Yukarı Çık

SEN TANRI MISIN? - 20

30 Nisan 2019 Salı 13:18:35
142 kez okundu.

TANRILIK İDDİASI KONUŞURKEN ORTAYA ÇIKAR
Tanrılık iddiasını ilk fark edeceğimiz yer tanrının konuşmasıdır, konuşma sırasında hemen ortaya çıkar. Onu kendinizde de dışınızda da konuşmasına bakarak çok kolay fark edersiniz. O Allah yokmuş gibi düşünür, Allah yokmuş gibi konuşur. Dikkat ederseniz, günlük yaşantımızda o kadar çok böyle cümle görürsünüz ki. “Allah yokmuş gibi” kurulan ocümleler hep tanrıya aittir. Bu tarzdan kurtulmak gerekiyor. Kurtulmak için “B” Takdim Formu “BEN”in düşünme ve konuşma tarzını öğrenmemiz şart. Oysa "A" yapının konuşma ve düşünce tarzını birinin bize öğretmesi gerekmiyor, onu dünyanın gereği olarak biliriz. Ama “B” Takdim Formu “BEN” ne yapacak, nasıl düşünecek, nasıl konuşacak, bunu bilmeyiz. Onu bize Kur’an öğretir. Mesela Bakara-156: “Onlar kendilerine bir musibet isabet ettiği zaman “inna lillahi ve inna ileyhi raciun” derler.” "Böyle bir durumda "B" yapının nasıl davranacağı öğütleniyor, öğretiliyor: Muhtarlık iddiasında olmayanlar bir ölüm olayı, bir sıkıntı duyduklarında “inna lillahi ve inna ileyhi raciun" derler, “biz Allah’a aidiz, Allah içiniz ve O’na döndürülücüleriz” diyerek durum tespiti yaparlar. “B” yapı daima durum tespiti yapar, (muhtariyetiyle) fikir ileri sürmez. Bu ayette “böyle deyin” denilmesine rağmen “A” takdimindeki kişi bir ölüm, bir zorluk duyduğunda Allah yokmuş gibi konuşur, “olur mu, bu da ölür mü, bu da başa gelir mi!” der. Ama biz, bize ne dememiz gerektiği öğretildiği için “inna lillahi ve inna ileyhi raciun” diyoruz. Demek ki “A”nın bir dili olduğu gibi “B”nin de bir dili var. “A”nın ve “B”nin konuşma dilini, düşünce dilini iyi fark etmek gerekiyor. Onu fark edip, Allah yokmuş gibi davranmayanın nasıl bir nimetle müjdelendiğini ayetlerden öğrenelim.
Bakara Suresi-157: "İşte bunlar üzerine Rabb’lerinden salâvat (salâtlar, ilahi özellikler) ve özel bir rahmet vardır ve işte bunlardır hidayet bulanların ta kendileri.”   
Yunus Suresi-10: “Onların orada duaları “Sübhâneke Allahümme”dir. Oradaki tahiyyeleri (karşılaştıkları zaman birbirlerine söyledikleri) “Selam”dır. Dualarının ahiri ise “El-HamdüLillahiRabbilÂlemiyn”dir.”
KÜFÜR KİRİNİ DİLİMİZDEN
KESELEYE KESELEYE ÇIKARMALIYIZ
Bu ayette bize “B”nin diliyle ilgili örnek, Naim cennetlerindeki yaşantıdan veriliyor, oraya ait dille tarif ediliyor: SübhâneKE Allahümme, Selam, ElHamdü Lillahi Rabbil alemiyn. Bunun gibi, “Sübhanallahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahuekber ve la havle ve la kuvvete illa Billahil aliyyil azim” zikrullahı da bir dil tarifidir ve bu dil küfrü (kiri) yıkayıcı bir dildir. Küfür bir kirdir, bu dil onu yıkayıp temizliyor. O neden kir, onu size ayetiyle söyleyeyim. Tevbe-28: “Kesinlikle müşrikler necistir (kirdir).” Ayetten öğreniyoruz ki örtenler kirdir, kirlidir; müşrikler, inkâr edenler kirdir. Kir örtmektir, çirkinliktir. Neyle temizlenir? Keselemekle! Örtücülüğü, bu küfür kirini neyle keseleriz, nasıl çıkarırız? “Ve la havle ve la kuvvete illa Billâh”zikri ile. “La havle ve la kuvvete” ile onu keselersiniz, altından “illa Billâh” çıkar. Bu zikir bize hemen neyi hatırlatır? Salât-ı tesbihi. Salât-ı tesbih örtücülüğün keselenip temizlendiği gayet güzel bir ibadettir.
Kurtulmamız gereken kirin, “A” Takdim Formu “BEN”in bazı özelliklerini hatırlayalım, çünkü faydalı hatırlatmalar önemlidir:
“A” Takdim Formu “BEN” cinsellik platformunun cazibesini örtücü ilahlığını temsilde kullanır. Bu çok önemli bir mekanizmadır, dünya yaşantısının gereği böyledir, ama sonu da cehennemdir. Cinsellik platformunun cazibesi doğaldır, cinsellik platformunda bir cazibe var. Ama o, bu cazibeyi örtücü ilahlığını temsilde, ilan ettiği ilahlığı temsilde kullanıyor. İlahlığını temsil etmek için dişiliğinin ve erkekliğinin cazibesini kullanmak “A” Takdim Formu “BEN”in işidir. İleride inşaAllah genişletiriz.
“A” Takdim Formu örtücü ilahlığını muhafaza amaçlı olarak öfkelenir. Öfke örtücü ilahın işidir. Eğer kişi öfkeliyse, öfkeyle meşgulse, onun tesbihi seccadesi çok önemli değil, çünkü örtücü ilah! Örtücü ilah, ilahlığını korumak ve muhafaza etmek için öfkelenir: Sen nasıl beni dinlemezsin, nasıl beni hesaba almazsın... Gibi cümleleri eksik olmaz. Öfkeyi örtücü ilahlığının korunması ve hüküm sürmesi için kullanır, öfke onun ilahlığının belirleyici işareti yani alâmeti farikası haline gelmiştir.
Bölücülük ve şiddet de onun ilahlık sınırlarını koruma yöntemleridir. Bizden olanlar olmayanlar, siyahlar beyazlar, zenginler fakirler. İlah kendine göre diğer ilahları sınıflandırır, bölücülük yapar ve şiddet kullanır. Şiddet ve bölücülük öyledir ki örtücü ilahın en önemli vasıflarındandır.
Al’u İmran 134: “Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Onlar öfkeyi yutanlar ve insanı affedenlerdir. Allah Muhsinleri sever.”
İNFAK, MERAK VE GIYBET
Muttakiler (örtücü ilah olmaktan korunmak isteyenler ve korunanlar) bollukta ve darlıkta infak ederler. İnfak, Allah size ne vermişse onu Allah yolunda kullanmanızdır. Onlar böyle yaparlar ve öfkeyi yutarlar ve insanı affederler. Allah da zaten Muhsinleri sever. Buyuruyor ki:
A’râf-56: “Şüphesiz ki, Allah’ın rahmeti muhsinlere (muhsinlerden de size) ulaşır.”
“A” Takdim Formu “BEN”in bir başka özelliği merakı yanlış kullanmasıdır. Merak etmek aslında bir tefekkür dürtüsüdür. Ama "A" yapı merak gibi önemli bir tefekkür dürtüsünü insanları merak etmek için kullanır; “A” Takdim Formu “BEN” yaşantısında olanlar başka ilahları (diğer insanları) merak ederler. Böylece gıybet ve iftirayı normal düşünme, konuşma ve yaşantı tarzı haline getirirler; dedikodu, gıybet (bir insanı, bir ilahı merak etmek) onların normal gündemidir. Onun merakı ilahı meraktır. Merak yeteneği bizebunun için mi verildi? Hayır! Ama o onu örtücü ilahlıkta kullanır, Allah'ı merak için kullanmaz! Merakı Allah’a kullanırsanız, Allah’ı merak ederseniz, onun adı tefekkür olur ki çok sevaptır. Ama Allah’ı örtenleri, örtücü ilahları merak ederseniz, o da çok günahtır! “A” Takdim Formu “BEN” günaha meyilli olduğu için merak özelliğini insanları merakta kullanır, Allah’ı merakta değil. “İkisini birden yapıyorum” diyebilir, ama olmaz! Kesinlikle olmaz! Çok önemli bir kural var, Allah buyuruyor: Onlar varsa ben yokum! O ilahlar öncelikli! Onların olduğu yerde "BEN" olmam, orada Allah olmaz! Onları düşünüyorsanız onlar vardır. “İkisini birden düşünüyorum” diye bir şey yok, kendimizi kandırmayalım.
HİÇBİR ŞEYİ BEĞENMEZ, BİR TÜRLÜ
TATMİN OLMAZ VE DAİMA DİDİŞİR
“A”ya ait bir başka gösterge, “A” Takdim Formu “BEN”in ilmi arttıkça ilahlıktaki örtücülüğünün pekişmesidir. Eğer ilmi örtücü ilah öğrenmişse onun örtücülüğü kuvvetlenir, o âlim ilah olur, ilmi kuvvetli tanrı olur. Eğer o ilah ilahlıktan kurtulmayı öncelik yapmadan tasavvufla meşgulse, bu haliyle de bilgide ilerlerse Ulûhiyete sahip çıkmaya başlar, nihayet general tanrılığa terfi edebilir.
Örtücü ilahlık, beğenmeme, tatmin olmama ve didişme üzerine bina ettiği yaşantısını daima açık veya gizli şikâyet içeren konuşmalarla gösterir. Yaşantısını bu üç şey üzerine bina ettiği için; hiçbir şeyi beğenmez, bir türlü tatmin olmaz ve daima didişir, hep didişir! Bu halini de daima, açık veya gizli şikâyet içeren konuşmalarla belirtir, cümlelerinde gizli veya açık şikâyet vardır, daima. Zaten ona ait bir konuşma tarzı vardır demiştik, değil mi?Bu şikâyetleriyle o aslında hep Allah’ı şikâyet ediyordur da farkında değildir.
Örtücü ilah açık veya gizli olarak takdir bekler, bulamazsa hırçınlaşır. Bir şeyleri almak onun nefesi gibidir; verince nefesi kesilir gibi olur. Kandırmak ve yalan üretilen gerekçelerle örtücü ilah için normalleşir; yalan ve kandırmalarına hep bir gerekçe bulur. Örtücülüğünün şiddeti ölçüsünde harama meyil ve düşkünlük artar.
NEFS-İ LEVVAME NEDİR?
Özelliklerini her fırsatta ele alıp hatırlattığımız örtücü ilahlıktan kurtulma süreci Nefs-i Levvame ile başlar. Bu yüzden, belki de bugüne kadarki tefekkür paylaşımlarının "en önemlisi" diyebileceğim bir konuyu ele almaya başlıyoruz: Nefs-i Levvame! Bir giriş yapalım inşaAllah: “Örtücü İlah”ın cennete giremeyeceğini, “Bismillah” diyerek sistemden “OKU”yan veya “OKU”yandan okuyan ve “La ilahe İllallah” diyerek, öncelikle “örtücü ilahlık” olmak üzere bütün örtücü hallerden rahatsızlık duyan, örtücü hallerin sonucu görülen fikir, inanış ve davranışların pişmanlığını yaşayan TALİB, böylece; bir müttaki olarak Nefs-i Levvame kapsamına girmiş olur.”
Kur’an-ı Kerim’in bize vermiş olduğu ana mesaj budur: Örtücü ilah cennete giremez, esas mesaj bu! Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim’de “A” Takdim Formu “BEN” yaşantısıyla ilgili şifreler, mesajlar aramak doğru değildir, bu şekilde uğraşlar içinde olanlar yanılırlar. Bu vasıfları nedeniyle onlara daha önce şifreli tanrı demiştik. Kur’an’da hem de “A” Takdim Formu “BEN” yaşantısıyla ilgili şifreler aramak tanrısal bir uğraştır, yanlıştır. Çünkü Kur’an’da tek mesaj var, bir tane mesaj var: Örtücü ilah cennete giremez! İşte bu mesajı “Bismillah” diyerek sistemden “OKU”yan veya “OKU”yandan okuyan kul ne yapar? Önce şunu belirtelim ki sistemden okumanın bir şartı vardır, dikkat ediniz: “Bismillah” diyerek sistemden “OKU”mak! Sistemin bize sunduğu bilgi paketi olan Sünnetullah’tan “örtücü ilah cennete giremez” mesajını okuyabilmek için, yani sistemde bu gerçeği görebilmek için okumaya Bismillah diyerek başlamak gerekiyor. Sadece “okumak” yetmiyor; Bismillah diyerek okumak gerekiyor! İkra Suresi’ni hatırlarsanız orada “OKU” demiyor, “BİSMİ RABBİKE ile OKU” diyor: “İkra’ BismiRabbikellezihalak; Yaratan Rabbinin Adıyla OKU.” Bu meal, ileri idraklarda "Adına OKU" olarak yaşanır. Ayet “OKU” demiyor, “Rabbinin (Allah’ın) adıyla OKU”mayı öneriyor. Çünkü ancak öyle okursanız anlayabilirsiniz, ancak o zaman!  

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.