seçimlerde genel, yerel seçimler ve referandumlar fark etmeden Ak Parti büyük zaferler elde etti.
Çok isimler geldi geçti ama Sayın Erdoğan partinin başında hep vardı. Bu da şunu net olarak gösterdi ki halk Sayın Erdoğan’a çok büyük teveccüh gösteriyor ve gerçek anlamda çok güveniyor ve her platformda arkasında duruyor ve destekledi. Halk 17 yıllık dönemde Sayın Cumhurbaşkanını hiç yalnız bırakmadı.
***
Lakin bir de madalyonun diğer yüzü vardı ki bu hiçte yukarıda bahsettiğimiz gibi değil. Reis’in halkla kurduğu gönül bağı ve vefa diyaloğu maalesef başta birçok milletvekilinde olmadığı gibi yerellere inildiğinde il ve ilçe teşkilatlarında hiç vuku bulmadı.
Reis her ne kadar liyakat ilkesi ve kul hakkından bahsetse de maalesef teşkilatlar çoktan bazı milletvekillerinin ve güç odaklarının çatışma merkezi durumuna gelmişti. Liyakat ilkesinin yerini Ankara’da adamı olan kazanır ve parası ve gücü olan haklıdır görüşü almış ve maalesef bu durum Reis’ten saklanmaya çalışılmış ve çoğu zamanda başarılı olunmuştu. İller de teşkilatlar delegelerin ve halkın düşüncelerinden ziyade bölge milletvekillerinin görüşlerine bırakılmış zaten halkla arasında mesafe olan milletvekillerinin oluşturduğu teşkilatlarda doğal olarak halktan gittikçe kopmaya başlamıştır.
İllerdeki bu durum ilçelere de sirayet etmiş ve artık ilçelerde de il başkanları ve milletvekillerinin güdümünde teşkilatlar oluşmuş, haklı eleştiri kabul görmez ve neredeyse farklı ses hain ilan edilir duruma gelmiştir.
Bu durum 14 Ağustos 2001 yılında Türk Siyasi hayatında yola çıkan ve büyük zaferler elde eden Ak Partinin muhafazakar demokrat parti kimliğini ve liyakat ilkesinin olmazsa olmaz kavramını baltalamıştır.
Artık il yönetimlerine liyakat ve fikir sahibi insanlardan ziyade milletvekillerinin adamları, zengin babaların çocukları girmeye başlamış halkla bağ hızlıca kopmaya devam etmiş hatta bazı gençlik kolları yatlarda yaptıkları toplantıları sosyal medyada paylaşmaya başlamıştı.
Bunların sonucunda Ak Partinin ve Sayın Cumhurbaşkanının çok çok önem verdiği İstanbul gibi bir kale çok önemli adaya rağmen kaybedilmişti.
İstanbul seçimlerinin sonucu doğru okunacak olursa Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başında olmadığı Ak Partinin bir seçime bile dayanamayacağının apaçık göstergesiydi. İstanbul seçimlerinin kaybedilmesinin en temel nedeni halkla Anadolu’daki bağın yavaş yavaş koptuğu ve maalesef bunun da yereldeki yöneticiler nezdinden kaynaklandığı aşikardı. (Belki ileride bu konu üzerinde değerlendirmelerimiz ayrıca yapılacaktır. Çünkü İstanbul seçimlerinin analizi tek bir cümleyle geçiştirilemez ama ana fikir budur diye düşünüyorum.)
Şimdi ne olacak sorusuna bakacak olursak Sayın Cumhurbaşkanı durumun vehametine vardı ki halkla gönül bağımızı kesen kim varsa acımayacağız dedi.
Bence de acımamalı. 20-30 hatta 40 yıllık dostu olsa da kendini halkın üstünde gören parti içerisinde kim varsa uzaklaştırmalı. Kim gücü kendi çıkarları için kullanıyorsa derhal görevine son verilmeli ve liyakat ilkesinden asla taviz verilmemelidir. Yerelde il teşkilatları oluşturulurken milletvekillerinin tavsiyelerinden ziyade delegelerin ve halkın talepleri dikkate alınmalı ve böylece halkla kucaklaşma yeniden sağlanmalıdır ki halkın istediği de budur çünkü kim ne derse desin halk Sayın Cumhurbaşkanı Reis Recep Tayyip Erdoğan’ı çok sevmektedir.
Aksi halde ise Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonrası asla olmayacaktır.
***
Güzel ilimiz Afyokarahisar’la ilgili güzel şeyler de olmuyor değil. Bizi her müsabakada başarıyla temsil eden Münevvere kardeşimiz Avrupa Şampiyonasında da yine göğsümüzü kabartarak Şampiyon olmuş ve bayrağımızı gönderde dalgalandırmıştır. Allah ondan, ailesinden ve onu yetiştirenlerden razı olsun.
Cuma akşamı Cumhuriyet Zafer Meydanında ise farklı bir etkinlik vardı. Geleneksel Yaz akşamları konserleri meydanda düzenlendi. Bizler de oradaydık. Gerçekten çok hoş ve güzel etkinlik oldu. İnsanlar, çocuklar meydanı doldurdu ve gönüllerince eğlendi. İnşallah bu görüntüleri önümüzdeki dönemlerde artarak göreceğiz.
Son olarak şunu da belirteyim. Geçen hafta birkaç esnafı ziyaretimizde edilen muhabbet noktasında insanlar ZEYBEK başkanın seçildikten sonrada seçilmeden önceki gibi kendilerine ilgi göstermesinden son derece memnunlar. Tercihlerinde doğru karar verdiklerini ve ZEYBEK başkanın bu kent için şans olduğunu dile getiriyorlar. Bu sözleri duyunca şahsım adına söyleyeyim mutlu olmadım desem yalan olur.
Demek ki ZEYBEK başkan birçok siyasinin yapamadığını yapmış ve halkla gönül bağını kopartmamış, yoksa neme lazım Afyon bile kaybedilebilirdi seçimler sonunda…
Selam ve Saygılarımla

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi