Yukarı Çık

KADER KONUSUNU ANLAYABİLMEK -2-

7 Mayıs 2019 Salı 13:08:13
59 kez okundu.

KADERİN KURUCUSU, SAHİBİ VE YÜRÜTÜCÜSÜ
“Müstakilen VAR ve Muhtar” olarak hüküm verme vasfına sahip olan Hüküm sahibi, Kaderin Kurucusu, Sahibi ve Yürütücüsüdür. Casiye 37, Fatır 10, Nisa 78, Kehf 26, En’am 62, Ra'd 31, Kasas 70 bu konuyla ilgili Ayetlerdir.
Hüküm Sahibinin hükmü için, ayrıca “Ol derse o şey hemen olur” vasfı da bulunmalıdır (Yasin 82).
Yasin Sûresi 82'den alıyoruz ki kader “Müstakilen VAR ve Muhtar” bir iradenin senaryosudur.
Bu senaryo içerisinde başka bir “Müstakilen VAR ve Muhtar” YOKtur (İhlâs Sûresi 4).
Ahzab Sûresi 38. Ayet bu konuyu özetle bir sonuca bağlamaktadır: "Allah'ın emri (hükmü) planlanmış (yerine gelmesi kesin) bir Kader'dir."
Hadîd Sûresi 4 ve 5. Ayetlerden de öğreniyoruz ki Kaderin Yürütücüsü Arş'a istiva etmiş olan Allah'tır.
Öğreniyor ve anlıyoruz ki hüküm Allah’ındır, mülk Allah’ındır, güç Allah’ındır. Ve Kaderin Kurucusu, Sahibi, Yürütücüsü ancak Allah’tır. Kasas Sûresi 70. Ayetten de öğreniyoruz ki dünyada ve ahirette her şeyin takdiri ve hükmü Allah’a aittir. Nisa Sûresi 78. Ayet, bu noktada inananları uyarmaktadır: “Kul küllün minİndillah: De ki hepsi Allah İndindendir." "Hepsi Allah indindendir" gerçeğini fark edemeyen, göremeyen, akledemeyenler için ise "bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar" demektedir.
Nisa 78. Ayetin mealine bir de şöyle bakalım: “De ki hepsi “Müstakilen VAR ve Muhtar” olan Allah İndindendir. "Allah’ın “Müstakilen VAR ve Muhtar” oluş vasfı onu tüm yaratılmışlardan ayıran en önemli farkıdır. Ayetin tamamını inceleyince göreceksiniz ki ayette uyarılanların anlayamayıp karıştırdıkları mevzu budur. “SübhanAllah” diyerek Rabbimizi tüm yaratılanlardan tenzih ederken kast edilen en önemli husus da budur. Keza “Elhamdülillah” ve “Allahuekber” denirken de farklı manalarla ama aynı hususa vurgu yapılır.
BİLMEK VASFI, HÜKÜM SAHİBİ
OLMA VASFINI İÇERMEMEKTEDİR
Kader Sahibini belirleyen birincil unsur, “Müstakilen VAR ve Muhtar” olarak "hüküm sahibi" olmak iken, ikincil unsur “Müstakilen VAR ve Muhtar” olarak "bilmek"tir. Kaderin Kurucusu, Sahibi ve Yürütücüsünü anlamaya çalışırken ve yorumlarken, sanki birincil unsur "bilmek"miş gibi davranıp fikir çatısını "bilmek" üzerine kurarsak, doğru bir yol izlemiş olmaz ve bu yöntemle kişileri yanıltmış oluruz. Ayrıca, "bilmek" vasfı, içinde "hüküm sahibi olmak" vasfını barındırmaz. Ancak "hüküm sahibi olmak" vasfı, "bilmek" vasfını doğal olarak içinde barındırır.
Konunun anlaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla bir insandan örnek verelim. Bir meteoroloji uzmanı hava durumu yorumunda havanın nasıl olacağını yüksek ihtimalle tutturarak bildi diye kabul edelim. Bilinen hava durumu henüz yaşanmadan önce, o meteoroloji uzmanı, olacakları kuvvetli bir tahminle bilmiştir. Ancak yaşanacak hava durumunun nasıl olacağının hükmünü o vermemektedir. Burada konuyu bilmek vasfı, hüküm sahibi olma vasfını içermemektedir. Biz burada insanın bir noksanını vurgulayarak örnek oluşturduk. Oysa kader konusunun çatısını "bilmek" üzerine kuranlar, Allah'ın bilmesini izah için insanın bilmesi örneğini verirler. Klasik örnekleri de, Halley yıldızının geçeceği zamanın hesap yoluyla biliniyor olmasıdır. Bu örneğin doğruluğunun illüzyonu ile yanlış anlatımlarını da doğru gösterirler. Bu örnekte insanın noksanlığı vurgulanmıyor, tam tersine Allah'a eş tutuluyor, bu sebeple kökten yanlış bir örnek oluyor.
“Müstakilen VAR ve Muhtar” olarak bilenin bilmesi, “Müstakilen VAR ve Muhtar” olmayan yaratılmış bir kulun bilmesiyle kıyaslanarak anlaşılamaz, izah edilemez. Böyle bir izah ancak duniHİ algı ve zann'ları çerçevesinde olur ve bu tür örnekler ancak duniHİ algı ve zann'larıyla kader konusunu anlamaya çalışana hitap eder.
ALLAH DA İNSANLAR GİBİ OLACAKLARI
YAŞANDIKTAN SONRA ÖĞRENİYOR
 ŞEKLİNDE ANLAŞILABİLİR. ANCAK
ELBETTE Kİ DURUM BÖYLE DEĞİLDİR
Kaderin bilinen kısmı, verilen hükmün biliniyor olmasından ibarettir. Allah'ın bilmesi “Müstakilen VAR ve Muhtar” olaraktır ve Kendinde, Kendinden ve Kendi olanı bilmesidir. Hadîd Sûresi 3, En'am Sûresi 59, Mülk Sûresi 14 bu konuda bize yol gösterir.
"Hüküm" ve "bilmek" ilişkisini basitçe bir kaç cümle ile gösterirsek daha iyi anlaşılabilir. Allah ne hüküm vereceğini bilir. Zatını Kendisi bilir ve ne dileyeceğini de Kendisi bilir. İşte bu kısım "Kendinde" bilmesidir. Allah hükmü verdiğinde, verdiği hükmü bilir: "Kendinden!" Bir önceki Kendinde idi, şimdi Kendinden... Allah, verdiği hükmün evvelini ve ahirini bilir, yani hükmünün sürecini bilir: Çünkü "Kendi!" Hüküm ve bilmek o kadar iç içe ki "bilmek" hükmün içinde doğal bir vasıf olup, Allah'ın "Kendinde", "Kendinden", "Kendi" olarak hükmetmesi ve bilmesidir.
Ele aldığımız "bilmek" konusu, Halifetullah vasıflı insanın, henüz Yaşanabilir Hayat Normları içerisinde hayatını yaşamadan önce neleri nasıl yaşayacağını Allah'ın bilmesi ve bu doğrultudaki hükümleri vererek Kader Matriksini oluşturmasıdır.
Kur'an'da bir başka "bilmek" konusu da işlenir. Konunun anlaşılabilmesi için şu ayetleri örnek olarak inceleyelim:
Ankebut Sûresi 3: "Allah elbette sadıkları bilecek, elbette yalancıları da bilecek."
Ankebut Sûresi 11: "Allah elbette iman edenleri bilecek ve elbette münafıkları da bilecek."
Mülk Sûresi 2: "Amel itibariyle hanginiz ahsendir (diye) sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur, O Azizül Ğafur'dur."
Bu Ayetler incelendiğinde, sanki Allah da insanlar gibi olacakları yaşandıktan sonra öğreniyor ve buna göre değerlendiriyor şeklinde anlaşılabilir. Ancak elbette ki durum böyle değildir. Konunun anlaşılabilmesi için maddelendirerek bakalım:
1. Allah’ın olayları yaşanmazdan önce biliyor olması, dilemesi ve hükme bağlaması sayesinde yaşanan olaylar cereyan edebilir. Aksi takdirde hiçbir olay vuku bulmaz.
2. Allah’ın, Yaşanabilir Hayat Normları esnasında, "Allah bilecek" şeklindeki açıklamalardaki "bilmek" farklı olup "izlemek" manasını içerir. İzlemek de bir bilmedir, bilmenin geniş kapsamı içerisinde bir alt başlıktır. Daha önce bildiği ve dilediği şeyleri izleyebilmek söz konusudur.
3. Ayrıca Kader Matriksi’nde daha önce bilinerek kaydedilmiş hükümlerin açığa çıkarılmaları hükümlerin tezahür etmesi manasını da içerir.
Bu konuya bir kez de insan yönünden bakalım: Allah’ın olacakları henüz olmadan önce “Müstakilen VAR ve Muhtar” olarak bilmesi, dilemesi ve hükme bağlaması, insanın “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasından vazgeçmesi ve “Müstakilen VAR ve Muhtar” olan Allah’a teslimiyetini yaşaması içindir. Allah’ın "Yaşanabilir Hayat Normları" esnasında bilmesi ise, insanın yaşadıkları açısından kendi nefsine şahit olması içindir. Çünkü insanın “Kazanılmış Değişim”ini gerçekleştirme sürecinde değişimin kazanılmış olmasını sağlayan faktörlerden birisini bu şahitlik mekanizması oluşturur.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.