Yukarı Çık

FUTBOL: BİTMEYEN SENFONİ

11 Temmuz 2019 Perşembe 13:57:26
95 kez okundu.

Çağımızın en yaygın sporu futbol… Milyonları stadlara, TV başlarına koşturan, yediden yetmişe herkesin ilgi odağı futbol… Toplumun farklı sosyo-kültürel bireylerini birleştiren büyülü etkinlik futbol… Peki bu câzibe nedir? Tek bir yanıtı yok bu sorunun. Futbolcu fizik gücünü kullanır, yanısıra yeteneklerini, becerilerini  yeşil sahalara döker, cesaretini, fedakarlığını, hızını, gücünü, çabukluğunu, çevikliğini, aklını gösterir türibünlere… Takım ruhunu, işbirliğini, paylaşımcılığı, ortak bir amaca koşmayı gören izleyiciler büyük keyf alırlar bu gösteriden… Bu bitmeyen senfoniden.
Yeni bir sezona daha merhaba diyor amatöründen profesyoneline yüzlerce takım, binlerce futbolcu… Akın akın başladı sezon açılılışları, transferler… Taraftarın en yoğunlaştığı, en çok merak ettiği süreç transfer sürecidir “Kim geliyor, kim gidiyor, hangi mevki, isabetli mi yoksa boşuna mı alıyoruz?” soruları  kafaları meşgul eder günlerce... En iyi futbolcuları almak isterler teknik direktörler; çünkü iyi futbol iyi oyuncularla gerçekleşir .. Birinci sınıf futbolcu  çok azdır, iktisattaki “nedret teorisi “ gibidir, transferi pahalıdır; ancak  birinci sınıf futbolcusu olmayan takımların büyük başarılara ulaşması mümkün değildir. “Futbolda bir teknik direktör, takımında bir tane birinci sınıf futbolcu varsa çok şanslıdır” diyor ünlü futbol adamı Alex Ferguson
Süper Lig takımlarının  transfer ettikleri veya edecekleri futbolcuların çoğu yabancı , isimlerini yazmak ve söylemek bile oldukça zor.. Holtby, Ancolotti, Muriqi, Max Kruse, Lolarov… Çuvalla para gerek tabii bu transferlere.. Peki başarı garanti mi? Para ile kısa vadeli bir başarıyı satın alabilirsiniz ama uzun vadede işe yaramaz bu. Sabır ve dört başı mamur bir organizasyon ister bu iş.
Her şeyin kanıtı futbol sahasıdır, saha yalan söylemez. Yapılan transferlerin ne derece isabetli olduğu sahalarda belli olur… Tecrübe ve liyakat isabetsiz transferlere engel olabilir ancak yine de yanılgılar, hayal kırıklıkları kaçınılmaz oluyor…
Takımlar yeni sezonlara başlarken transferler kadar hatta ondan da önemli olan  teknik direktör bulmak  ve teknik kadro kurmak zorundadırlar. Çünkü prodüksiyon ve ilişkiler uzmanı olan teknik direktör, bir takımın olmazsa olmazıdır..  Tecrübeli bir teknik direktör, (İyi- kötü diye nitelemek olmaz) bir bilim adamının akılcı analizi ve mantığı ile bir sanatçının empati ve içgüdülerini bünyesinde barındıran futbol adamıdır. Çünkü “insanlara demir çubukla vurarak onlardan en iyi verimi alamazsınız. Bunu saygılarını kazanarak, onları zafere alıştırarak ve performanslarını geliştirebilecek yetenekleri olduğuna ikna ederek yapabilirsiniz.” Astığı astık kestiği kestik bir anlayışla başarısını sürdüren hiçbir teknik direktör göremezsiniz… Başarıya ulaşmak ve onu sürdürülebilir kılmak için tek bir büyük adım atmak yetmez; birbirini izleyen dizi dizi adımlar atmak gerekir. Bu da iyi prodüksiyon ve iyi ilişkilerle yapabilirsiniz  ki performansta zirveye ulaşılsın…
“On bire kadar saymasını bilen herkesin futbolu bildiği bir toplumda“ teknik direktörlük, Nasrettin Hoca’nın: “Herkesin ortasında eşek kuyruğu kesme, kimi uzun der kimi kısa” dediği gibidir… Ancak yine de rüzgarın yönünü değiştiremiyorsa, yelkenlerini rüzgara göre ayarlayan adamdır teknik direktör…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.