Yukarı Çık

NAMAZDA BİR ŞEY HATIRLAR MISIN

6 Mayıs 2019 Pazartesi 13:09:32
44 kez okundu.

Rebî şöyle demiştir: “Hangi namaza durmuşsam, mutlaka kendi diyeceklerimi ve bana denilecek olanları düşünmüş ve bu sahada tefekküre dalmışımdır.”
Bu tür kimselerden biri de Amr b. Abdullah’tır. (Zübeyr b. Avvam’ın torunu ve Abdullah b. Zübeyr’in oğludur.)
Bu zat namaza durduğu zaman, kızı arasıra def çalar; kadınlar da ev dâhilinde istedikleri gibi, yüksek sesle konuşurlardı. Fakat o bunları ne duyar ve ne de konuştuklarını anlardı. Günün birinde kendisine “Namaz dâhilinde nefsin sana bir şey söylüyor mu?” diye soruldu. “Evet; bana, Allah´ın huzurunda bulunduğumu ve yarın iki evden (cennet ve cehennemden) birine gideceğimi söylüyor” cevabını verdi.
Yine bir gün kendisine şöyle sorulmuştu: “Bizim namaz içinde hissettiğimiz dünya hadiselerini duyuyor musunuz?” Buna şöyle cevap verdi: “Bedenime mızrakların saplanması, bana sizin namaz içinde hissettiğiniz dünya hâdiselerini duymaktan daha sevimli gelir.”
Müslim b. Yesar da bu kimselerdendi. Basra camiinde namaz kılarken, cami duvarının yıkılmasından haberi olmamıştı. Böyle kimselerden birinde, önlenmesi ancak hastalığa yakalanan parçanın kesilmesiyle mümkün olabilecek bir hastalık belirdi. Ancak o söz konusu parçanın kesilmesine razı olmadı. Kendisini tanıyanlardan biri tedbir olarak şöyle dedi:
“Namaza durduğu zaman başına gelenlerden haberi olmaz. Bu nedenle, onu namazda iken ameliyat edin.” Bunun üzerine, kesilmesi gereken beden parçası kendisi namazda iken yerinden alındı ve böylece tedavisi yapıldı.) (Adı Refi b. Mehram´dır. Riyâhî kabilesine mensup olup Basralıdır. Rasûlullah’ın vefatından iki sene sonra Müslüman olmuş ve H. 90 senesinde vefat etmiştir.)
Yine bir zata “namazda bir şey hatırlar mısın?” Diye sorulduğunda, “Bence namazdan daha sevimli bir şey yoktur ki onu hatırlayayım” buyurmuştur.
Zeyne'l-Âbidîn hazretlerinin evi yanıyordu. Bağrışanların çığlıkları ise mahalleyi altüst ediyordu. Fakat Zeyne'l-Âbidîn'de hareket yoktu. Yangını söndürdükten sonra içeriye girenler onu namazda buldular. Selâm verip de namazı bitirince hayretle sordular:
— Evin bir köşesi tutuştu, yanıyordun, feryatlarımızı duymadın mı?  O da şöyle cevap verdi:
— Duydum duymasına da, öteki tarafın ateşi, bu ateşin heyecanını bastırdı. Onun için mühimsemedim dedi.
Ashab-ı kirâm'dan Sait bin Hayseme'nin atını çalıyorlardı. Görenler atın çalındığını bağırarak duyurdular. Ama Sait bin Hayseme'de bir hareket yoktu. Ona:
— Neden atının peşinden gitmedin, dediler.
Şöyle karşılık verdi:
— Namazdaki hazzım ve zevkim, bana atımdan çok daha değerli geldi de ondan. İşte, maneviyat büyüklerinin ve şuurlu dindarların namazları böyledir.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.