Yukarı Çık

NAMAZI HUŞÛ VE HUDÛ İLE KILMAK

3 Mayıs 2019 Cuma 14:03:44
183 kez okundu.

Cenâb-ı Hak, Kur’an’da huşû ile namaz kılmamızı istemekte ve şöyle buyurmaktadır:
“Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah’ın huzuruna huşû ve hudû ile boyun eğerek durun.” (Bakara:238)
Bazı İslâm âlimleri hudû zahiri eğilmek, huşû ise manevi ve ruhi eğilmedir demişlerdir. Bazıları ise, huşû azalarla hudû kalple olur demişlerdir.
“Namazlarını huşû ile kılan mü’minler kurtuluşa ermişlerdir.” (Mü’minun:1–2)
Namaz huşû ile kılınmalıdır, huşû namazın sırrı ve ruhudur. Bir hadis-i şerifte: “Kişinin kalbi bedeniyle beraber namazda hazır olmadıkça Allah o namaza bakmaz” buyruluyor. Namazda her uzvun tevazu göstermesi ve kalbin de Allahü Teâlâ’dan korku üzere olması gerekir.
Bir hadis-i şerifte: “Kişiye namazdan yazılacak ecir, kalp huzurundan başkası değildir”(İhya 1/160) buyruluyor. Diğer bir hadis-i şerifte: “Kulun namazdan elde edeceği şey, sadece (namazda oluşunun) şuurunda olduğu anların sevabıdır” buyruldu.
— Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki
“Namazın davetiyesi olan ezan sesini duyduğun zaman ona icabet et. Huzur ve sükûn içinde namaza koş. Safın arasında boşluk olduğunda takdirde orayı doldur.  Şayet yer yoksa saftaki din kardeşlerini rahatsız etme. Namazda okurken kulakların işitecek kadar sesini çıkar. Yanındakilere ( sesini yükselterek ) eziyet etme.  Sanki hemen dünyadan ayrılacak ve ilgisini kesecek olan bir kimsenin huşu ve korku içerisinde kılacağı namaz gibi namaz kıl.” (Enes. İmâm Suyuti, Camiu’s-sağir, Aydın yayınevi: 1/712)
— Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki
“Biriniz namaz kıldığı zaman, bir daha namaza dönmeyeceğini zanneden, öleceğine kanaat getiren, son olarak namazını korku ve huzur içerisinde kılan kişi gibi namaz kılınız.” (Ümmü seleme. İmâm Suyuti, Camiu’s-sağir, aydın yayınevi: 1/712)
—Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki
“Takva ile kılınan iki rekâtlı namaz, Allah’tan hakkıyla korkmayanların kılacağı bin rekâtlı namazlardan daha hayırlı ve üstündür.” (Deylemi. İmâm Suyuti, Camiu’s-sağir, Aydın yayınevi: 1/724)
Korku imanın alametlerindendir. Mümin devamlı olarak Allah’tan korkmalı ve kendisini korku ile ümid arasında bulundurmalıdır.
Bu bilgiler, sadece namaza mahsus değildir. Bu sırra binaen rivayet edildiğine göre selef-i sâlihînden bir zat Allah´tan utanıp korktuğu için kırk sene başını kaldırıp göklere bakmamıştır.
Rebî b. Hayseme başını ziyadesiyle önüne eğdiği ve gözlerini kapattığı için, bazı kimseler onun kör olduğunu zannederlerdi. Rebî yirmi yıl boyunca ibn Mes´ud´un evine gidip gelmiştir. İbn Mes´ud´un cariyesi, Rebî´yi gördüğü zaman efendisine koşar ve “kör dostun geldi” derdi. İbn Mes´ud da cariyesinin bu sözüne gülerdi. Cariye kapıyı çalan Rebî´yi daima başı eğik ve gözü kapalı olarak görürdü. İbn Mes´ud, Rebî´ye her baktığında ´Ey Resûlüm! İtaatkâr ve mütevazı olanları cennetle müjdele!´ (Hac: 34) ayetini okuyarak “Allah´a “yemin ederim ki eğer Allah Rasûlü seni görseydi, sevinirdi” derdi. Başka bir rivayette “seni severdi”, diğer bir rivayette ´gülerdi´ şeklinde gelmiştir.
Rebî, bir gün ibn Mes´ud´la birlikte demirciler çarşısından geçiyordu, demirci körüklerinin üfürdüğü, kıvılcımlar saçan ateşi görünce içten gelen bir nâra atarak düşüp bayıldı. İbn Mes´ud (r.a) namaz zamanına kadar onun başucunda oturdu. Fakat Rebî bir türlü ayılmadı. İbn Mes´ud daha sonra onu sırtlayarak evine götürdü, fakat o ertesi gün aynı saate kadar ayılmadı ve bu arada beş vakit namazı da kaçırdı. Onun başı ucunda oturan ibn Mes´ud (r.a) “Allah´a yemin ederim ki işte korku diye buna denir” buyurmuştur.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.