Yukarı Çık

YANSIMALAR

19 Nisan 2017 Çarşamba 12:37:00
231 kez okundu.

Halk oylaması öncesinde bu köşede ilimizdeki siyasi parti teşkilatlarının durumu ile ilgili olarak “manzara”yı özetlemeye çalışmış, halk oylaması sonuçları ve sonrasının bu “manzara”lara göre değerlendirilmesi gerektiğini dile getirmiştik.
Köşemize konuk ettiğimiz AK Parti, MHP ve CHP teşkilatlarından bu yazılarla ilgili çok sayıda geri dönüş aldık. Taraf tutmadan, iyiye, güzele, doğruya ulaşmaya vesile olabilmek adına bu geri dönüşleri sizlere aktarmaya ve değerlendirmeye çalışacağız. Kişilerle, şahsiyetlerle bir derdimiz yok kesinlikle, siyasi bir hesap içerisinde olmadığımız da malum… Maksat; üzüm yemek…
Yanlış anlaşılmasın, “birileri gitsin, birileri gelsin” gibi bir derdimiz de olamaz. Haddimizi biliriz. Biz sadece görülenlerin, bilinenlerin “gözden kaçıyormuş” gibi davranılmasına karşıyız. Eğer insanların konuştuğu, görülen, bilinen şeyler için “Yok öyle bir şey” tavrı takınılırsa; ya bizim gibi konuşulanları aktaranlarla…. Ya da doğrudan o meseleleri konuşanlarla alay edilmiş gibi olur.
***
AK Parti ile ilgili kulislere yansıyan bilgileri geçtiğimiz cumartesi günü sizlere aktardıktan sonra yazımızı, “AK Parti’deki siyaseti asıl, halkoylamasından sonra izlemek gerekiyor” diyerek sözü tamamlamıştık.
Halk oylaması süreci tamamlandı. Bugün AK Parti cephesinin basındaki sözcüsü olan kalemlere bir göz atalım. Bahsedildiği gibi tartışmalar var mı, yok mu görmek için…
Yeni Şafak Gazetesi bilindiği üzere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yaşamına en baştan beri destek veren ve günümüzde de AK Parti kulislerine en hakim basın kuruluşlarından birisi. Yeni Şafak’ın AK Parti’liliğinden şüphe duyulmayan 3 köşe yazarından alıntı yapacağız.
İlki Hasan Öztürk… Reis’e en yakın gazetecilerden birisi. Bakın ne diyor:
“Ak Parti teşkilatları bu seçimin mağlubudur. Asıl kaybedenlerse, “gizli hayırcı” AKP'lilerdir. Son gün bile oyunun rengini açıklayamayan AKP'liler seçimi kaybetmiştir. Sadece seçimi değil, onlara tanınan toleransı da kaybetmişlerdir.”
***
İkinci yazar İsmail Kılınçarslan. Entelektüel birikimi ile “Dava”ya sadakatiyle malum bir isim. O da şöyle yazıyor Yeni Şafak’ta: “Recep Tayyip Erdoğan'ın, Devlet Bahçeli'nin, Binali Yıldırım'ın ve elbette bu muazzez milletin başarısından rol çalmaya çalışanlar pazartesi günü kafalarını derhal uzattılar. Kendilerini akıllı, geriye kalan herkesi aptal zanneden bu şark kurnazları utanmasalar 'referandumu bizim gayretlerimizle kazandı Tayyip Erdoğan' diyecekler.
Teşkilat, yerel yönetim, ajans, dernek, vakıf, medya, trol falan ayırmadan söylüyorum. Başarısızlık paçalardan akmasına rağmen, hatta sizin varlığınıza rağmen kazandı bu referandumu Recep Tayyip Erdoğan ve ittifak arkadaşları.
Sözgelimi Üsküdar'da çıkan %54 hayırın, İstanbul'da çıkan %51 hayırın… Velhasıl, gözle görülür düşüşlerin, ciddi başarısızlıkların hesabı sorumlularından birer birer sorulmayacaksa 2019 için tehlike çanları kapıda demektir. Dolayısıyla 'ben olmasaydım' diyen herkesin Recep Tayyip Erdoğan'ın kuyusunu kazdığını düşünmemek için elimizde hiçbir somut gerekçe yoktur. Sen olmasaydın Recep Tayyip Erdoğan daha rahat ulaşacaktı sonuca. Anlıyor musun?”
***
Son olarak AK Parti iktidarında uzun süre Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü de yapan Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk’ün satırlarına bakalım:
“Evet, teknik olarak AK Parti-MHP ittifakının halktan onay aldığını, sonuç itibariyle istenilen hedefe ulaştığını söyleyebiliriz. İşte burada ortaya çıkan oran, öylesine ince ayarlanmış ki halk tarafından, AK Parti ve MHP şenlik havasında, gönül rahatlığı ile sonucu kutlayamıyor.
Bunu Başbakan Binali Yıldırım'ın konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın basın toplantısında görebilirsiniz. Özellikle her iki liderin yanında duran yakın ekibinin yüz ifadesinde görülen moral bozukluğu, sonucun “buruk bir galibiyet" olduğunu bize açıkça gösteriyor.
Sanırım bu tanımlamayı AK Partili siyasetçiler tam olarak ifade etmeyecekler, hatta itiraz da edeceklerdir. Ancak onlar da, biz de bu sonucun, kalplerde bir burukluk yarattığını, zihinlerde bir sorgulama başlattığını biliyoruz. Milletin bu ince ayarını iyi okumak gerekiyor. 'Evet dedi ama nasıl dedi?' sorusunun içinde AK Parti'nin çok iyi analiz etmesi gereken mesajlar var. AK Parti'nin bir özeleştiriye ihtiyacı var. Önümüzdeki günlerde sıklıkla bu konu tartışılacaktır.”
***
Mehmet Akif Ersoy merhuma bir kez daha rahmet okuyarak bitirelim sözlerimizi:
“Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim / İnan ki, her ne demişsem görüp de söylemişim / Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek / Sözün odun gibi olsun, hakikat olsun tek!''

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.