Yukarı Çık

BİR BAYRAM MESAJI

9 Ağustos 2019 Cuma 11:37:44
279 kez okundu.

Bir bayram arefesinin daha olduğu haftadayız.Hep anlatılır ya nerede eski günler eski bayramlar diye. Yine öyle bir zamandayız işte. Her geçen gün geçmişe duyulan özlem bir kat daha artmakta.
Ne zaman bir bayram arefesinde olsam gönlüme derin bir hüzün çöker ve aklıma Aziz Nesin’in Adı Bayram Olunca fıkrası gelir.
Bu bayram öncesinde de bu fıkrayı paylaşmak istedim siz değerli okurlarımla.
***
Adı Bayram Olunca
Söze, ‘’Bizim zamanımızda diye … ‘’ başlayanlara bayılırım.
Bizim zamanımızda bir Bayram vardı, adembaba koğuşundandı. Birgün bu bayram adembaba koğuşunun penceresinden, cezaevinin bahçesinde volta atan bir arkadaşına bağırıyor:
-Ulan gelsene artık… Vakit tamam… Hadisene be şeyoğlu şey!
Kış güneşinin aldatıcı sıcağında birazcık sırtını ısıtmak istediği için, cezaevi avlusunda volta vuran adam, Bayram’ın bağırmalarına boşveriyordu.
Bayram’ın onu neden çağırdığını, neden kendisinin aşağı inemediğini sonradan öğrenmiştim. Yarı çıplak oldukları için adlarına adembaba denilen ellidört tutuklu bu koğuşta balık istifi yaşıyordu. Bu elli dört adembabanın yirmi beş pantolonu vardı. Koğuşta çul çaput sararak pantolonsuz oturabilirlerdi ama bahçeye pantolonsuz çıkamazlardı. Onun için bu yirmi beş pantolonu, ellidört adembaba nöbetleşe giyerek yarımşar saat bahçede dolaşıyorlardı.
Tifüs salgının olduğu günlerdi. Henüz DDT bilinmiyordu ve bit içinde yüzen tutuklular bit yarışıyla kumar oynuyorlardı. Her gün tifüsten ölmüş üç, dört tutuklunun cesedi sedye içinde  bahçeden geçirilip hamama götürülürdü.
Bu Bayram adlı tutuklu, her zaman sırıtırdı, hep hayatından memnun görünürdü. Oysa topladığı izmaritleri gazete kağıdına sararak yaptığı cigaraları hem kendi içer, hem de satar, çay parasını sağlardı. Ama suratı yinede gülerdi.
Adembabalar, yemek kazanının önünde, ellerinde paslı konserve tenekeleri, kuyruğa girmişlerdi. O gün Kızılay’ın verdiği yemek nohuttu. Ama ancak dört beş tenekeden birine, bir iki nohut tanesi düşüyor, aşçı öbürlerine yalnız renkli sıcak nohut suyu koyuyordu. Bayram her zamanki gibi sırıtarak ,
-Ağabey bir iki tanede nohut koy! Deyince kızan aşçı, elinden tenekeyi kapıp Bayram’ın başından aşağı geçirdi.
Ziyan olmasından diye suratından akan renkli sıcak suyu yalanan Bayram, o durumda bile sırıtıyordu.
Neden bilmem, birgün cezaevinin ağası, Bayram’ı dövdü iyice. Bayram ağlayacağı yerde yine gülüyordu.
Dayanmadım,sordum ona :
-Sen neden hep böyle gülüyordun Bayram? Döverler gülersin, söverler gülersin. Neden?
-Başka ne yapayım ağabey, dedi, adımı ramazan koymamışlar ki Bayram koymuşlar… Bayram’sın metazori güleceksin… Adım bikez bayrama çıkmış. Benim gibi bir adamın adı Bayram olunca gülmez de ne halt eder!..
Bahçede dolaştığım bigün, yalınayak iki adembaba sedyeyle tifüsten ölmüş birinin cesedini taşıyordu. Bunlardan biri, Bayram’ın pantolonunu getirmesi için koğuşun penceresinden  çağırdığı adembabaydı. Yaklaştım sedyeye, baktım:
Kirli bir  çulun altından, Bayram’ın kansız yüzü görünüyor, bir sırıtış suratında kalmış, hala gülüyor…
Bugün bayram… Bugünün adını bayram koymuşlar bikez, hepimiz güleceğiz, başka ne yapabiliriz?
Bayramınızı saygı ve sevgiyle kutlar, hepinize mutluluklar dilerim.
***
Evet yine bir bayram arefesinde işte yaşadığımız tüm sıkıntılar, dertler acılar unutulmuş, bayram telaşesi başlamış, kurbanlıklar alınmaya çalışılmış, borçla dertle de olsa bayram hazırlıkları tamamlaya çalışılmıştır.
Yazarın dediği gibi o günün adını bayram koymuşlar. Ne kadar acımız, sıkıntımız, borcumuz da olsa yok gibi davranacağız gülmeye devam edeceğiz.
Bu vesile tüm okurlarlarımın ve Türk İslam aleminin bayramını tebrik ediyor, insanlık alemine hayırlar getirmesini diliyorum.
Bayramınız kutlu olsun.
Selam ve Saygılarımla…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.