Yukarı Çık

KIZGIN DEMİRİ SOĞUTMADAN DOLARIN ATEŞİ DÜŞMEZ

28 Nisan 2019 Pazar 14:40:07
617 kez okundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara Çubuk'ta katıldığı asker cenazesinde taşlı, sopalı, yumruklu saldırya uğradı. Linç Girişimi desek daha doğru. Bir evde 2 saate yakın mahsur kaldı. Bilfiil şiddete katıldığı tespit edilen 39 kişiden 9'unun ifadesi alındı. Kılıçdaroğlu'na yumruk atan Osman Sarıgün ise, ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Köyüne geri dönen zanlı köyünde tebrikleri kabul etmiş, ziyaretçi akınına uğradığı ifade ediliyor. AKP üyesi olan, zanlı Sarıgün'ün AKP'den ihraç işlemlerine başlanacağını açıklanmıştı ki, AKP Ankara İl Başkanı, yumruk atan Sarıgün'e sahip çıkarak, “Siz hainlerinize sahip çıkarken, biz yiğitlerimizi size yedirmeyiz” deyiverdi.
Zanlıyı evinde ziyaret edip, elini öpenlerden birisinin, AKP'den Etimesgut Belediye Başkanlığı için aday adayı olan Önder Gökçekaya olduğu anlaşıldı. Gökçekaya, saldırgan Sarıgün'ü ziyaretleri sırasında bir video çekerek, saldırgan Sarıgün için "Türkiye'nin kahramanı Osman amcamız" diyor. Yumruk atan elinden öperken hatıra fografı çektiriyor.
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olayın ardından "O adama yumruk attıracak kadar ne yaptın sen Kemal Kılıçdaroğlu.", "...Siz yüzde 9 oy aldığınız yere Mehmetçiğin cenaze namazına katılmak için gitmeyi düşünüyorsunuz. Ama orada karşılaşacağınız bir olayı neyle izah edeceksiniz. O bölgede ne işin var senin?" buyurdu. Bu mantığa göre herkes çok oy aldığı bölgelere mi gidebilecek? Az oy aldığı bölgelere giderse yumruk mu yiyecek? O zaman Bahçeli İzmir'e hiç uğramasın. Ya da Tayyip Erdoğan Tunceli'ye gitmesin. Sayın liderler korkarım 12 Eylül öncesi dönemde olduğu gibi “Kurtarılmış Bölgelerden” bahsediyorlar.
Sabah gazetesi muhabiri Nazif Karaman, Kılıçdaroğlu’na yumruk atan saldırgan için, “Osman Sarıgün’ün buradaki en büyük talihsizliği kameralara yakalanmış olması” diyebiliyor.
Yani kameralara yakalanmasaydı Kılıçdaroğlu kim vurduya gidecekti öyle mi?
Kılıçdaroğlu'na yumruk atan serbest, taş atan, “yakılsın” diyenler serbest. Ancak, Beyazıt Öztürk'ün programına çıkıp “insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın” diyen Ayşe öğretmen, ağzından çıkan kelimeler nedeniyle 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve 6 aylık çocuğuyla birlikte hapis yatmaya devam ediyor. Bugüne kadar, sosyal medyada Cumhurbaşkanı'na hakaret nedeniyle 69 bin kişi hakkında soruşturma açıldı, 3 bin 414 kişiye de hapis cezası verildi. Ha bu arada, bu yumruk Cumhurbaşkanına atılsaydı, bu şahıs adli kontrol şartıyla serbest kalabilir miydi? Bunu da vicdanınıza sorun. Herkes için eşit uygulanmadığı sürece bir ülkede adaletten ve bağımsız yargıdan söz edilemez.
Siz dilinizin ucuyla da olsa “Türkiye İttifakı” derken bir an umutlanmıştım. Yerel seçimler sonrası muhakeme yapılmış, herkes gereklli dersleri çıkarmış diye sevinmiştim. Ne yazık ki, umutlarım yine bir başka bahara kaldı. Bir yandan “Kızgın demiri soğutmak gerekli” diyenler, diğer yandan ateşe körükle gidiyor, söylemlerinin aksine, ateşin altına odun sokuşturmaya devam ediyor. Bu sorumsuz davranışlar ve açıklamalar, ben merkezci yaklaşımlar, birlikten, beraberlikten, ortak akıldan değil de, “hep ben kazanacağım” dayatmaları yüzünden ülke geriliyor, insanlar birbirlerine düşmanlaşıyor, sokaklarda şiddet dili hakim oluyor. Cumhurbaşkanı'nın CHP Genel Başkanını arayarak “Geçmiş olsun” demesi çok mu zor? Biz ne ara bu hale geldik. Birine yumruk atan eli öper olduk.
Bütün bunlar yaşanırkan, Dolar 2019 yılı içerisindeki rekorunu kırarak, 5,8750 seviyelerini gördü. Siz demiri kızdırmaya devam ettiğiniz sürece, doların ateşini de körüklüyorsunuz. Siz nefret diliyle ülke yönetmeye, insanları ayrıştırma devam ederken  Mart ayı enflasyonu %19.71 olarak açıklandı. İşsizlik Oranı %14.7, İşsiz sayısı 4 milyon 302 bin oldu. Bir yılda 1 milyon 11 bin yeni işsiz ortaya çıktı. Genç işsiz oranı %30 oldu. Bloomberg'ün enflasyon ve işsizlik oranlarını toplayarak oluşturduğu 'Sefalet Endeksi'  listesinde Türkiye 62 ülke arasında 4. sırada yerini aldı.
Bu ülkenin kavgaya değil barışa, kaosa değil, düzene, çatışmaya değil uzlaşmaya ihtiyacı var. Evine ekmek götüremeyen babalar, çocuğu aç yatan anneler, ürününü satamayan çiftçiler, pazardan dahi alışveriş yapamayan memurlar, işini kaybeden emekçiler, geleceğe umutla bakmak isteyen gençler sizden çözüm bekliyorlar. Ekonominin ateşini söndürmenizi bekliyorlar. Yeter artık, bu ülkeyi germek yerine, sorunlara çare bulmaya çalışın.
Son Söz; “Rüzgar eken, fırtına biçer” Atasözü

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.