“A”DAN KURTULMAK VE “B” KAPSAMINA GEÇEBİLMEK İÇİN

“A”DAN KURTULMAK VE “B” KAPSAMINA GEÇEBİLMEK İÇİN

Mustafa Yılmaz DÜNDAR 1 Şubat 2018 Perşembe 13:47:21
 

– 94 –
Bir arkadaş demişti ki; bazen bir şeyi düşünürken doğru olduğunu sanıyoruz, ama söyleyince fark ediyoruz ki yanlış. Bu durumda söylemek, kontrol etmek gibi midir? Kişi öğrendiklerini yaşamaya çalıştığında onun bu tarz fark edişleri birer antrenmandır. Bu bir mücadeleyi gösteriyor, kendini test ettiğini, incelediğini gösteriyor; kişi artık “ne düşündüm, ne söyledim?” diye kendiyle meşgul. Bir mücadeledir bu ve mücadele “A” ve “B” muhasebesi olarak yapılıyorsa “La ilahe illallah Kelime-i Tevhidi’nin fiili zikridir, çok önemli bir fiilen zikrullahtır. Veri tabanımızdaki “A”ya ait haller, özellikler açığa çıkmasa nasıl fark eder de temizleriz? Fark edip, üzerine gidelim diye bunlar açığa çıkıyor ki temizlensin. Açığa çıkmasa ne yaparız? Bunlar hepimizde hep olacak. Onlarla mücadele ediyorsunuz ya, o mücadele nurdur. O mücadeleyi yapmasanız nur kazanamazsınız. O mücadele size nur kazandırıyor, çünkü o fiili Kelime-i Tevhid zikrullahıdır, bu yolda çok önemli bir muhasebe ve mücadeledir. Yanlış olduğunu, Allah’ın razı olmadığını fark ettiğiniz hallerle karşılaştığınızda La ilahe illallah deyip “B”ye yönelmeniz nurunuzu katlayarak artırır, sizi “B”ye sabitler, size “B” yaşantısında kararlılık kazandırır, bu mücadele böyle bir zikirdir.
“A”DAN KURTULMAK VE “B” KAPSAMINA GEÇEBİLMEK İÇİN YENİ İDRAK ÇERÇEVESİ
Bu yoldaki talip için “A”dan kurtulmak, “B” yaşantısını yerine oturtabilmek, oraya sabitlenebilmek önemli hedeflerdir. Bu nedenle, şimdi “B”ye sabitlenebilmeye yönelik birkaç cümleyi paylaşalım. “B” yaşantısıyla beraber, İlmel Yakîn hal başlar” demiştik. Bu cümleyi açmamız, net olarak tarif etmemiz lazım ki okuduğumuz yerlerdeki kavramları yerlerine doğru şekilde oturtabilelim.
“B” yaşantısıyla birlikte sırasıyla İlmel Yakîn, Aynel Yakîn, Hakkal Yakîn haller yaşanmaya başlar. İlk aşama olan İlmel Yakîn hale “fiillerin tecellisi” de denir. Eğer siz “A”yı fonksiyonsuzlaştırmış, “B”de karar kılmış ve ona göre bir hayat düzenlemişseniz, İlmel Yakîn halle beraber sizde Fiillerin Tecellisi hayatı başlar, Aynel Yakîn halle beraber İsimlerin Tecellisi görülür, Hakkal Yakîn’in yaşanmasıyla da Sıfatların Tecellisi görülür. Bu yaşantıların başlaması için her şeyden önce “A” yapı ile yaşamaktan, kendinizi “A” ile takdimden kurtulmak şarttır. Öyleyse gelin, “A”dan kurtulmak ve “B” kapsamındaki o yaşantılar için antrenman yapmak üzere hayatta uygulayabileceğiniz şeyleri bir yöntem çerçevesinde ele almaya, yani bir idrak çerçevesi oluşturmaya çalışalım.
“B” SIFIR NOKTASININ BAŞLANGICINDA
 KİŞİ HER ŞEYİ RABBİNDEN BİLİR

Fiillerin Tecellisi denilen yerde bütün fiiller, rastlanılan bütün davranışlar RABBİNDEN bilinir. Kişi kendisinde ve dışında rastladığı davranışlarda fiillerin tecellisi halini işte o zaman fark etmeye başlar. Böylece fiillerin tecellisiyle beraber (Rabbinden bilmeyle beraber) edeb yaşantısı başlar. Bu edeb, “A” Takdim Formu”nda tanrıların birbirlerine saygı göstermek için oluşturdukları davranış biçiminin adı değildir, “Edeb ya HU” denilen edeptir; yani ne oluyorsa Rabbinden bilmektir. “B” sıfır noktasının başlangıcı böyledir; kişi her şeyi Rabbinden bilir, yola bu idrakle devam eder. Fiillerin Tecellisi’nin yaşayacağı idrak budur. Tabi, fiillerin tecellisinin çeşitleri var, on kadar farklı fiillerin tecellisi hali var ve onların kendine ait düşünce girdapları var, ileride inşaAllah inceleriz. Biz şimdi “A”yı fark etmişken, onunla mücadeleyi sürdürürken, bir yandan da inşaAllah bu hali yaşamak kolaylaşsın diye antrenmanını yapıyoruz. Demek ki önce Rabbinizden bileceksiniz, her şeyi Rabbinden bilmeyi alışkanlık haline getireceksin. Daha ilerlersen sana farklı bir hal gelir ve idrakın değişir: Rabbinden biliyordun ya, şimdi artık Rabbinden bilme biter, RABBİ BİLME başlar, artık Rabbi bilirsin. Bu farklı bir hal ve idraktır. Başlayan bu yeni aşamaya mirac yaşantısı denebilir mi? Denilebilir, çünkü bu hal aynel yakîn halidir. Aynel yakin hal ise bir nevi salât halidir. Aynel yakin halle beraber “Rabbi Bilme” başlar. Önceki aşama olan Rabbinden Bilme’nin yaşandığı İlmel Yakîn hal Kelime-i Şehadet olarak, Rabbi Bilme’nin yaşanışı olan Aynel Yakîn hal ise salât olarak da tarif edilir. Rabbi Bilme “salât” olarak tarif edildiği için sonucu da mirac gibi düşünülebilir: Rabbi Bilme salâttır, salât ta miractır. İdrak daha ilerlerse hakkal yakin hal başlar ki orada bilen ve tespit eden olmaz. Daha önce birisi “Rabbimden” diyordu, birisi “Rabbim” diyordu, yani bir tespit eden vardı. Kendini “B” ile takdim eden ama yasal yanlış dediğimiz kapsamda bir takdim vardı. Hakkal Yakîn pozisyonunda bu yasal yanlış kalktı, tesbit ve takdim eden birisi kalmadı…  
SIRASIYLA İDRAKLAR BÖYLE: RABBİNİ BİLME,
RABBİNDEN BİLME, RABBİ BİLME VE BİLEN OLMAZ…

