Yukarı Çık

SEN TANRI MISIN? -6

13 Nisan 2019 Cumartesi 12:09:51
232 kez okundu.

"İMAN EDENLE KÜFÜR EHLİ ARASINDAKİ  FARK SALÂTIN TERKİDİR”
Salâtı ikame etmek öyle muhteşem bi iş ve öyle önemli ki, tüm okuyup öğrendiklerimiz, yapılan bütün zikirler, hep “salâtı ikame etmek” içindir. Eğer salât ikame etmiyorsak hepsi boş, hiçbiri işe yaramaz. Hepimiz bir uçağa bindirildiğimizi düşünelim, ama uçak düşecek. Kesin! Bu gerçeği bilerek biniyoruz; uçak düşecek; yani cehennem herkesin güzergâhının üzerinde! Bu yüzden, hepimize birer paraşüt verdiler. “Paraşütlerinizi mutlaka alın, uçak düşecek” uyarısıyla uçağa bindik. Buna rağmen içimizden birisi paraşütünü almayı ihmal etti, unuttu. Uçak kalktı, baktı ki paraşüt yok! Ne yapar? Eyvah, uçak düşecek ve paraşüt yok! Alma imkânı da yok, ne yapacak? Ona bir başkası paraşütünü verir mi? Herkes sımsıkı tutar paraşütünü, kimse kimseye vermez. Ahiret öyledir, kimse kimseye dokunmaz! Ne yapacak şimdi? Şu korkuya bakın! Salât hususunda işte böyle sıkı durmak lazım, salât ikamesi kaçırılınca o korkudan daha fazla korkmak lazım. Ama paraşütü atıp gidiyoruz, hiçbir telaş da yok. Bu da “A” Takdim Formu’nun işareti işte; onu tüm özellikleriyle çok iyi tanıyın lütfen.
“Salât İkamesi ve Oruç” adlı bir şemamız var, biraz onun üzerinde tefekkür edeceğiz. Özellikle salâtı ve orucu bilmek, yaşamak gerekiyor. Üç aylar ve Ramazan ayına hazırlanmak üzere oruçtan da bahsedeceğiz.
"İman edenle küfür ehli arasındaki fark salâtın terkidir.” Efendimizin bu hadisini daha önce çok önemle paylaşmıştık. Anlıyoruz ki; salatı terk etmek küfür ehlinin özelliği ve alametidir. “B” Takdim Formu “BEN” için salât bu kadar olmazsa olmaz işte. İhlâs Hayat Döngüsü’ndeki yaşantı sistemi bir çadırsa, bu çadırı sapasağlam tutacak direk, bu "sistemin direği" salâttır. Bu direk olmazsa sistem çöküyor. Bu yüzden, salât Din’in direğidir. Yani, İhlâs Hayat Döngüsü’nün direği salâttır, onu sağlam tutacak şey salâttır. Salât kişiyi “A” Takdim Formu “BEN”den koruyan, ömür boyu uzak tutan en önemli ve olmazsa olmaz şeydir. Ayetten öğreniyoruz, salât “A” Takdim Formu “BEN”den uzak tutar. En azından Fatır Suresi 32. ayetteki cennete girecek üç gruptan biri olan nefse zulmedenler pozisyonunda tutar. Ama unutmayalım, çok önemli şey şu ki cennete girmek için örtücü ilah olmamak gerekiyor!  
NAMAZ VE ORUCUN ÖNEMİ
İki tür nefse zulm var. Nefsine zulmedenlerden birisi A’da “A” olarak adlandırılan "A" yapıda sabitlenmiş gruptur. Bu hal "geri dönüşsüz nefse zulüm" halidir. Bunların geri dönüşü yoktur; ebediyyen cehennem... Geri dönüşsüz nefse zulmün akıbeti budur. Bir de A’da “B” hissi dediğimiz tanımlama kapsamındaki grup var. Bunlar da nefsine zulmediyor, ama bunlar Fatır 32. ve 34. ayetler kapsamında nefsine zulmedenler. Bu grupta olanları Efendimiz (SAV) cennetle müjdelemiştir. Örtücü ilah olmalarına rağmen bunlar Fatır-32. ayette “seçilmiş kullar” arasında zikredilmiş ve cennetle müjdelenmiştir. Bu grupta olanların en önemli özelliği, namaz kılıyor, yani salât ikame ediyor olmalarıdır. Paylaştığımız bilgileri veya çok daha ilerisini biliyor olsanız bile, eğer salât ikame etmiyorsanız o grupta olamazsınız. Örtücü ilahlıktan, müstakillik iddiasından tam kurtulamamış olsa bile salât ikame ediyor olmak kişide bir his oluşturur. Salât ikame ediyor olmalarının onlarda oluşturacağı “B” hissi onları bu müjdeli gruba sokar. Henüz, "B" yaşantısı nedir, onu bilmiyor ama onda "B" hissi var.
