73 YILLIK RÜYA GERÇEĞE DÖNÜŞÜYOR

73 YILLIK RÜYA GERÇEĞE DÖNÜŞÜYOR

Hasan Özpunar 12 Mart 2011 Cumartesi 02:00:00
  Yaşı müsait olanlar hatırlarlar. Akarçay’ın kış ve bahar aylarında gelen yağışlarla taşarak Çapak Çayırı’nı sular altında bırakarak ovayı neredeyse göle döndürdüğünü. Ya da sıcak yaz günlerinde okuldan kaçan genç ve çocukların Dolapönü’nde yüzerek serinlediklerini. Anlatılanlara bakılırsa o dönem yetişen gençlerin birçoğu yüzmeyi burada öğrenmişlerdir.
Bizler her ne kadar Akarçay’ın göl olduğunu görmesek de çocukluğumuzda Akarçay’da yüzme şansına ve balık tutma zevkine erişen son nesliz sanırım.
Akarçay’ın bir kanal içine alınması fikri ilk olarak ne zaman gündeme geldi bilmiyoruz.
Fakat 1930’lu yılların sonlarında şehrin imarı için çok çaba sarf eden dönemin Nafia Vekili (Bayındırlık Bakanı) Afyon’lu Ali ÇETİNKAYA’nın bu işle de uğraştığını görüyoruz. 14 Ekim 1937 tarihli Haber Gazetesi’nde bu konu ile ilgili şöyle bir haber yayınlanır:
“ Haber aldığımıza göre Akarçay’ın bataklık ve sıhhate zararlı olan aynı zamanda demiryol etrafını da su istilasına uğratan bozuk mecrasının tanzimi için yapılan etütler sonunda çayın şehre yakın bir yerden geçirilmesi münasip görülmektedir. Çay iki istasyon arasındaki şose kenarından geçirilmek istenmektedir. Büyük Hemşehrimiz Ali Çetinkaya bu işle de ilgilenmektedir.
Bu işin tahakkuku şehrimiz için yeni bir sağlık ve umran kazancı olacaktır.”
Bu haberin üzerinden fazla bir zaman geçmeden 3 Mart 1938 tarihli Haber Gazetesi’nde projenin detayları yer alır. Buna göre;
“ Akarçay için İzmir İstasyonu civarından başlayarak şehir içine girmeden fakat yakından geçen yeni ve muntazam bir mecra (yatak) açılacak, bu mecra içinde daima bol su bulunması da hususi tertibatla temin olunacaktır. Kurak geçen yaz aylarında çayın alt kısmı bir kapakla seddedilerek yalnız sathi bir ceryan bırakılacaktır. Bu kadar ceryanın her nevi mahzuru ve yosun tutmayı izale edebileceği anlaşılmıştır. Suların taştığı zamanlarda hem eski hem yeni mecradan istifade şekli düşünülmüştür. Bunun için eski mecradan makinelerle taranarak temizlenecek ve sel zamanlarında suyun fazlası oradan akıtılacaktır.’’
Akarçay’ın ıslahı bu şekilde gündeme gelmesine rağmen Ali Çetinkaya’nın bakanlıktan ayrılmasıyla birlikte proje de rafa kalkar ve yıllar boyu bu konuda bir adım atılmaz.
Aradan yıllar geçtikten sonra takvimler 1963’ü gösterirken Akarçay tekrar basında yer almaya başlar. O yıl Akarçay yine taşarak ovadaki bir çok küçük ve büyükbaş hayvanın telef olmasına sebep olur. Aynı yıl kış ve bahar aylarında dizginlenemeyen Akarçay’ın dere yatağı değiştirilerek kanal içine alınması sağlanır.
1980’li ve 90’lı yıllarda gerek şehir kanalizasyonunun bağlanması gerekse sanayi atıklarıyla kirletilen Akarçay, Eber gölüne pis su taşımaktan son yıllarda yapılan arıtma tesisleriyle kurtuldu.
Bir zamanlar suların bastığı yerler bugün Uydukent adı altında yerleşime açıldı ve bir hayli de rağbet görü-yor. Okullar, Otogar derken Kültür Merkezi ve Hastane gibi yatırımlarla önü daha da açıldı.
Çevre illerden Eskişehir’de yıllardır imrendiğimiz Porsuk deresi gibi bizim de artık Akarçayımız var diyeceğimiz günler artık hayal olmasa gerek.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi