Yukarı Çık

NAMAZDA VESVESEDEN KAÇINMAK

6 Mayıs 2019 Pazartesi 13:29:47
127 kez okundu.

Seleften bazıları, vesvese korkusundan, namazlarını acele kılarlardı. Rivayet ediliyor ki, Ammar b. Yâsir (r.a) bir keresinde namazını acele olarak kıldı. Orada bulunanlardan biri “Ey Ebu Yekzan! Namazını çok acele kılmadın mı?” Diye sordu. O da cevaben şöyle buyurdu: “Namazın hudutlarından herhangi birine riayet etmediğimi ve herhangi bir unsurunu eksik yaptığımı gördün mü?” Adam görmediğini söyleyince de şöyle dedi:
“Şeytanın unutkanlığını acele olarak geçeyim diye namazı bu şekilde kıldım.” Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştu:
“Kul, namaz kılar; fakat kendisi için, bu namazın yarısı, üçte biri, dörtte biri, beşte biri, altıda biri ve hatta onda birisi dahi yazılmaz.
Ammar b. Yâsir sözlerine şöyle devam etti:
“Kişi namazından neyi, ne kadarını anlarsa, kendisi için o kadarı yazılır” buyrulmuştur”.
Ashabtan Hz. Talha, Hz. Zübeyir ve bir grup, namazlarını herkesten daha acele ve hafif olarak edâ ederlerdi. Böylece şeytanın vesvesesinden bir an evvel kurtulmayı temin ettiklerini söylerlerdi.
Hz. Ömer bir gün minberde şöyle buyurmuştur: “Kişi, sakalı İslâmiyette bembeyaz kesildiği halde, Allah Teâlâ için kâmil ve tam bir namaz kılmamış olabilir.” Sahabîlerden biri “bu nasıl olur? Diye sorunca da şöyle buyurmuştur: “Bununla namazda gereken huşû, tevâzu ve Allah Teâlâ´nın huzuruna yönelmeyi tamamlamadığını söylemek istiyorum.”
(Fe veylünlilmüsallîn an salatihim sâhun- Maun: 5) “Vay haline o namaz kılanların ki, namazlarında gaflet içindedirler!” ayetini okuyunca şöyle buyurmuştur:
“Allahü ekber! Sizden her birinize dünyanın tamamının bir benzeri verilmektense, (Allah’ın bu uyarısı ve ihlâs üzere kılınan namaz) daha hayırlıdır. Namazdan gaflet eden o kimsedir ki, namazı kılsa namazının hayrını ummaz, onu terk etse Rabbından korkmaz...” (Cami’ul- Beyan fi Tefsiri’l – Kur’an: 30/202)
İbni ebi Nüceyh’in Mücahid’den yaptığı rivayete göre, Hz.Ali (r.a.) ayette geçen “yüraüne “den maksat, namazıyla riyakârlık eden kimse olduğunu belirtmiştir. (Fethulkadir: 5/501, C.Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, 13. Cilt / 7020)
Ebu Ali’ye “Onlar ki, namazlarından gafildirler” (Maun/5) ayetinin kimin hakkında nâzil olduğu sorulunca, “Namazında kaç rek´at kıldığını bilmeyen kimseler hakkında nâzil olmuştur” cevabını vermiştir.
Hasan Basrî (r.a) bu ayetin, namaz vaktini unutmak suretiyle, vakitten çıkaran kimse hakkında nazil olduğunu söylemiştir.
Seleften biri şöyle demiştir:
“Bu ayet-i celile, namazını vaktinde kıldığı zaman sevinmeyen, vaktinde kılmadığı zaman da üzülmeyen; Ta’cilinde (hemen vaktinde kılınmasında) hayır görmediği gibi, tehirinde de günâh telâkki etmeyen kimse hakkında nâzil olmuştur”
 Hz. Ali (r.a.) şöyle buyuruyor: “Hûşu olmayan namazda, lüzumsuz şeylerden kaçınılmayan oruçta, tertile riayet edilmeden yapılan kıraatte, günahlardan sakındırmayan amelde, sehavet (cömertlik) bulunmayan malda, sıkı bağlılık bulunmayan kardeşlikte, ihlâs olmayan duada hayır yoktur.”
Peygamberimizin ashabından birçoğu ne kadar gayret ederlerse etsinler namazda vesveseden kurtulamamışlardır.  Bizler namazı tam bir huşu ile eda etmeye gayret etmeliyiz. Bize düşen görev budur. Bunun yanında namazda iken aklımıza gelen şeylerden ve vesveseden de Allah’a sığınıp tevbe ve istiğfat etmeliyiz.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.