Muharrem Günay
Muharrem  Günay
muharremgunay@kocatepegazetesi.com
ABDESTİN FARZLARI
  • 0
  • 396
  • 12 Kasım 2019 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Abdestin farzları dörttür:
1- Yüzü bir kere yıkamak.. 2- Elleri dirseklerle beraber bir defa yıkamak..
3- Ayakları iki topuklarıyla beraber bir defa yıkamak. 4- Başın dörtte birini bir kere mesh etmek.
Hanefi mezhebine göre yukarıda saydığımız abdest uzuvlarından kol, yüz ve ayakları en az birer kere yıkamak farzdır. Yıkama işini üçe çıkarmakla farzın yanında sünnet de yerine getirilmiş olur.
Mezheb İmâmları Kur’an-ı Kerîm’de zikrolunan dört farz üzerinde ittifak etmişlerdir. Ki bunlar da yüzün yıkanması, ellerin dirseklere kadar yıkanması, başın tümünün veya bir kısmının mesh edilmesi, mafsal yumru kemiklerine kadar ayakların yıkanmasıdır.
Sonra İmâmlar, yüzün sınırıyla ilgili olarak da ihtilâf etmişlerdir. Mâlikîler, Şâfiîler ve Hanbelîler demişler ki: Yüzün sınırı ön tarafta sacın (alın üzerindeki) normal bitim noktasından başlayıp sakalı olmayanlarda çenenin son noktasında nihayete erer. Sakalı olanlarda ise sakal kılının her ne kadar uzun olsa bile son uç noktasına kadar devam eder. Yalnız Şâfiîler demişler ki: Çenenin altı da yüzden sayılır. Yıkanması vâcibtir. Hanefîlerse, sakalı çene derisinden çıkıp uzayan kimsenin çene altını yıkaması vâcib değildir diyerek Mâlikî ve Hanbelîlerle görüş birliği etmişlerdir. Diğer taraftan kulak köklerinin üst kısmındaki tüysüz beyazlığın yüzden sayıldığı ve dolayısıyla yıkanması gerektiği hususunda Hanefîlerle Şâfiîler, Mâlikî ve Hanbelîlere karşı görüş birliği etmişlerdir. Çünkü bu sondaki iki mezheb bahse konu yerin baştan sayıldığı ve dolayısıyla meshedilmesi gerektiği görüşündedirler.
Karşıdan bakan birinin görebileceği kadar seyrek olup, dipteki derisi görülen saçları baş meshedilirken hilâllemek gerekir. Bütün mezheb İmâmları bu hususta ittifak etmişlerdir. Maksat, suyun deriye ulaşmasıdır. Ama eğer saçlar sıksa sadece dış kısmının yıkanması vâcibtir. Hilâllenmesi ise vâcib değil sünnet olur. Mâiikîlerse bu hususta şöyle derler: Sık saçları hilâllemek her ne kadar vâcib değilse de, suyun saç aralarına girmesi için saçların elle hareket ettirilmesi vâcib olur. Bu hareketlendirme sonucu su, saç aralarına girmezse de bunun abdeste bir zararı olmaz. Üç mezheb İmâmı, kulakların yüzden sayılmayacağı hususunda ittifak etmişlerdir. Ancak Hanbelîler bunlara muhalefet ederek kulakları yüzden saymışlar ve yıkanilmasının vâcib olduğunu söylemişlerdir.
Hanbelîlerle Mâlikîler, başın tümünün meshedilmesi hususunda ittifak etmişlerdir. Bunlara karşı Şâfiîlerle Hanefîler, sadece bir kısmını mesh etmek farzdır diyerek görüş birliği etmişlerdir. Bunlara göre başın tümünü meshetmek sünnettir. Şu da var ki: Şâfiîler, başın çok az kısmının meshedilmesi farzdır demişlerdir. Hanefîlerse başın dörtte birinin meshedilmesi-ki bu da kişinin el ayası kadardır- farzdır demişlerdir.
Mâlikîlerle Hanefîler, abdest organları arasında tertibe riâyet etmenin farz değil de sünnet olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Meselâ yüz yıkanmadan önce eller yıkanırsa abdest bâtıl olmaz. Hanbelîlerle Şâfiîler buna muhalefet ederek tertibin farz olduğunu söylemişlerdir.
Mâlikîlerle Şâfiîler görüş birliği sağlayarak niyetin farz olduğunu söylemişlerdir. Ancak niyetin vaktine ilişkin olarak ihtilâfa düşmüşlerdir. Mâlikîler, abdeste başlamadan kısa sayılacak bir zaman önce niyet etmenin sahîh olduğu görüşünü ileri sürmüşlerdir. Şâfiîlerse, yüzün yıkanmasına başlandığı anda niyet etmek zorunlu olarak gerekir, demişlerdir. Şayet yüzün yıkanmasına engel bir özür olursa bu durumda niyet, ellerin yıkanmasına başlandığı anda yapılmalıdır.
Hanbelîlerle Hanefîler yine görüş ayrılığına düşerek Hanbelîler, niyetin farz değil de şart olduğunu söylemişlerdir. Hanefîlerse sünnet olduğunu söylemişlerdir.
Şâfiîlerle Hanefiler görüş birliği yaparak muvâlâtın, yani bir organ kurumadan diğerini yıkamaya başlamanın farz değil de sünnet olduğunu söylemişlerdir. Bunlara karşı Mâlikîlerle Hanbelîler de bunun farz olduğu hususunda görüş birliği sağlamışlardır. (Abdurrahman Cezırî, Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı- I, Çağrı Yayınları, 7. Baskı, İstanbul, 1993: 84-86.)
• İmâmların farklı mezhepleri de dikkate alarak, başın tamamını meshetmek, abdest alırken tertibe/azaların yıkanış sırasına uymak, niyet etmek, bir organ kurumadan diğerine geçmek (muvâlata/çabuk davranmaya) gibi bazı mezhepler tarafından abdestin farzları içerisinde yer alan husulara uymasında şart olmasa da fayda vardır
Abdestli Olmayan Kimse Şunları Yapamaz
Namaz gibi bir kısım dini görevleri yerine getirmek için abdest almaya gerek vardır. Bu görevlerden her birinin yapılması, abdestin bir sebebidir.
Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Efendi abdestsiz kimselerin şunları yapamayacağını belirtir:
• Abdestsiz bir kimse namaz kılamaz,
• Kabe’yi Tavaf edemez,
• Bir mahfaza içinde olmaksızın Kur’an’ı tutamaz, Kur’an’ın tam bir ayetinin veya bir kısm ının yazılı bulunduğu bir levhaya el süremez. Bunları yapmak haramdır. Fakat Kur’an-ı Kerimi ezber olarak veya karşıdan Mushaf’a bakarak abdestsiz okuyabilir. Aklı olan ve büluğ çağına eren ve suyu kullanmaya gücü yeten her müslüman, gerektiği zaman abdest almakla yükümlüdür. (B.İ.İ, sayfa: 80)
• Tilavet(Okuma) secdesi yapamaz.
• Kâ’be-i Mükerreme’yi tavâf için (abdestsiz olana) abdest almak vâcibdir. Kâ’be,nabdestsiz olarak tavâf edilirse, bu tavaf sahih olur. Ancak abdestin terkinden dolayı, tavâfın nev’ine göre kurban kesilmesi veya sadaka verilmesi îcabeder.
Tefsîr kitablarına el sürmek için abdest almak da, Kur’an’a hürmeten vâcibdir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM