Yukarı Çık

TÜRKİYE BÖLÜNECEK Mİ?

1 Şubat 2016 Pazartesi 13:51:59
844 kez okundu.

II.Türkiye’nin Gücü Nedir?
Sınırlarımızda yaşanan dış gelişmeler ve takip ettiğimiz dış politikaların etkisiyle bölücü kalkışma kırsaldan şehirlere kaydı. Üç bölümdür devam ettiğim yazıma; gelinen bu son noktada avantajlarımız veya dezavantajlarımız nelerdir? Bunları değerlendirmek istiyorum. Bazılarının reklam arası diyerek küçümsemeye çalıştığı doksan yıllık Cumhuriyet politikaları sayesinde Türkiye’nin itibariyle avantajları şunlardır;
-Ülkemizde dil birliği sağlanmıştır. Ülkemizin en doğusundan en batısına hâkim anlaşma lisanı Türkçe'dir. BDP genel başkanı bile bölgedeki mitinglerinde Türkçe konuşuyor.
-Türkiye’de ekonomik bütünleşme sağlanmıştır. İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Antep, Samsun, Diyarbakır ekonomik merkezler olmuştur. Dolayısıyla güneydoğu ekonomisi Türkiye’yle bütünleşmiş o kadar uğraşılmasına rağmen Erbil’e değil İstanbul’a, İzmir’e veya Adana’ya bağlılığını sürdürmektedir.
-Türkiye’de para birliği sağlanmıştır. Türk parası ekonomiye hâkim olmuş Türk bayrağını indiren veya Atatürk heykelini yakmaya çalışanlar üzerinde Türk bayrağı ve Atatürk fotoğrafı bulunan paramızı kullanmaktadır.
-Türkiye coğrafyası bugün fiziki anlamda bütünleşmiştir. Ülkemizin dört bir yanına ulaşan kara ve demiryolu ağlarıyla Türkiye fiziki anlamda birleşmiştir. Bu birleşme ekonomik, sosyal ve kültürel birleşmeyi güçlendirmektedir.
-Halkımız arasında tarih birliği, duygu birliği ve ortak yaşama arzusu halen mevcuttur. PKK o kadar uğraşmasına rağmen Türk-Kürt kavgası veya bölgede geniş çaplı ayaklanma yaratamamıştır.
-En önemlisi TSK gücünü ve emir-komuta zincirini korumaktadır. Bir iç ayaklanmayı veya bu ayaklanmayla bütünleşecek dış saldırıyı önleyecek güçtedir.
Yazıma M. Kemal’in saltanatın kaldırılması sırasında sarf ettiği; “Hâkimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hâkimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır” cümleleriyle son vermek istiyorum. Üç bölümdür yazılarımda izah etmeye çalıştığım; avantajlarımız ve dezavantajlarımız ortada. PKK silahlı güce ve bu gücün kazanımlarıyla masaya oturup güneydoğudaki hâkimiyetimize son vermeye çalışmaktadır. Şimdi kendimize sormamız gereken soru şu; hâkimiyetimizi kuvvet ve kudretle korumaya mı çalışacağız veya masaya oturarak müzakereyle münakaşayla karşı tarafa mı vereceğiz.
Unutmayalım; tarih tekerrürdür, masaya oturduğumuzda çoğu zaman o masadan kaybeden taraf olarak kalktık. Bu köşemizi takip edenlere de Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecini inceleyen Tanju AKAT’ın “Osmanlı Devleti’nin Stratejik Sorunları” kitabını tavsiye ediyorum.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.