AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİNDE PROTESTAN MİSYONERLİK FAALİYETLERİ (1820-1922) – 5

AFYONKARAHİSAR VE ÇEVRESİNDE PROTESTAN MİSYONERLİK FAALİYETLERİ (1820-1922) – 5

Hasan Tahsin Günek 15 Eylül 2017 Cuma 12:24:01
 

(Dünden Devamı)
Misyonun Manisa İstasyonunda görevli misyoner Bayan Bowen ise 1879 tarihli mektupta, Afyonkarahisar ve Akşehir’de görevli olan American Board misyonu mahalli görevlilerinin ölümlerinden ve Afyonkarahisar’daki mahalli misyon görevlisinin defnine yönelik olarak, Gregoryen Ermenilerin çıkardıkları zorluklardan ve cenaze defin töreninden epeyce ayrıntılı bahsetmiştir. Gregoryen Ermenilerin Protestan misyonerlerine mesafeli olduklarını, sık sık çalışmalarından rahatsızlık duyarak engellemeye çalıştıkları, Protestanlığa geçen Ermenileri kendi topluluklarından dışladıklarını yazılanlardan anlamaktayız. Bu arada Bayan Bowen mektubunda Afyonkarahisar baş vaizi Harityun ve Akşehir baş vaizi Serkis’in ani ölümlerinden “Mahalli Yardımcıların Ölümleri” başlığı altında şunları yazmaktadır:
“Bu iki kişinin dünyadaki başarılı çalışmalarından o kadar erken uzak kalmaları derin gizemlerden biridir. Kısa bir süre önce Merzifon’daki seminerden doğduğu şehre eşi ve çocukları ile birlikte döndü. Cesareti, alçakgönüllülüğü ve bencil olmamasından dolayı bizi olumlu etkiledi.  Onun Afyonkarahisar‘daki sayısız arkadaşları ve yakınları tarafından bunu öğrenmek bizi ayrıca şaşırtmadı. Engellemeler yüzünden okula gelen öğrenci sayısı dalgalanmalar göstermişti. Ancak haftanın her günü okula gelen ortalama kırk çocuk vardı. Yaz aylarında, İstanbul Baş Evi’nden mezun olan kayınbabası Efdim, ona katıldı”10
“Şehrin en iyi ailelerine mensup ellinin üzerinde kız çocuğu için bir kız okulu açtı. Okulların bir yıl daha devam etmesine izin verilmeyecek kadar çok tehdit ve engellemeler yapıldı. Ancak Harityun tarafından yazılan son mektup, zaferle Tanrı’nın onlara verdiği başarıdan dolayı Sabbath’a katılımı artırarak, okul sınavları için tatmin edici katılıma bir fırsat vererek ve kalplerini Rab’bin iyiliği içinde sevinç içerisinde tutuyor. Harityun zor geçen bir Pazar gününün ardından hastalandı. En başta çok zamanı kalmadığını tahmin etmişti. Karısını ve üç küçük çocuğunu Efdim’e emanet etti. Son sözleri şunlardı: “Sevinç ve mutluluk içinde cennete gidiyorum.
Cenaze Merasimi
Şimdi herkes için en hüzünlü an geldi. Efdim, tabutla definin yapılmadığı bir şehirde, ölen kardeşi için bir tabut hazırladı. Tabut kapağını kumaşla kaplayarak yaldız başlıklı raptiyeler çakarak bir haç yaptı. Şehirde hiçbir Protestan Mezarlığı olmadığı için defin yeri konusunda kararsız kalındı. Diğer mezhepten Ermeniler her türlü şartlar altında cenazenin kendi mezarlıklarına defnedilmesine karşı çıktılar. Ancak sonunda Ermeniler kendi dini inançlarına uygun gömülmesini şart koşarak ikna oldular. Elbette bu karar alınırken Harityun’un mesleğine ve Protestan hayatına vefasızlık yapılmadı. Bir bahçe satın almak için çaba sarf edildi, ancak hükümet böyle bir yerde defin yapmaya izin vermedi. Geriye kalan tek alternatif, şehirden biraz uzakta ıssız ve halkın gözünde virane kabul edilen eski bir Yahudi mezarlığıydı. Korkarak ve titreyerek kabul ettikleri bu alternatif, daha önce başka şehirlerde yapıldığı gibi cesedi kaldırıp eve götürüp, belki parçalamamışlardı. Bütün bunları okurken yine şunu söylemeliyiz ”Baba onları bağışla. Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlardı. Bu geçen zaman zarfında cenaze, evinde yatıyordu. Efdim’in yazdığı gibi cenaze, insan seli tarafından ziyaret edildi. Cenaze alayında önceden seçilen on iki erkek çocuğun söylediği güzel tatlı ilahiler eşliğinde yaklaşık yüz kişi ile birlikte mezarlığa giden yola koyulduk.
Mezara ulaşmadan önce vali, valilik önünden geçene kadar onlara eşlik etmesi için her üç yüz adımda, bir süvari ve piyade askerlerinden oluşan ek nöbetçi konulmasını emretti. “Protestanların iki evleri olduğu söyleniyor, ama bakın! Şehrin neredeyse yarısı onlarla birlikte” dedi. Mezarlıkta erkek okulunun öğretmeni ve bir öğrencisi kitaptan bir ilahi okudular. Kalabalığa birkaç cümle ile hitap ettikten sonra cenazeyi defnedip şehre döndüler”11  (Devamı Yarın)

 

KAYNAKÇA:
10TheMissionaryHerald,Vol.LXXV,October, 1879, No.X,Page  377
11TheMissionaryHerald,Vol.LXXV,October, 1879,No.X,Page378

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi