Yukarı Çık
Hasan Özpunar

Hasan Özpunar

Afyonkarahisar son birkaç yılın etkili kışlarından birini yaşıyor. Geçtiğimiz sene nerede ise kara hasret kaldığımız kurak bir kış mevsimi yaşamışken bu yıl kar yere düşeli 1 ayı geçti ve kalkmadı. Cep telefonu, iletişim sektörü en son 4,5 G teknolojisine geçinceye kadar malum 3G vardı.

NEREDE O ESKİ KIŞLAR?.

30 Ocak 2017 Pazartesi 11:30:29
648 kez okundu.

Afyonkarahisar son birkaç yılın etkili kışlarından birini yaşıyor. Geçtiğimiz sene nerede ise kara hasret kaldığımız kurak bir kış mevsimi yaşamışken bu yıl kar yere düşeli 1 ayı geçti ve kalkmadı. Cep telefonu, iletişim sektörü en son 4,5 G teknolojisine geçinceye kadar malum 3G vardı. Biz de ondan esinlenerek durumu 3G olarak özetliyorduk. Gar, Gış, Gıyamet. TV, basın her ne kadar “beyaz felaket,çile,vs.’’ diye haberler yapsa da kar bizim için bir rahmet. Büyükşehirlerde  yaşayanları da anlamıyor değiliz elbette. Kapanan yollar, duran trafik, işine, okuluna, evine geciken insanlar. Senede birkaç kez böyle sıkıntıya da katlanılır herhalde. Afyonkarahisar olarak bizler elbette böyle sıkıntılara düçar değiliz. Günümüzde kar yere düştüğü andan itibaren temizleme başlıyor.
Çok şükür ki insanoğlunun bunca hatasına günahına rağmen yaradanın mağfiretini her daim üzerimizde hissediyoruz.
Birkaç gündür ayaz, soğuk insanı o derece üşütüyor ki evlerde yakacak odunu, kömürü, kimsesi olamayanlarına hali nicedir aklımıza o geldi. Hele ki birkaç gün önce haberlerde İstanbul’da tarihi Tophane çeşmesinin yalağında yatan bir evsizin donarak öldüğünü duyduktan sonra üzülmemek elde değil. Pek çok kez o çeşmenin önünden geçmiş, birkaç seferinde orada yatan evsize rastgelmiştim. Hatta ısınmak için yaktığı ateşten tarihi çeşmenin aynasının isten kapkara olduğunu görünce kendi kendime kızmıştım. İstanbul’da belediyeler karda, kışta evsizleri topluyor spor salonlarında barındırıyor, demek ki bu hizmet yeterince bilinmiyor.
Kış dedik, bizi fazla etkilemiyor dedik, rahmet dedik. Eskilerden çok dinledik. Damlardan kürünen karların sokaklara ev boyunda yığıldığını, sokak aralarından geçilemediğini, karların arasına bir kişilik geçit ya da tünel açıldığını.
Eski kışlardan söz açılmışken ilk akla gelen şair Çizmecioğlu Vehbi’nin 1910 yılında yaşanan şiddetli kışı anlattığı “Kış Destanı’’.
***

