Yukarı Çık

SÜNNET NAMAZLARIN ÖNEMİ

25 Nisan 2019 Perşembe 13:25:44
155 kez okundu.

Peygamberimiz (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimiz öğle namazının sünneti için:
''Kim öğleden önce dört rek'at namazı terk ederse şefaatime nâil olamaz'' İbn Abidin, İbn Abidin, Reddü'l-Muhtar, 2/ 14) buyurmuşlardır. Buharî'den başka bir cemaat tarafından Ummü Habibe (r.anha) dan  rivayet edilen hadis-i şerifte, Ummü Habibe şöyle demiştir:
''Resulullah (sallallahü aleyhi vesellem)'den işittim şöyle buyurdular ''Müslüman bir kul her gün farz namazlardan başka nafile olarak on iki rekât namaz kılarsa, Allah onun için Cennette bir köşk bina eder.
Sabah namazının sünnetinden sonra “Allah katında en faziletli namaz cuma gününün cemaatle kılınan sabah namazıdır.” (Silsilet-ü sahiha)
Aişe (radıyallahu anha) den rivayet edilmiştir ki Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her kim, on iki rekat sünnet namazına devam ederse Allah ona cennette bir ev yapar; öğlenin farzından önce dört rekat ve sonra iki rekat, akşamın farzından sonra iki rekat, yatısının farzından sonra iki rekat ve sabahın farzından önce iki rekat.” (Tirmizi, Salât:306, h. No:414, Nesef, Kıyamülleyl: 1795–2 796)
Bunun yanında kaza namazı olan Müslümanın sünnet ve nafile namazları kılmayarak öncelikle kaza namazlarını kılmasının gereğini savunan İslâm âlimleri de vardır. Hattâ Hanefi mezhebinin dışındaki üç mezhebe göre farz ve vacip gibi kaza borcu olanların nafile namaz kılması haramdır ya da tahrimen mekruhtur. (Harama yakın mekruhtur.) Öncelikle üzerindeki borçlar ödenmelidir. (İslâm Dini, Ahmet Hamdi Akseki)
Farz namazlarını kazaya bırakarak günaha giren kimsenin, bu günahtan kurtulmak için sünnetleri feda etmesi uygun değildir. Böyle bir kimsenin fazla ibadet yaparak Yüce Allah'ın affına sığınması gerekirken, kendisi için Rasulullah (s.a.v.)'ın şefaatinin tecellisine vesile olacak bir kısım sünnetleri, nafileleri terk etmesi nasıl uygun olabilir? Hem farzları kazaya bırakmak hem de vakit namazlarını sünnetten tecrit etmek iki kat kusur olmaz mı? Fetvaya esas olan görüş budur. Bu görüş Ömer Nasuhi Bilmen Merhuma aittir. (Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali s.388-393.)
Kıyamet günü cenabı Allah, “Getirin bakalım kulumun farz namazlarını”  farz namazlar eksik çıkınca “farzların yerine varsa nafile namazları sayın” diyecektir. Bu bakımdan hem günlük farz namazları, hem revatip sünnetleri, nafileleri hem de kazaya kalmış namazlarımızı eda ve kaza yoluyla kılmak esastır.
Yine üzerinde kaza, kaferet, adak oruçları borcu olanlar da böyledir ki; tutulması sünnet olan Aşura, pazartesi, perşembe ve Eyyam-ı biyz oruçları gibi haklarında sahih hadis gelmiş oruçlar tutulabilirse de o günlerde tutulacak oruçlar kaza orucu olarak tutulmasıyla hem borcu ödenmiş hem o günü oruçlu geçirmiş gibi sevabı alınır.
Bizler namaz konusunda Ehli Sünnet âlimlerine bunlar içerisinde ise özellikle Hanefi âlimlerinin görüşlerine itibar etmeliyiz. Bir taraftan namazları vaktinde eda edip kazaya bırakmamalıyız; diğer taraftan her ne sebeple kazaya kalmış olursa olsun kazaya kalan namazlarımızı kılarken sünnet namazları da terk etmeyip kılmalıyız.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.