Yukarı Çık

EDEP

14 Mayıs 2019 Salı 13:01:48
152 kez okundu.

Yıllardır ülkemizin önemli sorunlarından birisi; “mülteci” meselesi…
Üzerine söylenmedik söz, yazılmadık yazı kalmadı aslında. Seçim gündeminin önemli maddelerinden birisi de yine “mülteciler” idi.
Aynı konulara yeniden girecek değiliz. Meselenin bir ucunda “ensar-muhacir” kıyaslaması, diğer ucunda “sınırdışı edelim” tartışmaları hala durupduruyor.
Afyonkarahisar’da resmi olmayan rakamlara göre yabancı uyruklu “konuk” sayımızın 15 binler civarında olduğu belirtiliyor. Devletimiz tüm imkanları ile bu insanların mağduriyetini gidermeye çalışıyor. Özellikle Mecidiye mahallesi başta olmak üzere şehrin muhtelif bölgelerinde bu insanların yaşam şartlarını, toplumsal ilişkilerini birebir görmek mümkün.
Günlük yaşamın herhangi bir yerinde “konuklarımız”a rastlamak sıradan bir şey. Öyle ki bizim toplumsal yapımıza tam adapte olmuş, iş-güç sahibi olanları da var. Küçük bir esnafın yanında sanatını icra edenlere de rastlamak mümkün, kendi küçük işyerinde adabıyla ticaret yapmaya çalışanına da. Kimileri var ki, alanının en uzman ismi olarak hasta bakıyor, ticaret yapıyor vs..
Kimilerini de her gün ekmek dağıtım kuyruklarında, yemek sıralarında bulabilirsiniz.
Şimdi Mübarek Ramazan ayındayız. Bir çoğu Müslüman olan konuklarımızdan, Müslim olanları da, gayrimüslim olanları da iftar çadırlarından faydalanıyorlar. Allah tüm hayır sahiplerinin hayırlarını kabul eylesin. Belediyemiz tarafından şehrin bir çok noktasında iftar çadırları yerine yemek dağıtım noktaları kurulmuş vaziyette. Hem iftar çadırlarında, hem de yemek dağıtım noktalarında yine “konuklarımız”ı başrolde görüyoruz.
Kimsenin onların yediği ekmekte, aldığı yemekte gözü yok. Bu millet gözü-gönlü tok millet. Yıllardır vazifesini layıkıyla yerine getiriyor. Ama bu iftar çadırları ile yemek dağıtım noktalarında yaşananlar insanımızı adeta çileden çıkartıyor. Çoluk-çocuk sıraya girip yemek aldıktan sonra, tekrar tekrar sıraya girenler bir de yetmezmiş gibi sırada bulunan diğerleriyle dalaşabiliyorlar. “Hakkına razı ol” diyerek yeniden sıraya girmeleri önlenen “cıbara” tipler tartışmalara, hatta kavgalara neden oluyorlar. Bu edepsizliklerle ilgili bize ulaşan bir çok tepki var. Olayların polis kayıtlarına da geçtiğinden söz ediliyor.
Gazetemize telefonla ulaşan bir vatandaş, “Bizim yerli insanımız, kendi garibimiz utancından ne verilirse alıyor, edebiyle sırasını bekliyor. Ama bu edepsizlerin edepsizliği tüm mültecilere yansıyor. Bu işi bir düzene koyacak yok mudur?” diye soruyordu geçen gün.
Ne diyelim, “bulunur inşaAllah…

 

DÜRÜST ESNAF

 

Mübarek günlerde iyi-hoş şeyler yazalım istiyoruz ama her zaman olmuyor maalesef. Geçtiğimiz günlerde saygı duyduğumuz, ticaret aleminin önde gelen isimlerinden bir ağabeyimiz aktardı. Bu ağabeyimiz şehrimiz iş dünyasının önde gelen isimlerinden. İmalatıyla, ihracatıyla ülke ekonomisine katkısı büyük rakamlarla ifade ediliyor. Vergi rekortmenleri arasında da hep en önde gelen isimlerden birisi.
Sanayi Çarşısı’na giden bu ağabeyimiz sayısı onlarca olan araçlarından birisine cam taktırmak ister. Bizim “değerli(!)” esnafımız “ithal” cam diye “yerli” üretim camı araca bir güzel monte eder. Tabi faturayı da “ithal” olarak keser. Bundan sonrasını değerli işadamımızdan dinleyelim: “Az-buçuk bu işlerden anlamasak yutacağız. Yerli camı ithal diye bize satmaya çalışan bu dürüst esnafımız bir de üstüne üstlük 500 TL fark isteyebildi bizden. Maalesef sanayi çarşımızda yaşanan bu olaylar kendi insanımızı kendi esnafımızdan bezdiriyor. Ondan sonra da ‘sanayi çarşısına bomba düşmüş’ gibi diyerek iş yokluğundan şikayet ediyoruz. Ayağımıza gelen müşteriyi hoş tutup, güzel iş, uygun fiyatla memnun edecekken, el birliğiyle çevre vilayetlerin sanayisine gönderiyoruz. Yazık, çok yazık…”
Doğru-dürüst insanlara toplumun her kesiminde ihtiyacımız var. Hatta en büyük ihtiyacımız bu…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.