Eyüp Emir
Eyüp  Emir
eyupemir@kocatepegazetesi.com
82. Yıl
  • 0
  • 224
  • 18 Kasım 2020 Çarşamba
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 82. yıldönümünde sevgi, saygı ve minnetle andık.
Atatürk Ortadoğu coğrafyasında ve tarihinde az rastlanan liderlerdendir. Biz bununla ne kadar övünsek azdır. Ülkelerini savaştan kurtarmış başka liderler de var. Churchill gibi ülkesini savaştan kurtarmış, Lenin ve Mao gibi devrim yapmış liderler. Ulusunun ve bütün dünyanın ayakta selamladığı Mustafa Kemal Atatürk gibisi yok.
Hitler ve Mussollini gibi nefretle anılan liderler de vardır. Çağdaşı olan liderler unutulmuş getirdikleri yönetim şekilleri çoktan çökmüştür. Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti akıl, mantık ve basiretin ürünüdür. İnsanlığın tekâmülü sonucu en iyi yönetim biçimidir. Çevre ve komşu ülkelerin durumuna baktıkça bunu daha iyi anlıyoruz. Özellikle Arap dünyası petrol denizinin üzerinde oturup ta eğitimsiz halkların, kukla liderlerin yönetiminde yoksul ve onursuz bir şekilde yaşamaktadırlar. Bir de bunlar güya birer İslam Devleti’dir. Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden bir tanesi laikliktir. Bu sayede Anadolu Müslümanlığı en güzel dönemlerinden birini yaşamıştır. Emperyal güçler bu durumu bozmak istemişler, milletimiz çok acılar çekmiş olmasına rağmen toplumsal bütünlüğünü koruyabilmiştir.
Bir memleketin huzurlu ve güvenli olabilmesi için ekonomik durumu güçlü, yönetiminin adil olması gerekir. Atatürk döneminde yerli ve milli sanayinin temelleri atılmıştır. İş Bankası, Etibank, Sümerbank yerli kaynaklarla kurulmuş uzun yılar ekonomimizin can damarı olmuşlardır. Uçak yapan fabrikalar, demiryolları, eğitim kurumlarıyla büyük bir kalkınma atağı yapılmıştır. O dönemdeki kalkınma hızına hiçbir dönemde ulaşılamamıştır.
Tutumlu olmak, yerli mallarını kullanmak özendirilmiştir. Bu kalkınma modeli güya demokrasiye geçtiğimiz 1950 yılından itibaren değişerek yerli ve milli olmanın tam zıddı uygulamalar hayata geçirilmiştir. Tarım arka plana atılmış. Bilerek ve kasıtlı olarak köyden kente göç özendirilmiş, şehirlerde varoşlar ve gecekondular oluşmuştur. Bu bölgelere kent hizmetleri ve eğitim verilmemiştir. Köyden şehre göçenler ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Toplumsal yaşamları alt üst olmuştur. Çarpık kentleşmenin sıkıntılarını doğal afetlerle şu anda bile hissetmekteyiz. Kırsal yaşamın ve üretimin önemi pandemi nedeniyle daha iyi anlaşılmış ama iş işten çoktan geçmiştir.
Atatürk’ün istediği gibi muasır medeniyet seviyesine ulaşmış müreffeh Türkiye olsaydık, Atatürk bizim için nostaljik ve gururlu bir anı olacaktı. Şimdi perişan olduğumuz için bu kadar özlemle, utanarak, mahcup olarak arıyoruz ve anıyoruz.
Çünkü Atatürk’ün bize gül gibi bıraktığı ülkeyi her alanda çöle çevirdik. Yazımızı Atatürk’ün sözleriyle sonlandırıyoruz.
Ben manevi mirasçı olarak hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, benim manevi mirasçılarım olurlar.
Mustafa Kemal Atatürk.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM