Yukarı Çık
Hayriye Caner

Hayriye Caner

Türk tarihinin önemli şahsiyetlerinden birisi olan Enver Paşa’nın vefat yıldönümü yarın.

ENVER PAŞA 97 YIL ÖNCE ŞEHİT OLMUŞTU

3 Ağustos 2019 Cumartesi 11:09:13
171 kez okundu.

Türk tarihinin önemli şahsiyetlerinden birisi olan Enver Paşa’nın vefat yıldönümü yarın. 4 Ağustos 1922’de Enver Paşa Türkistan’da şehit edilmişti. Bir başka 4 Ağustos’ta, 4 Ağustos 1996’da Enver Paşa'nın naaşı İstanbul'a getirildi ve Hürriyeti Ebediye Tepesi'ne defnedildi. Böylece vefatından 74 sene sonra Enver Paşa’ya iade-i itibarda bulunulmuştu.
Peki kimdir Enver Paşa?
Asıl adı İsmail Enver’dir. Ailesi Manastırlı olup babası, önceleri Nafia Nezareti’nde (Bayındırlık Bakanlığı) fen memurluğu yapan, daha sonra sivil paşalık rütbesine yükselen Ahmet Bey; annesi Ayşe Hanım’dır.
İstanbul Fatih Mekteb-i İbtidaisi’nde başladığı ilköğrenimini, ikinci sınıfta iken, babasının görevi nedeniyle gittiği Manastır’da bitirdi. Aynı yerdeki Askerî Rüştiye (ortaokul) ve Askeri İdadi (lise) öğrenimini tamamlayarak Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne’ye (Harp Okulu) girdi. Daha o sıralarda, yüksek okullarda yaygın olan II. Abdülhamid aleyhtarı propagandadan etkilendiği anlaşılan Enver Bey, okulunu dokuzuncu olarak bitirip erkân-ı harb (kurmay) sınıfı için ayrılan kırk beş öğrenciden biri olmayı başardı. 1905’te kolağası (kıdemli yüzbaşı) iken Bulgar, Rum ve Arnavut çetelerine karşı girişilen askerî harekâtta üs tün başarılar gösterdiğinden altın liyakat madalyası ile ödüllendirildi ve binbaşılığa yükseltildi. Ardından, Selanik’te kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ne katılarak Manastır’a döndü. Cemiyetin buradaki teşkilâtını kurma çalışmalarında bulundu. Bu arada, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ile merkezi Paris’te olan Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti birleşti. Çalışmalarını, ilk örgütün Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti Dâhili Merkez-i Umumisi adını almasından sonra daha yoğun olarak sürdürdü. Terakki ve İttihad Cemiyeti tarafından başlatılan ihtilâl ve suikast girişimlerine katıldı. Gizli çalışmalarının ihbar edilmesi üzerine İstanbul’a davet edildi. Ancak 24 Haziran 1908 akşamı dağa çıkarak ihtilâlde öncü rolü üstlendi. Padişah II. Abdülhamit’in Meclis-i Mebusan’ı yeniden toplantıya çağırması üzerine de Selânik’e giderek buradaki kutlamalara katıldı. Dağa çıkan subaylar arasında en kıdemlisi olduğundan ve Kolağası Niyazi Bey ile birlikte en önemli çalışmayı yaptığından “hürriyet kahramanı” sanıyla anılmaya başladı. Yeniden Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti adını kullanmaya başlayan örgüt içindeki askerî kanadın önde gelen adlarından biri oldu. 23 Ağustos 1908’de Rumeli Vilayeti Müfettişliği kendisine verilen Enver Bey, 5 Mart 1909’da Berlin askerî ataşesi olarak görevlendirildi.
“31 Mart Olayı” (13 Nisan 2009) üzerine geçici olarak yurda dönen Enver Bey, İstanbul’da Hareket Ordusu’na katıldıktan sonra yeniden Berlin’e gitti. İstanbul’a çağrılan Enver Bey, 19 Mart 1911’de görüştüğü Mahmut Şevket Paşa tarafından Makedonya’daki çete faaliyetlerine karşı alınacak önlemleri denetlemek ve bu alanda bir rapor hazırlamak üzere bölgeye gönderildi. Enver Bey dolaştığı Selanik, Üsküp, Manastır, Köprülü ve Tikveş’te bir yandan çetelere karşı alınacak önlemler üzerinde çalışırken, öte yandan İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelenleriyle görüşmeler yaparak, 11 Mayıs 1911’de İstanbul'a döndü. 15 Mayıs 1911’de Sultan Mehmet Reşat’ın yeğenlerinden Naciye Sultan ile nişanlandı. 27 Temmuz 1911’de Malisör İsyanı nedeniyle İşkodra’da toplanan İkinci Kolordu’nun Kurmay Başkanı olarak oraya gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı. İsyanının bastırılması, İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin Arnavut üyeleriyle olan sorunların çözümünde önemli rol oynadı. Daha sonra Berlin’e geçtiyse de İtalyanların Trablusgarp’a saldırmaları üzerine yurda döndü.
Enver Bey, 3 Eylül 1911’de Selanik’te düzenlenen İttihad ve Terakki Cemiyeti Yönetim Kurulu toplantısında, İtalyanlara karşı gerilla savaşı yürütülmesi görüşünü savundu ve bu görüşünü öteki örgüt üyelerine de kabul ettirdi. 8 Ekim 1911’de padişah ve hükümet yetkilileriyle görüştükten sonra İskenderiye’ye gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı. Mısır’da ileri gelen Arap liderleriyle çeşitli ilişkiler kurarak Bingazi’ye geçti. Orada İtalyanlar’a karşı yapılan savaş ve gerilla harekâtında büyük basarılar elde etti. 24 Ocak 1912’de Umum Bingazi Mıntıkası Komutanlığına, 17 Mart 1912’de bu göreve ek olarak Bingazi Mutasarrıflığına (kaymakamlık) atandı. Kasım 1912 ayı sonlarında ise Balkan Savaşı’na katılmak üzere Bingazi’den ayrılarak, tebdili kıyafetle İskenderiye’ye ve Brindisi’ye geçerek Viyana üzerinden İstanbul’a döndükten sonra 10. Kolordu Erkân-ı Harp (Kurmay) Başkanlığına atandı. Kâmil Paşa Hükümeti’nin barış antlaşması imzalanması yolundaki çabaları aleyhindeki İttihad ve Terakki eylemlerine öncülük etti. 10 Ocak 1913’te Nâzım Paşa ile görüşen Enver Bey, Harbiye Nazırı ile Kâmil Paşa’nın istifaya zorlanması ve savaşa devam edecek bir hükümetin kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Enver Bey ile İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin ileri gelenleri 23 Ocak 1913’te “Babıâli Baskını”nı gerçekleştirdiler.
Enver Bey, öncülük ettiği bu hükümet darbesinde Kâmil Paşa’ya istifasını imzalattı. Ardından padişahı ziyaret ederek Mahmut Şevket Paşa’nın Başbakanlığa getirilmesini sağladı. Ancak Edirne’yi kurtarmak amacıyla yapılan bu eylem sonrasında, planlanmasında Enver Bey’in de görev aldığı askerî harekâtın başarısızlığı ve Edirne’nin Bulgarlara bırakılması, İttihad ve Terakki’yi zor duruma düşürdü. 12 Haziran 1913’te Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesinden sonra ülke yönetimine el koyan İttihad ve Terakki Fırkası içindeki askerî kadronun lideri durumuna gelen Enver Bey önemli kararların alınmasında etkili oldu. Enver Beyin II. Balkan Savaşı sırasında, yani 22 Temmuz 1913’te Edirne’ye girişi toplumdaki güvenirliliğini daha da arttırdı. 15 Aralık 1913’te miralay (albay), 3 Ocak 1914’te mirliva (tuğgeneral), aynı tarihte Ahmet İzzet Paşa’nın yerine Harbiye Nazırı oldu. Kısa bir süre sonra, Erkân-ı Harbiyye-i Umumiyye Reisliği (Genel Kurmay Başkanlığı) görevini de üstlenen Enver Paşa, yeni görevinde büyük bir gayretle, I. Balkan Savaşı’nda bozguna uğrayan Osmanlı Ordusu’nun yeniden düzenlenmesine gayret etti.
Enver Paşa, 5 Mart 1914’te, Osmanlı padişahlarından Abdülmecit’in oğlu Şehzade Süleyman Selim’den torunu Naciye Sultan ile evlenerek Saray’ın damadı olduktan sonra, İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından Almanya ile ittifak anlaşması sağlamak için girişimlerde bulunmak üzere görevlendirildi. Enver Paşa’nın ilk girişim ve önerileri Almanya’nın İstanbul Büyükelçisi Hans von Wangenheim tarafından geri çevrildi. Daha sonra Avusturya-Macaristan yetkililerinin de baskıları ile Wangenheim’in ve Şansölye Betmann-Hollweg’in itirazlarına karşın, Kayser II. Wilhelm’in emriyle 2 Ağustos 1914’te işbirliği anlaşması imzalandı. Bu konuda Enver Paşa’nın arkadaşlarından ayrıldığı taraf, işbirliği anlaşmasının savaşa girmek zorunda bırakmadığı Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın yanında savaşa girmesini istemesiydi. Savaşa girilmesinden sonra Enver Paşa Harbiye Nazırı olarak askerî harekâtın yönetimini eline aldı. Ancak, Enver Paşa’nın Birinci Dünya Savaşı sırasındaki tek yetkili olarak komutası Kafkas cephesinde gerçekleşti.
1 Kasım 1914’te Osmanlı-Rus sınırını geçen Ruslar 4 Kasım’da Köprüköy’e girmişlerdi. Enver Paşa da bunun üzerine, Osmanlı ordusuna ilerleme emri verdi. Cepheye giden Enver Paşa, ileri harekâta hemen girişilmesi görüşüne karşı çıkan Hasan İzzet Paşa’yı görevinden aldı ve 18 Aralık’ta ileri harekâtı başlattı. Emrindeki komutanların itirazlarına karşın ileri harekâtı ağır kış koşulları altında sürdüren Enver Paşa, “Sarıkamış Harekâtı” olarak anılan bu harekâtta 90.000 kişilik ordu mevcudunun çok büyük bir bölümünün Allah-u Ekber Dağları’nda donarak ölmesi ya da Ruslar tarafından öldürülmesi üzerine, 10 Ocak 1915’te cepheden ayrılarak İstanbul’a döndü. Bu nedenle de Enver Paşa’nın saygınlığı sarsıldı. 14 Ekim 1918 tarihinde Talat Paşa Hükümeti’nin istifası ile Enver Paşa’nın da Harbiye Nazırlığı sona erdi. Enver Paşa, 1-2 Kasım 1918’de İttihad ve Terakki’nin diğer yedi lideriyle birlikte Arnavutköy’den bir Alman denizaltına binerek Odesa’ya kaçtı. Bunun üzerine de 1 Ocak 1919 tarihli padişah iradesiyle askerlikten çıkarıldı. Enver Paşa’nın ülkeden ayrılmadan önce Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya yazdığı mektupta kullandığı ifadeler, onun Azerbaycan’da bağımsız bir Türk hükümeti kurmaya çalışacağı kanısını uyandırmaktaydı. Nitekim Kırım’da, Berlin’e giden arkadaşlarından ayrılarak amcası Halil Paşa ve kardeşi Nuri Beyin denetiminde bulunan Kafkasya’daki ordu birliklerine ulaşmak üzere oraya hareket etti. Ancak bunu başaramayınca Berlin’e gitmeye karar verdi. Nisan 1919’da Berlin’e giderek Babelsberg semtine yerleşti ve Almanya’da yeniden örgütlenmeye çalışan İttihad ve Terakkî’nin çalışmalarında görev aldı.
Enver Pasa, 1-8 Eylül 1920 tarihlerinde Bakü’de yapılan Doğu Halkları Kongresi’ne Libya, Tunus, Cezayir ve Fas adına katıldıysa da bu kongreden önemli sonuçlar çıkmadı. Enver Paşa, Ekim 1920 ayının başlarında yeniden Berlin’e döndü, daha sonra İsviçre’ye gitti ve burada Hakkı Paşa ile görüşerek Rusya’dan Anadolu’ya askerî yardım göndermek üzere bir gizli örgüt kurmaya karar verdi. Ancak Moskova’dan beklediği yardımı sağlayamadı. Enver Paşa, Şubat 1921 ayının sonunda yeniden Moskova’ya gitti. Burada Çiçerin ve yeni Ankara hükümeti temsilcisi Bekir Sami Bey ile çeşitli görüşmeler yaptı. 16 Temmuz 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya uzun bir mektup yazarak, kendisinin çalışmaları hakkındaki şikâyetlere ve Anadolu eylemine el koyacağı söylentisini yalanladı. 30 Temmuz’da Ankara’ya yönelik Yunan saldırısı başladığında Enver Paşa öteki İttihatçı önderlerle birlikte Anadolu’ya geçmek üzere Batum’a gitti. Bu sırada, Trabzon’daki Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti de açıkça onu destekliyordu. Burada 5 Eylül’de yapılan ve Halk Şûralar Fırkası toplantısı olarak duyurulan İttihatçı toplantısında Ankara’daki TBMM’ye, İttihatçı sürgünlerle soğuk ilişkilerin sona erdirilmesi için başvuruda bulunulması kararlaştırıldı. Bakü’den ayrılan Enver Paşa; Tiflis, Aşkabat ve Merv’e uğradıktan sonra Ekim 1921’de, kendisine refakat eden kimi eski İttihadçılarla birlikte Buhara’ya gitti. 8 Kasım’da Türk subaylarla birlikte tekrar yola çıkarak 19 Kasım’da Akbulağ, 21 Kasım’da Başçardak kışlağına ve 24 Kasım’da Ourgantepe’ye ulaştı. Şubat 1922 ayının sonlarda buradan ayrılan Enver Paşa, Ruslara karşı savaşan Basmacılar’ı örgütlemek için Duşanbe yakınındaki kışlaklara gitti. 24 Temmuz’da Rusların Düşenbe’yi alması üzerine geri çekilerek Satılmış kışlağına vardı. Buradan Belcuvan (Doğu Buhara) bölgesindeki Abıderya köyüne geçti ve son karargâhını orada kurdu. 4 Ağustos 1922’de karargâhta düzenlenen Kurban Bayramı töreninde yanındaki askerlerle bayramlaşırken ani bir Rus baskınına uğradı ve yanındaki otuza yakın atlı ile yöneldiği Çegan tepesinde girdiği çarpışmada öldürüldü. Cenazesi Âb-ı Derya köyün de toprağa verildi. 1995 yılında naşı Türkiye’ye getirildi.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.