Bu antrenmanı kolaylaştırmak için “Rabbini Bilme”, “Rabbinden Bilme” ve “Rabbi Bilme”  idraklarının farkını biraz daha yakından görelim. “B” noktasında sabitlenen kişi önce davranışlarda, fiillerde “Rabbinden Bilme” halini yaşar. Bundan önce de bir idrak var. O neydi? O idrak “Rabbini Bilme” idi. O idrak “A” Takdim Formu”na aittir, ama İhlâs Hayat Döngüsü’ne paralel giden caddenin özellikle “B”ye yakın kısımlarının, yani Nefs-i Mülhimenin halleridir, “Rabbini Bilme” orada yaşanır. “Bilim yollu veya tasavvuf yollu koku almak” gibi ifadeler okursanız, onlar bu hali anlatmak içindir. Yolun bu kısmındaki kişi Kudret’in (Hakikat’in) kokusunu alır, bu yüzden o hale nefs-i mülhime denir. Yan yoldadır ama asıl yoldaki bahçeden koku alır. Ana caddede Gül Bahçesi var, yandaki caddede yaşayan kişi kokladığında o bahçedeki güllerin kokusunu alıyor. Aldığı o koku nedeniyle kendini gül bahçesi’nde sanıyor. Sanmamalıdır! Yanılır. Kendisi o bahçede değil, sadece koku alıyor; sadece ilham alıyor. Onun o bahçedeki Kudret’e ait aldığı kokunun adı ilhamdır, işte o kişinin idrakı “Rabbini Bilme”dir ve bu idrak İhlas Hayat Döngüsü dışındadır. Bu yüzden bu idrakla başlamadık, yukarıda onu saymadık, zikretmedik. Bu idrak “Rabbini Bilmek” olarak tanımlandı, niye? Çünkü o henüz Rabbinin yeriyle meşgul: “Orada, burada, her yerde, içimde, kalbimde” gibi tariflerle Rabbini arıyor. Yeriyle meşgul, yerini bir türlü belirleyemedi. Ötede beride sanıyordu, sonra baktı ki öyle değilmiş, nerede olmalı? İçimde, her yerde gibi tariflerle Rabbini bilmeye çalışıyor. İlerler de idrakı değişirse “RABBİNDEN BİLME” başlar. İdrak daha değişirse “RABBİ BİLME” başlar, daha ilerlerse “BİLEN OLMAZ” bilen kalmaz. Sırasıyla idraklar böyle: Rabbini Bilme, Rabbinden Bilme, Rabbi Bilme ve Bilen olmaz…
Bu idrakları zihinde somutlaştırabileceğini umduğum bir örnek verelim: “Allah beni görüyor, Allah beni işitiyor” deriz, değil mi? “Allah beni görüyor, Allah beni işitiyor” dediğinizde, kendiliğinden zihniniz sizi dışarıdan bir gören, bir işiten var gibi düşünür, adı “Allah” da olsa sizi dışarıdan gören ve bir izleyen oluşturur. Bu yüzden dikkat edin, eğer siz SEMİ [Allah işitir] ve BASİR [Allah görür] esmalarının manalarını, “Allah beni görür çünkü Basir’dir, Allah beni işitir çünkü Semi’dir” diye tarif eder ve anlarsanız o tarif “A”ya ait bir tanımlama olur, o esmaları “A” tanımlamış olur. “Allah beni görüyor” idrakı “A” ya aittir. Allah lütfeder de bu idrak ilerlerse, yeni bir idrak oluşursa kişi “Allah bende görüyor, Allah bende işitiyor” demeye başlar. “Allah BENİ görüyor” ile “Allah BENDE görüyor” ifadeleri, bunu söyleyen idraklar farklıdır. İdrak daha ileri giderse yine değişir, bu kez de “Allah görüyor” olur. Artık “beni” ve “bende” diyen yoktur. O’na bir yer vermek biter. “BEN” diyerek kendinde bir tecelli yeri, bir mekân oluşturmazsın artık. “Beni görüyor, benden görüyor” idrakları dağıldığında, şimdiki idrak “Allah görüyor, Allah işitiyor” idrakı yaşamaya başlar. Daha ilerlerseniz inşaAllah Semî ve Basîr’in gerçek tarifiyle karşılaşırsınız:
GÖRME ve DUYMA değiniz şeyin kendisi Allah’a aittir…

HİSSETMEK VE MUHTARİYET-94-

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi