Yukarı Çık

SEN TANRI MISIN? -15

24 Nisan 2019 Çarşamba 13:01:30
132 kez okundu.

DUALARIN YERİNE GELMESİ DOĞRUYU
BULMUŞ OLMANIN İŞARETİ DEĞİLDİR
A’râf-180:“Esma’ül Hüsna Allah’ındır, O’na onlarla dua edin."Bu ayet çok önemli bir yol göstericidir: Allah’a Esma’ül Hüsna’sıyla dua edin. Esma’ül Hüsna’larla nasıl dua edilir? İstediğiniz gibi! Esma’ül Hüsna’lar birer kanundur, probleminiz neyse, onu çözmek üzere dualarınızda bu kanunlardan dilediğiniz gibi yararlanırsınız. Sizin için “tanrılık” bir problemse o problemi çözerken dualarınızda bu kanunlardan yararlanın. Ama dikkat edin, kanunlardan “A” Takdim Formu “BEN” de yararlanabilir, ona izin vermeyin. Eğer siz “A” Takdim Formu “BEN”in ihtiyaçlarına yönelik dua ederseniz o duaya da icabet olabilir, o isteğinize kavuşabilirsiniz. Ama duanın yerine gelmesi doğru yolda olduğunuzu göstermez. Kim dua ederse, Allah dilerse duasını kabul eder. Duanın yerine gelmiş olması, doğru yolda olmanın ve yolda ilerlemenin göstergesi değildir. Eğer duada ilahlığı kuvvetlendirecek, destekleyecek şeyler istemişse daha kuvvetli ilah olur. Duaların yerine gelmesi doğruyu bulmuş olmanın işareti değildir.Yapılan şudur: Kanunlardan yararlanarak, kanunları kullanarak ilahlığını kuvvetlendirecek malzemeler kazanmak. Öyleyse biz duayı nasıl doğru yolda kullanırız? Dedik ki tek bir hedef, tek bir idrak vardır; örtücü olmamak. Dolayısıyla, örtücü olmamak için dua etmeli, Esma’ül Hüsna’yı örtücü olmamak için kullanmalıyız. A’râf Suresi-180. Ayete bu gözle bakalım: “Allah’ın Esma’ül Hüsna’sı vardır, O’na onlarla dua edin.” Yani onları kullanarak örtücü olmaktan kurtulmaya çalışın, örtücülükten kurtulmak için onlardan yararlanın.
“MERHAMET ALLAHIM, ANCAK MERHAMET EDERSEN”
“Eğer dua “A” Takdim Formu “BEN”in yaşantı ihtiyaçlarına yönelik yapılırsa, bu sipariş türü istekler ve isteklerin gerçekleşmesi; ancak, “örtücü ilah” iddiasını sabit ve güçlü kılabilir. Bu bağlamda; özünde “Durum Tesbiti”nden kaynaklanan bir yöneliş olan “DUA”, öncelikle “A” Takdim Formu “BEN”in iddiasından rahatsızlık duyma ve kurtulma gayretlerini içermelidir. Bu tür rahatsızlık ve gayretler, TALİB’İN “kader gerçeğini” idrak edebilme ölçüsüne bağlı olarak; nihayet “MERHAMET” isteyen tek kelimelik, sığınan seslenişte ifadesini bulur. Yani, eğer bir kişi “ben örtücü olmaktan, küfür ehli olmaktan kurtulmak istiyorum” deyip dualarını ve gayretlerini bu yönde yaparsa, onda kader bilinci geliştikçe duasındaki seslenişler kaderle ilgili idrak çerçevesinde boyut değiştirir. Hatta öyle olur ki nihayet tek bir kelimeye kadar gelir ve biter; “MERHAMET” der ve durur. “Merhamet Allahım, ancak merhamet edersen” der ve durur. Bizim için Esma'ül Hüsnalarla dua etmek önemli bir ibadettir. Sadece “merhamet” diyeceğiniz idrakı yakalayıncaya kadar Esma'ül Hüsnaları duada kullanmak, o idraka gelinceye kadar yararlanacağımız önemli bir imkândır.”
