Misafir Kalem
Misafir  Kalem
misafir@kocatepegazetesi.com
2020 AFYONKARAHİSAR SEVGİ YILI ve “NEZAKET”
  • 0
  • 639
  • 16 Haziran 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Mehmet
BOZTEPE

Afyonkarahisar Vali Yardımcısı

 

İnsanların size nasıl davranmalarını istersiniz? Onlardan nasıl sözler duymayı beklersiniz? Hatalı veya yanlış bir tavır sergilediğiniz zaman özür diler misiniz? Bir iyilik veya güzel bir söz karşılığında hoşnutluğunuzu kelimelere döker misiniz? Bir kimseden herhangi bir istekte bulunurken incelikli bir rica sözcüğü kullanır mısınız? Tanımadığınız bir ortama girdiğinizde orada bulunan insanlara selam verir misiniz? Yardıma ihtiyacı olan birini fark ettiğinizde içten bir dua alma fırsatını iyi değerlendirir misiniz? Bina kapısından geçtikten sonra arkadan gelen biri varsa kapıyı tutar mısınız? Karşınızdaki kişiyi sözünü bitirene kadar dinler misiniz?
***
“Günaydın, kolay gelsin, hayırlı olsun, teşekkür ederim, rica ederim, lütfen, iyi akşamlar…” vb. kalıpları ne sıklıkta kullanıyorsunuz? Peki, bu kalıpları ne sıklıkta duyuyorsunuz? Bu sözcüklerin insanlar üzerindeki sihirli etkisinin farkında mısınız? Kibar bir davranış, ince bir söz size kendinizi daha iyi hissettirir mi? Peki, bu sözcükleri kullanarak kendinize ne denli değer katacağınızı biliyor musunuz?
***
Nezaket gündelik hayatın her alanında karşımıza çıkan, altı o kadar doldurulabilir bir kavramdır ki; kişinin olgunluğunu ve kalitesini her ayrıntıda belli eden bir bakış açısı ve hayat anlayışıdır. Sadece geliştirdiğimiz davranış kalıpları ile ilgili değil, o davranış kalıpları ile şekillenen ruhsal donanımla ilgilidir. Bir düşünce tarzından öte bir yaşam şeklidir. Neyi, nasıl söylediğimizden, nasıl davrandığımızdan ve durumlar karşısında sergilediğimiz tavırlardan çok daha derin bir konudur. İnsanların duygularına, düşüncelerine, davranışlarına ve meziyetlerine saygı duyma alışkanlığıdır.
***
Sadece sevdiği insanların hassasiyetlerini önemsemekle kalmayan; doğaya, hayata, hayatın kendisine sunduklarına ve tüm insanlığa karşı bir duyarlılık geliştiren kimse nazik insandır. Nazik insanlar kibar görünmek için değil, içlerinden geldiği için öyle hassas davranırlar. Bazen paramparça etme potansiyeli taşıyan gerçekleri bile kimseyi incitmeden ifade edebilirler. Bu durum öyle bir hal alır ki; nazik insanı kodlarından tanırsınız artık. Mark Twain’in dediği gibi “Nezaket öyle bir dildir ki sağır da duyar; kör de görür.”
***
Nezaket göstermek “Seni önemsiyorum.” demektir esasında. Nezaket insanın karşısındaki insana kim olursa olsun değer vermesi demektir. Değer veren insanı bir bakışından, bir sözünden, bazen bir gülüşünden anlarsınız. Nezaketi içselleştirmiş bir insan her zaman ve her koşulda kendini belli eder; menfaatlerine aykırı durumlarda bile nezaketi elden bırakmaz. Nazik insan eleştirmeyi becerebildiği kadar; hatasını kabul edip özür dilemeyi de bilendir. Teşekkür etmeyi bildiği kadar; teşekkürüne sıcak bir tebessüm katmayı da bilendir.
***
Peki, nezaketsizlik nedir? Belki de hep küçük ayrıntılarla ve küçük çıkarlarla ilgilidir. Dilin düşünceye, düşüncenin dile ve tüm bunların davranışlara yansıdığı “kabalık” diye tabir ettiğimiz eylemler bütünüdür. Nezaketsizlik teamülleri, kabulleri, gelenekleri ve muhatabını hiçe saymak demektir.
***
Fransız General Foch bir topluluğa nezaketin önemi üzerine konuşma yaparken dinleyicilerden birisi ayağa kalkar ve “Nezaket havadır, hava” diyerek nezaketin gereksizliği üzerine dem vurur. Foch’ un cevabı oldukça manidar olur; “Evet centilmen, bu harika bir benzetme oldu, ben hiç böyle düşünmemiştim; nezaket gerçekten de havadır. Otomobilin lastikleri içindeki havadır, otomobilin sarsılmadan güvenli gitmesi için lastiklerde hava olması gerekir.” der.
***
Günümüzde nazik olmak gereksiz bir protokol gibi görülmektedir. Bu nedenle “Benden sana zarar gelmez, selamettesin.” manasına gelen selamı bile lütuf gibi görür olduk! “Merhaba” demek, “Hayırlı sabahlar” demek insan olmanın doğası gereğiyken “Nazik insan” tanımlamasında kendimize yer bulur olduk! Alışverişte kendinden önce sıraya girenin önüne geçince zafer kazanılacağını sanır olduk! Trafikte yol kavgası için cana kasteder olduk! İşte böyle küçük menfaatler uğruna kabalıklara bürünür olduk! Okyanusta boğulmadık da küçücük derede boğulur olduk!
***
“Lütfen” demenin utanılacak bir şey olmadığını, sıcak bir gülümsemenin tüm kapıları açacağını, “Özür dilerim” ifadesinin küçültücü bir şey olmadığını ve paylaşmanın kendini de çoğaltmak olduğunu bilsek dünya daha yaşanılabilir bir yer olurdu belki de!
***
İranlı bir âlim öğrencilerine ders verirken şöyle demiştir:
“Ben nezaketi ağaçtan öğrendim. Ona tekme attım ama o tepemden çiçek yağdırdı. O utanç bana ibretlik ders oldu.”
***
Nezaket çok küçük ayrıntılarda kocaman bir yer kaplıyor aslında. Kendimizden başkasını da düşünmeyi içeren diğerkâm bir davranış da, sıcak bir tebessüm de nezakettir; hiçbir karşılık beklemeden bize onca nimet sunan doğaya zarar vermekten kaçınmak da bir nezakettir. Bu yüzden “Nezaket” ne unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizden biri olsun, ne de unutulmaya yüz tutmuş bir kadın ismi olarak kalsın.
***
Bizler her zaman ve her koşulda birilerinin tepesinden çiçek yağdıran olalım. Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir sevgi yoktur. Sait Faik Abasıyanık ne güzel demiş; “Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM