Yukarı Çık

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ’NDEN İSTİFA EDİYORUM

6 Mayıs 2019 Pazartesi 13:29:10
1017 kez okundu.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretilerini yeni, kuşaklara aktarmak için kurulan, bu amaçla faaliyet gösteren toplum yararına kurulmuş bir dernek.
Derneğin Genel Merkez yönetiminin seçimi sırasında yaşanan karmaşa ve sonrasında Genel Başkan seçilen sayın Süheyl Batum’un yönetim kurulu içinde yapılan bir oylama ile güvensizlik oyu verilerek istifa etmek zorunda bırakılması henüz hafızalarımızda dururken ADD Afyonkarahisar şubesi seçiminde yaşananlar hepimizi üzdü. Bu şube bir süreden beri sayın Veli Cengiz başkanlığında faaliyetlerini sürdürüyor. Son seçimlerde olduğu gibi bu dönemde de yaptıkları kadar yapmadıkları ya da yaptıkları faaliyetleri nasıl ve kiminle birlikte yaptıkları konusunda açık ve şiddetli eleştiriler getiriliyordu.
Önceki seçimlerde CHP İl Başkanı sıfatıyla söz istememize rağmen “çocuklar okullarına geç kalıyor, bir an önce seçime başlamamız lazım” gerekçesi ile söz verilmemesini, kol kırılır yen içinde kalır düşüncesi ile sineye çekmiştim. Ancak benzer antidemokratik uygulamaların bu seçimde de tekrar etmesi üzerine duygularımı sizlerle paylaşmak şart oldu.
Son seçim geçtiğimiz Cumartesi günü AKSAM kültür merkezinde yapıldı. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bir ADD üyesi olarak, o gün orada seçim yapılacağı bana bildirilmedi. “Herhalde bana yanlışlıkla mesaj gelmemiştir” diye düşündüm, ancak birçok üyeye de seçimli genel kurul bilgisinin ulaşmadığını öğrendim.
Gergin başlayan toplantı, divan seçimi ile başladı. Bu tür toplantılarda üyelerinin ağırlığını kaldırabilecek, tarafsız bir divan heyetinin önemi çok açıktır. Daha divan listesi oylanırken ADD Başkanının “Çocuklar ellerinizi kaldırın” diye oylamaya müdahale etmesi hiç yakışık almadı. Sonrasında seçilen divan kurulu üyeleri, kongreyi yönetememe adına ne gerekiyorsa yaptı. İki listenin yarıştığı kongrede, bir yandan kongrenin başından sonuna kadar devam eden karşılıklı atışmalar, diğer yandan birilerinin tarafı olacağım diye, üyelerle sözlü tartışmalara giren, yönetimsel eksiklikleri ve yapması gerekip de yapamadıkları ile ilgili sürekli uyarılar alan, eleştirilen divan heyeti seviyeyi oldukça düşürdü. Üyelerin konuşma ve eleştiri haklarına saygı gösterilmedi. Birçok kez oylama yapıldı. Ancak kimse neyin oylandığının dahi farkına varamadı. Sesler yükseldi, ortam gerildi. Karşılıklı atışmalar yaşandı. Yumrukların konuşmasına ramak kaldı. Yönetim tarafından mali tablosunun okunması yönünde yapılan haklı eleştiriye “Sana ne kardeşim, seni niye ilgilendiriyor” diye bağırarak cevap verilmesi, üyelikten düşürüldüğünü salonda öğrenen üyenin neden düşürüldüğü yönündeki sorusunun cevapsız kalması ADD yönetimine hiç yakışmadı.
“Bu dernek gençler için var” diyenlerin, gençlere söz vermemesi de tepkiyle karşılandı. Konuşma hakkı için söz talep etmeme rağmen birçok kişi gibi, bana da söz verilmedi. Eğer söz verilseydi “Beni görmek demek behemahal yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir” sözünü hatırlatıp salonda bulunan gençlerden, üyelerden özür dileyecek, yaşananların derneğin kurumsal kimliğine zarar verdiğini ve bizlere yakışmadığını ifade edecektim.
Eğer söz verilseydi “Atatürk şu halimizi görse, ‘nedir bu kepazelik der’ salondaki gençler dışında hepimizin kı..na tekmeyi basardı” diyecektim.
Bütün bu tartışmaların, harala gürelenin arasında seçime geçildiğinde en büyük rezaleti gördük. Divan seçimin nasıl yapılacağından bihaber. Kimlerin aday olduğu haziruna bildirilmeden seçime geçildi. Oy kullanmak için kabin oluşturulmadığından(!) olsa gerek herkes aldığı kağıtlara bulduğu bir köşede (telkinlere açık bir şekilde) isimleri yazmaya başladı. Yani sizin anlayacağınız bu seçimde yıllar önce terk ettiğimiz “Açık oy, gizli tasnif” uygulaması yeniden geri döndü. Bu sırada üye olmayanların, başkaları adına oy kullandıkları iddiaları da seslendirildi.
Eğer bana söz verilseydi “Artık bugün, demokrasi fikri, daima yükselen bir denizi andırmaktadır. 20. yüzyıl, birçok baskıcı hükümetlerin, bu denizde boğulduğunu görmüştür.” sözünü hatırlatıp, bu dernek çatısı altında demokrasiyi öldürdüğümüzü, seçme ve seçilme hakkına saygı duyulmadığını, demokratik uygulamaların yapılan her uygulamada mihenk taşı olması gerektiğini, içselleştirilmemiş bir demokrasi anlayışı ile bu çatının kirletilmemesi gerektiğini ifade edecektim.
Eğer bana söz verilseydi “Benim anladığım anlamda ADD bu değil. Burada sadece kendimiz değil, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün adını kirletiyoruz. Buna hiçbirimiz hakkı yok. Ben bugün itibari ile ADD üyeliğinden istifa ediyorum” diyecektim.
Son Söz; “Demokrasi esasen ferdidir, bu vasıf vatandaşın hakimiyete, insan sıfatıyla iştirak etmesidir.” Mustafa Kemal Atatürk

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.