ÖYLE BİR İDRAKLA İSTEK/DUA
GELİŞTİRMELİYİZ Kİ ÖRTÜCÜ İLAHI KUVVETLENDİREN BİR DUA VE SIĞINIŞ OLMASIN
Bu yola yeni başlayan ve zikrullahtan yararlanmak isteyen birisi, “ben bu yolda yürürken iradesi kuvvetli biri olayım” deyip Mürid isminden yararlanıyor diyelim. Bu zikir yapılırsa iradesi kuvvetli biri olur, Mürîd ismini yeterince zikrederse onda Mürîd’le ilgili açılan beyin kapasitesi sayesinde iradesi kuvvetlenebilir. Ama bu işi yapan ondaki hangi "BEN"? Eğer örtücü ilahsa, esma zikriyle meşgul kişi örtücülüğünün farkında olmayan birisiyse, kuvvetli iradeyi örtücü ilahlığı için istemiş demektir, o kişi iradesi kuvvetli bir örtücü ilah haline gelir. Dolayısıyla öyle bir idrakla istek/dua geliştirmeliyiz ki örtücü ilahı kuvvetlendiren bir dua ve sığınış olmasın. Öyle bir tefekkür ve istek olmalı ki öncelikle örtücü ilahlıktan kurtulmak için Esma’ül Hüsna’dan yararlanılıyor olalım. Bir başka örnek daha verelim. Örtücü ilahın en önemli özelliklerinden birisinin “öfke” olduğunu, örtücü ilahın “öfkeli” olduğunu, öfkenin ancak örtücülükten kurtulunca kalktığını, öfkenin en önemli ilahlık vasıflarından ve tanrılık işaretlerinden olduğunu gören bir talip “ben bu öfkeden kurtulmalıyım” diyor. Dikkat ederseniz, onun hedefi örtücü ilahın bir vasfından kurtulmak, değil mi? Öfkeli olmaktan kurtulmayı bunun için istiyor. Bir yöntem aradı ve kurtulmak için Halim ismine sığındı. Çok önemli nüansı fark edin. İlk kişi “iradesi kuvvetli biri olayım” diyordu. Bu, örtücülükten kurtulmak için şunu yapmalıyım diyor. Bu kişi halîm insan olmaya çalışmıyor, hedefi halim selim, nazik, kibar bir insan olmak değil. Örtücü ilahlıkla ilgili bir hedef olarak öfkeli olmaktan kurtulmak istiyor, Halîm isminden yararlanarak örtücü ilahın önemli bir özelliği olan öfkeden kurtulmaya çalışıyor. İki bakış açısının farkı budur. Birisi kişide muhtariyete ait Halîm’i yükseltir, onu hümanist yapar, diğeri “B” kapsamında Halîm’i geliştirir. Daha da somutlaşması için örneğimizi Alîm ismine de uygulayalım: Bir kişi “bilgili” olmak için, ilahlığını güçlendirebilmek için Alim isminden yararlanabilir. Bir başkası da Allah’ı iyi tanımak için, “A” yapısını iyi tanımak ve o tanrıdan kurtulmayı öğrenmek için bir telaşla Alîm zikri yapabilir. Şunun gibi: Allah muhafaza etsin inşaAllah, bir hastalıktan şüphelendiniz, sağlıkla ilgili bir kitaptan, bir web sayfasından o hastalığın özelliklerine bakıyorsunuz. O bilgilere şüphelendiğiniz hastalıktan kurtulmak için bakmak, o hastalığı tanımak için ondan yararlanmak doğru bir davranıştır değil mi? İşte Alîm isminden de diğer esmalardan da bu tefekkürle, örtücülükten kurtulmak için yararlanmak lazım. İzah edebildim mi? Halbuki siz bir bilgiyi farklı ve bilge birisi olarak görünmekten hoşlandığınız için de edinebilirsiniz. O bilgi sizin ancak muhtariyetinizi güçlendirir. Esmalar ve duadan yararlanırken, hastalıktan korunma telaşı ve korkusuyla çare arayan gibi yararlanmak gerekiyor. Günümüzde sağlık konularına internetle çok kolay ulaşılıyor. Kişi bir hastalık duyuyor, kendinde bazı belirtiler sezerse hemen internete girip oradaki bilgilere korunma ve kurtulma telaşıyla bakıyor. İşte o kurtulma duygusu gibi bir şirkten kurtulma duygusunu dualarda yakalamak gerekiyor. Nasıl, tıp kanunlarından yararlanarak hastalığınızdan sıyrılmak istiyorsunuz, Esma’ül Hüsna’yı da şirkten kurtulmada öyle yararlanacağınız kanunlar gibi görmeniz gerekiyor. Esma’ül Hüsna’lara, küfür hastalığından sıyrılma duygusuyla yaklaşmak şarttır. Aksi halde, esmalardan muhtariyeti güçlendirici şekilde yararlanılır ve “A” Takdim Formu “BEN” kuvvetlenir, sonuç öyledir.
BİLİN Kİ KİMSEDEN ALLAH
AÇIĞA ÇIKMAZ, ÖYLE BİR ŞEY OLMAZ
Tasavvufla meşgul bazı kişilerde tasavvuf kokusu öyle bir mahcubiyet oluşturur ki, kendisindeki “BEN”i görmek istemez. Bazen yanınızda biri oturduğu halde onu hesaba almazsınız ya, yokmuş gibi davranırsınız ya, onun gibi bir durum. Ama var o. Kendisindeki ilahlığına yokmuş gibi davransa da o var, onu yok etmedi; ilahlık veri tabanı ve bilinci duruyor. Görmezden gelse bile ilahlık bilinci var ve o ilahlık bilinci yapılan zikrullahla ilerleyen tanımayla Ulûhiyeti tanır, Ulûhiyetin cazibesine kapılır. Daha önce Rububiyete sahip çıkıyordu şimdi Ulûhiyeti görüp ona yapışır, ona sahip çıkar. Ulûhiyet cazibesiyle daha önce sahip çıktığı Rububiyeti görmezden gelir. Böylece daha önce Rububiyete sahip çıkarken ER olan tanrı, Ulûhiyeti tanıyıp ona sahip çıkarak generalliğe terfi eder, General Tanrı olur. Tasavvuf yolunda bu hal çok önemli tuzaklardandır, düşünülen yanlışlardandır. General Tanrı haline gelmiş kişi hikmetli sözler söylüyormuş gibi konuşur, kendisinden Allah açığa çıkıyor zanneder, diğer er tanrılar da onu dinlerken “ne önemli kişi, ne kadar önemli şeyler söylüyor, çok ilerlemiş” derler. Bilin ki kimseden Allah açığa çıkmaz, öyle bir şey olmaz. Birisi var, Allah oradan açığa çıkıyor gibi bir şey olamaz. Allah’ın açığa çıktığı sanılan o birim tanrıdır. Yok etmeniz gereken bu zanndır. Herhangi bir yerden Allah açığa çıkmaz. Allah’ın açığa çıkması için bir yer oluşturduğunuz an tanrı odur. Yok etmeniz gereken tanrı/zann önce budur. Çünkü “benden Allah açığa çıkıyor” zannıyla, kişi gizlice “ben Allah’ım” diyor; Allah gibi davranmaya başlıyor. Böylece dinleyen, seyreden, okuyan erler o generale hayran olur, onu kutsal zanneder. Ama o aslında bir general tanrı. Tanrılığını ilerletip Uluhiyet’e sahip çıkan hale gelmiş bir tanrı! General tanrılık halini firavunlukla karıştırmayın, firavun farklıdır. General tanrı namaz kılar, secdeye gider. Firavun farklıdır, o narsist tanrılıkta ilerlemiş, kendi ilan ettiği ilahlığına aynel yakini gayet ileri gitmiş bir yapıdır. Bilinen firavun zahiren de ilahlığını ilan ediyor. İlan ettiği ilahlığa aynel yakin elde etmiş, büyük güçler açığa çıkarıyor; tipik narsist tanrı! Onun tasavvufi yaşantıyla alakası olmaz. Oysa General Tanrı, tasavvufla meşgul olanın içine düşebileceği bir girdaptır, hem de fark etmeden!
EFENDİMİZ (SAV), ÖRTÜCÜ OLMAKTAN KORKAN, KORUNAN VE BUNUN İÇİN DE SALÂVATI SEVEN KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK YAPIYOR
Kadınlarla ilgili bir notla devam edelim, Efendimiz (SAV)in imanlı kadınlara koruyuculuğuyla ilgili bir not: Bu KORUYUCULUK yalnızca Efendimiz’in aramızda yaşadığı zamana ait değildir. Kanaatimce, gözlemlerimce hala devam eden, şu an var olan bir koruyuculuktur. Çok dikkatimi çeken bir şeydir bu. Cehennemden yani örtücü ilahlıktan kurtulma telaşına girmiş imanlı kadınlar, salihalık yolunda (mesela) salâvatı çok seviyor ve kullanıyorlarsa onlarda çok güzel açılımları gözlüyorum; sanıyorum ki Efendimiz (SAV) onlara POZİTİF AYRIMCILIK yapıyor. Onlar emanet olduğu için onlarla ilgili çok farklı hediyeler var... Onlarla ilgili birçok anıyı sizler gibi ben de duyuyor, dinliyorum. Bir tanesini paylaşayım: Benim muhterem bir arkadaşım, kardeşim var, onun bir saliha, mübarek bir annesi var, Enteresandır, sanki Efendimiz (SAV) sürekli onların evinde misafir. Annesinin rüyada sürekli Efendimiz’i görmesi, kalkınca “bugün Efendimiz’i gördüm” demesi çok normal karşılanıyor. Bir rüyası dikkatimi çekmişti, paylaşayım. Salâtta huşuyu konuşurken bir hadisi paylaşmıştık. Eşlerinden birisi “Efendimiz döneminde insanların gözleri salâtta ayaklarından öteye gitmezdi” diye anlatıyor. Efendimiz (SAV) zamanında, salâtta gözler ayak uçlarından ileri gitmezmiş. Daha sonra bakışlar yön, yer ve mevzi değiştirmiş. O mübarek arkadaşımız, bu hadisi sevdikleriyle paylaşıyor. O zaman annesi bir rüyasını anlatıyor: Efendimiz bize gelmişti, uzanmak istedi, şu sedire uzandı ben de üstünü örtüyordum. Üstünü örterken bana “ayaklarımı örtme, ayaklarım gözüksün, oradan Rabbimi görüyorum” dedi. Arkadaşımız bu rüya ile salâtta huşu ve gözlerin hali arasında kendince bir benzetme yapmış, bir ilişki kurmuş. Muhabbetle salâvattan yararlanan böyle salihalardan çok güzel anılar duyuyoruz, inşaAllah değerlendirenlerden oluruz. Şunu anlıyoruz ki Efendimiz (SAV), örtücü olmaktan korkan, korunan ve bunun için de salâvatı seven kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyor. O (SAV), bize "örtücü olmaktan korunun" uyarısı yapan bir Rasuldür, bu öğretiyi hayatıyla yaşayarak anlatan bir Nebi'dir. Onu tanımamak, Onu duymadan ölüp gitmek nasıl bir şanssızlık olur. Allahım, muhafaza ediver.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.