KIŞ  DESTANI  H.1326/1910
Binüçyüz yirmi altı salinde
Soğuğun şiddeti kar etti cane
Herkesi koymadı kendi halinde
Ağlattı zor ile hem yane yane.
***
Kömürün okkası ikiye çıktı
Parası olmıyan canından bıktı
Çok kimseler evlerini yıktı
Yakdı keresteyi girdi ziyane.
***
Dondu hep çeşmeler sular kesildi
Adem evlatları aczini bildi
Yeryüzünün harareti eksildi
En büyük zararı tuttu ormane.
***
Lutfu haktan başka kalmadı çare
Ne odun, kömür var ne yağ, ne pare
Ben akılim diyen oldu avare
Isınmaklık için girdi külhane.
***
Yaktılar bazısı sönmedik kireç
Kül ile gaz yağın yaptılar topeç
Isıdıcı şeysi kalmıyanlar hiç
Zaruri sığındı varsa yorgane
***
Haşhaşın küsbesin yarıp yaktılar
Kaba yel 'esecek diye baktılar
Yeni keresteden odun yaptılar
Taki nöbet geldi şimdi tavane
***
Anadolu sanki oldu Sibirya
Soğuktan' titreşir hep bayü keda
Yakacak kıtlığı denilse seza
Kafi gelmiyordu çünkü cihane
***
Hele fakirlerin hali pek yaman
Fakr ile etmesin tanrı imtihan
Ne örtü, döşek var ne bir lokma nan
Bu cihet dokundu doğru vicdane
***
Bahiller kalbine döndü kainat
Buzla muhat oldu çünkü şeş cihat
Bu erir mi? dersin, heyhat, heyhat
Erir amma dünya döner tufane.
***
Dağların tepesi kardan ağardı
Bilmem ne halde bu dağların ardı
Kar karın üstüne yağdıkça kardı
Dünya beyazlıkla döndü ummane !
***
Kar deposu oldu çarhı kinever
Bürudetle doldu dünya serteser
Komşudan komşuya gitmezdi haber
Ateş yetişmedi hamam ve hane (hana)
***
Münkati oldu hep müruru ubur
Böyle kışı az gördü çeşmi dühur
Hakkın hikmetiyle eyledi zuhur
Çok kişi gizlice çıktı Selmane!
***
Sahralarda donmuş adam bulundu
Ne sahra, evlerde ademler dondu
Kömürcü onmazken bu sene ondu
Çünkü beher dengi çıktı doksane
***
Yakacağı biten zifiraş oldu
Yaktı sermayeyi bimaaş oldu
Arap etmiş iken: sular taş oldu
Teşne oldu cümle abı revane !
***
Büyüklerden sordum aynı bir kışa
Tesadüf ettiniz mi? böyle işe!
Dediler nazar kıl ikiyüz altmışa
Tarihe rücu et gezme yabane !
***
Vapur şimendüfer işlemez oldu '
Hep yollar kapandı kar ile doldu
Rivayet ettiler ta ki duyuldu
Böyle yağmış kar İrane, Turane !
***
Binlerce, böyle kış geçirdi dünya
Bu onlar yanında zerredir hali.
Dünya baştan başa donsa vehbiya
Sekte iras etmez devrü devrane!
***
Şiir epey uzun. Şair Vehbi o sıkıntılara adeta tercüman olmuş.
Karda, kışta sıkıntıyı çeken sadece insanoğlu değil elbette. Yaban hayvanların durumunu da düşünmek gerek. Birkaç yıldır karda yiyecek bulamayan yaban hayvanları için Milli Parklar yetkililerinin yiyecek bıraktığını okuyoruz. Seviniyoruz.
1937 yılında kar şehre erken düşer, Aralık ayının ilk günleri olmasına rağmen şehir günlerdir kar altındadır. Hıdırlık eteklerinde ki Zaviye Mahallesi halkının beslediği koyunlar kardan dolayı dağlara çıkıp yayılamamakta, samanlıkta, ahırda bakılmaktadır. Böyle bir günde vatandaş güpegündüz Hıdırlık’tan bir kurdun yukarı mahallelere inip bir kuzuyu boğazlayıp götürmeye kalktığına şahit olur. Mahalleli bir olup kurdu kaçırırlar. Birkaç hafta sonra Zaviye Mahallesi’nden marangoz Beytullah efendi evlerinin bahçesine gelen bir kurdu vurarak öldürür. Şehirde uzunca bir süre bu kurdun eşinin Hıdırlık’ta dolaştığı, Hıdırlığa yalnız çıkılmaması söylenir.1
1941 yılına gelindiği vakit yaşanan kış çok serttir. Merhum Ömer Fevzi Atabek hatıralarında 8 Aralık 1941 gününe şöyle not düşmüş.
“ -Pazarirtesi, dünden başlayan şiddetli soğuk bugün şiddetini artırdı. Gece ve gündüz derece-i hararet (- 25)'de devam etdi, bu yüzden (8 kişi) soğukdan vefat etdiği gibi (kömür) almak içün (Belediye)'ye giden bir (kadın) sıra beklerken donmuş ve bir (kadın) da yine (kömür) almak üzere (Belediye)'ye gitdiği zaman salıncakdaki çocuğu donmuş kalmışdır. Bir (arabacı), (değirmene buğday öğütmek) için (değirmene) giderken (araba)yı sürer gibi terbiyeleri elinde olduğu halde donmuşdur. (Araba) her nasılsa geri dönmüş, atlar alışık oldukları cihetle (arabacı) nın (evine) kadar gelmiş ailesi (araba) yı karşılamış; (yahu arabadan insen ya) dimiş, bir de bakmış ki kocası olan (arabacı)da hayat eseri görünmeyince feryada başlamışdır. (Ne hazin manzara!) Yine bugünlerde (katar)da (gardofren) donmuşdur.
ve (hanelerde de vefeyat eksik değildi. Bu iki günde hükmünü icra iden çok şiddetli soğuk çokdan beri görülmemişdir. 2
Oturduğu yerde donan arabacı, sıra beklerken donan kadın, salıncakta donan bebek. Anlaşılan epey şiddetli bir kış geçirmişiz 1941 yılında.
Şuhut yolunu bilmeyen yoktur. Yolda bulunan rampa kış günleri sürücülerin korkulu rüyasıdır. 1949 yılında yağan şiddetli karlar sebebiyle yol bir ay kapalı kalmış. İlçe halkının Afyon’la olan irtibatının kesilmesinden dolayı özellikle yiyecek ve yakacak fiyatlarında astronomik artışlar meydana gelmiştir.
Sık sık yağan kar yolun açılması çalışmalarını sekteye uğratmış Ocak ayı sonlarında kapanan yol nihayet Mart ayı başında ilçeden, çevre köylerden gelen binlerce kişinin 14 gün süren çalışmaları sonucunda açılabilmiştir.3
Yukarda bahsettiğimiz eski kışları dair yazılanları okuyunca, halimizden şikayet etmeye hakkımız yok diyorum.Yanılıyor muyum?

1-  “Şehre inen kurt’’ Haber Gazetesi 09.12.1937
2-  “Afyon Vilayeti Tarihçesi ‘’ Atabek Ömer Fevzi Akü Yayını Afyon 1997 s 250
 3- “Şuhut –Afyon Yolu Açıldı’’ Akşam Gazetesi 2 Mart 1949

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.