Yukarı Çık

SEN TANRI MISIN? - 75-

10 Ağustos 2019 Cumartesi 01:01:49
95 kez okundu.

“O BÜYÜK GÜN GELİP DE HESABA ÇEKİLMEDEN
ÖNCE KENDİNİZİ HESABA ÇEKİN!”
Bu yoldaki seyirde bazen "kişinin kendini hayatın içinde tanık gibi hissetmesi, hayata bir tanık gibi bakması şirk midir?" şeklinde bir düşünce oluşabilir. Bu yazıları ısrarla ve sabırla takip eden sizlerin şu anki idrakı için o düşünce şirk olmaz. Sizde bu idrakla kendine tanık gibi bakan ‘HAKK’ yapıdır; o sizin için şirk değildir. "Tanık gibi hissetmek"le siz aslında şu hadisin de gereğini yerine getirmiş olursunuz: “O Büyük Gün gelip de hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin!” Bu tanıklık halini bir kişi zulmet içerisinde de yapabilir, yani duniHİ algı ve zannlarının yaşandığı EsfeleSafiliyn yapıda da kişi kendisine tanıklık yapabilir. Ama Billahi iman yolunda olanın tanıklığı, muhasebedir; yaşarken çalıntı dosyaları (Sol Dosyaları) kullanılıp kullanılmadığını test etmesiyle ilgilidir ve tanıklık çok farklıdır, çok önemlidir, çok güzeldir. Bu yolda olduğu için, “tanıklık yapan” bu yapı Allahu a’lem ‘HAKK’ yapıdır, tanıklık yapan sizdeki fıtrattır.
Kast edilen tanıklık Veli Hali midir? Hayır. Veli hali değildir, veli hali farklı bir şeydir! Velinin tarifi çok açık ve nettir: Vehmin Zulmeti yaşantısı geri dönüşsüz, tam kalktığında o hal VELİ HALİ’dir. Zulmet tam kalktığında kalan Veli’dir! Zulmeti kaldırma çalışmalarına başlamakla velayete adım atarsınız. Arkadaşımızın söylediği “tanıklık” kendisiyle ilgili, “bende beni gözleyen ve şöyle yap, böyle yap” diyen bir yapı var diyor ve çok haklı olarak “bu yapı şirk midir?” diye merak ediyor. Konulara EhadüsSamed İlmi çerçevesinde bakarsanız her şey şirke girer, ama o bakış bu idraktayken yanlıştır! Daima idrakınızın bir altı ve bir üstüyle bakmalısınız, o zaman doğru olur. Vehim şu an için şirk değildir, tam tersine size lazımdır, sizi kontrol edecek odur, HAKK yapıdır. Burayı daha sonra genişletelim inşaAllah.
SENİ BİR YERDEN UZAK TUTAN İŞİN İSMİ ŞEYTANLIK’TIR,
O YAPI ŞEYTAN’DIR
Şimdi “A” yapının şeytanla ilişkisine bakalım, o ilişkiyi görmeye çalışalım. “A” Yapı” dediğim zaman lütfen çalınmış, İz Düşüm’le alınmış SOL Dosyaları anlayalım. Lügatlarda ŞEYTAN şöyle tanımlanır: Uzaklık anlamına gelen "eş şetun" kelimesinin “fe’aal kalıbı”na uyarlanmış şeklidir. O dilin dilbilgisi kurallarına göre tanımı böyle. Burada bizim için önemli olan onun ne manaya geldiğidir! Şeytan UZAKLIK anlamında bir ifadedir ve “A” yapı da UZAK olandır. “A” yapı HAKK’dan uzak olandır, bu yüzden Batıl’dır. Batıl HAKK’dan uzaktır. Tanıma çok uyuyor, değil mi? Dolayısıyla, eğer şeytanı ötende ararsan onu ötelemiş olursun. Ötelersen şeytandan kurtulamazsın. Onu kendin dâhil her yerde aramak yararlıdır, “yalnızca ötede” aramakla şeytandan kurtulamazsın. Çünkü şeytan denilen ŞEYTANLIK KAVRAMI bir varlığın ismi olmayıp bir işin ismidir. Örneğin Kenan Bey. Bir işi var; doktorluk. Şeytanın işi de şeytanlık, işin ismi Şeytaniyet! Seni bir yerden uzak tutan işin ismi Şeytanlık’tır, o yapı Şeytan’dır. Dolayısıyla bizdeki (dünya yaşantı formatındaki) Vehmin Zulmeti kiri şeytandır, şeytaniyettir. Siz böyle bir şeytanı Esma-i Külleha dosyalarıyla sürekli taşıyorsunuz, bir taraftan da bu dosyalara sahip olmadığı için sizin kadar yeteneği bulunmayanlardan, şeytanlıkla görevli cin taifesinden korkuyorsunuz, onlardan korunmaya çalışıyorsunuz! Cin taifesinden olup işi şeytanlık olanlar sizdeki SOL Dosyalar kadar yetenekli olamaz, mümkün değil! Sizdekiler kopyalanmış/çalınmış Halifetullah Dosyaları’dır. Böyle bir yetenek, böyle bir güç var sizdeki “A” yapıda! Sizin bu dosyaları fonksiyonsuz yapmayı öğrenmeniz ŞEYTANDAN KURTULMA’nız demektir. Şeytan diye bildiklerimiz sizin “A” yapınızı destekleyen, kuvvetlendiren, öven her şeydir. Bu bir insan olabilir, bir arkadaşınız o an öyle görevlenmiş olabilir. Bir de bizzat bu işle görevli bir cin taifesi vardır. Ama onlar sizin “A” yapınıza nispetle marabadır. Şeytaniyetin ağası, esas iş göreni sizdeki “A” Takdim Formu “BEN”dir, muhtariyet yaşantısıdır.
ŞEYTAN AZAPTA GEREK!
“A” yapının bir özelliği sizi ‘HAKK’ yapıdan soğutmasıdır, size O’nu unutturur; Allah Zikrini unutturur, Allah’ı UNUTTURUR. Onun zararını kesecek, en aza indirecek önemli bir yöntem söyleyeyim. Bu yöntem halk arasında kullanılan bir tabiri yerinde kullanmaktır: Şeytan azapta gerek! Bunu tanrılar birbirleri için söyler ama onu kendimizde inceleyelim. Söyleyeceğimi yaşamamış olanımız yoktur, hala da yaşıyoruzdur. Şeytanı fark etmek için iz sürüyoruz: Tanrı yapınız olan “A” yapı sıkıntıdaysa, bir azaptaysa, her hangi bir konuda suçluysa, zordaysa, hastaysa uysal olur, bir anda uysallaşır! Sesinin tonu düşer, kafası düşer, yanakları düşer, kan basıncı değişir. Tanrı uysallaştı. İdeal cümleler kurmaya, sevecen görünmeye başlar, yanındakileri düşünüyormuş gibi gözükmeye başlar; tanrının özelliği budur: Azab çekerken Hakk’a hücum edecek fiilleri size çok yaptırtamaz. Ama bu zorluk kalkar kalkmaz bir anda nefesi değişir, kan basıncı değişir, fikirleri değişir, gözleri farklı bakar. Daha önce hatırını sorduklarının hatırını düşünmez hale gelir! Demek ki o yapıya azap gerekiyor. “A” yapının zararını aza indirmek için onun bu özelliğinden yararlanmak lazım... Bunun Nefs-i Levvame’de olan için farklı bir avantajı da vardır. Tarif ettiğimiz Nefs-i Levvame’yi önemseyen, tarif ettiğimiz Nefs-i Levvame’de olan için “A” yapı cazibesini yitirir, o artık SOL Dosyaları önemsemez olur. Örneğin çok varlıklı birisi tehlikeli bir hastalığa yakalansa onun (o “A” yapının) gözünde dünya malı bir anda yok olur, cazibesini yitirir. Bakın cazibe kalktı! Onun sıkıntıda olmasının Nefs-i Levvame’yi yaşayan için bu tür faydaları da vardır; cazibe kalkar! Çünkü Nefs-i Levvame’de olana yaşadığı bazı sıkıntılar dünyayı ve dünyalıkları cazibesizleştirir. Bu tip sıkıntılar size ‘HAKK’ yapıyı GERÇEK DOST olarak göstermeye başlar. Nefs-i Levvame’yi yaşayanlar üzüldükleri zaman da, sevindikleri zaman da hep seccadeye giderler. Ama “A” yapı? Üzüldüğü zaman arkadaşlarını toplar unutmak için içer, sevindiği zaman arkadaşlarını toplar coşmak için içer, parti yapar, gezer eğlenir... Tanrıların sıkıntıları da, sıkıntıdan kurtuluş tarzları da böyle ayrıdır! Nefs-i Levvame’nin onlarla hiç ilişkisi yoktur. Nefs-i Levvame’de olanın en önemli direği salât ikamesidir, aklı şaşar... Rabbim, bizleri kavrayabilenlerden eyle inşaAllah (amin).
ALLAH’TAN DAİMA EN KOLAYINI VE EN GÜZELİNİ
 İSTEYİN, SIKINTIYA HİÇ TALİB OLMAYIN
Bu yolda seyrin en güzeli nedir? Nefs-i Levvame’de ilerleyebilmek için illa sıkıntı çekmek mi gerekir? Öyle mi düşünelim? Hayır, hayır! Allah’tan daima en kolayını ve en güzelini isteyin, sıkıntıya hiç talib olmayın. En güzeli; hiçbir sıkıntı olmaksızın dünya ve dünyalıkların (tanrılık ve tanrıların) öneminin kaybolmasıdır, sıkıntısızca “A” yapıdan kurtulmaktır! Bu, Allah’ın izniyle çok rahat karşılaşabileceğiniz, lütfedilebilecek bir yoldur...
Tanrının İzi’ni sürüyoruz. Yaşantınızdan bir örnek verelim: Bazen bir ibadet size bir anda kolaylaşır, onu kolayca yaparsınız, bundan memnun ve mutlu da olursunuz. Sonra birisiyle paylaşırsınız, paylaştıktan sonra yapamazsınız! Bu işin mekanizmasını ayetlerle göreceğiz ve mekanizmayı bilince nasıl isteneceğini de göreceğiz. Sizi mutlu eden, bir anda size kolay gelen o davranış biçimi size “doğrudan Rabbinizden bir nur”dur! Ama siz sanki onu “A” Takdim Formu “BEN”iniz başarmış, o muhtar olan yapıyormuş gibi düşünüp davranıp “biliyor musun, her gece şu kadar şunu yapıyorum” dediniz. O lütfu, o hali muhtara verdiniz, elbiseyi kirlettiniz! Elbise kirlendi! Elbise kirlenince (necaset oluşunca) o ibadet kalktı, yapamaz oldunuz fark ettiniz mi? Oysa siz, birine söylediğiniz için o hal yok oldu zannedip “bir daha kimseye söylemeyeyim” diyorsunuz. İster söyle ister söyleme, fark etmez, “birine söyledin” diye kaybolmadı! Yanlış yaptığın, yanlış söylediğin, elbiseyi kirlettiğin için kalktı! Şekûr Yasası’na, Şekûr Kanunu’na ters davrandığın için o hali kaybettin. Söylerken doğru söyleseydin o artırılırdı. Çünkü Allah Şekur’dur: Verilenin Allah’tan olduğu idrakını ortaya koyarsan; onu “A” Takdim Formu “BEN”e veya başka tanrılara bağlamazsan, Allah sana daha çok verir. Söyleyeceğinizi söyleyin, yeter ki onu ŞekurOlan’a bağlayın, Şekur kapsamında olun. Kişi bir anda o işi sahiplenip; “biliyor musun ben her Cuma şöyle yapıyorum” diye onu muhtariyetine verdi. O işi muhtara verdiniz, o sizden kalktı! Kalkmazsa da tehlikelidir! Hatta daha tehlikelidir! Böyle olduğu halde o iş sizden kalkmıyorsa, yaptıkça tanrılığınız kuvvetlenecek demektir;muhafaza ediver Allahım. O halin kalkması bile bir rahmet! Kalktı, korktunuz! Kalkmadığında, yaptığınız işlere ve yaşantınıza “ben iyiyim” diye devam edip duracaksınız...
Arefemiz, bayramımız mübarek oluverir inşaAllah. Yüce Rabbimiz nice bayramlara arzusuna uygun kullar olarak ulaşmamızı nasip eyleyiversin. (Amin)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.