8. Tefekkür Şemamızın konusu (http://www.birdusunyansimasi.com/media/ihlashayat/8.ihd.pdf)  salât ve oruç. Orada deniyor ki salât kişiyi birinci şahadete getirir ve orada sabit kılar. Bu şehadet, “Eşhedü en la ilahe illallah, eşhedü enne Muhammeden AbduHU ve RasuluHU” şehadetidir. Salât ikamesi bizi bu ilk şehadete getiriyor ve orada sabitliyor. Salâtla orucu şöyle bir benzetmeyle açalım: Mutlaka binmeniz gereken bir tren var ki o salâttır. Oruç bu trenin içerisinde özel bir kompartımandır; ikramiyelerin olduğu, insanlara farklı hallerin yaşatıldığı bir kompartıman... Salât “A” Takdim Formu “BEN”den kurtulmak için ikame edilir, ama oruç o amaçla yapılmaz. Çünkü “A” Takdim Formu “BEN”in oruçla ilişkisi olmaz. “A” Takdim Formu”na karşı sizi koruyan bekçi salâttır. Örtücü olan ve olmayan iki suiistimal vardı, sizi örtücü ilahlık olan suiistimalden, yani vehmin zulmetinden kurtaracak olan salâttır. Örtmez özellikli suiistimalden yani vehimden kurtaracak ise oruçtur. Oruç sizin “B” Takdim Formu “BEN”den bile kurtulmanız içindir. Biz "B" takdimiyle yaşantıya yasal yanlış demiştik, işte oruç ondan bile kurtulmak içindir. Kendini Hissetme Duygusu Samed vasıflıdır. Sizin o Samediyyet nurlarını fark edip cüz halinizden (terkibinizden) kurtulmanız için oruç vardır...
DAİMA İLK VE DAİMİ ADIM SALÂTTIR
“Oruçluyken yalan söylenmez” ifadesini duyarsınız değil mi? Oysa bu yanlıştır. Çünkü oruçlu olsanız da olmasanız da zaten yalan söylemeyeceksiniz. Ama “namaz kılan yalan söylemez” denebilir. Çünkü sizi yalandan, yani “A” Takdim Formu”nun veritabanına ait özelliklerden ve işlerden kurtaracak, koruyacak şey salâttır. Salât ikame ediyorsanız “A” Takdim Formu”yla ilişkiniz olmamalıdır! Oruç çok farklıdır, o sizin helallerden bile vazgeçerek, onları bile yapmayarak yasal olandan yani “B” Takdim Formu”ndan da kurtulmanız içindir. Oruçluyken siz aslında helal olan şeyleri yapmamayı öğreniyorsunuz. Mesela, “B” Takdim Formu “BEN”le yaşamak helaldir, yasaldır, yanlış da olsa yasaldır. Özellikle de Ramazan ayında, helalleri bile yapmayan o halinizle siz Kendini Hissetme Duygusu’nun tefekkürünü yaparsanız onu saflaştırabilirsiniz. Normal ve helal olan şeyleri yapmazken, onlardan uzakken Kendini Hissetme Duygusu’nu ararsanız, onu bulup saflaştırabilirsiniz. Onu saflaştırırsanız sizde Samediyet nurları çoğalır ve sizi B’de B’sizlik dediğimiz çok ileri bir hale götürür; bu bedende bedensizliğe götürür. İşte bunun ibadetidir oruç! Bu idrakle oruç çok farklı olur...  
İslamiyet’te iki şehadet vardır demiştik. İlki "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhu" idi değil mi? İşte bu ilk şehadete salâtla ulaşılır. İkinci şehadet ise "Eşhedü en La ilahe illallâhül Ehadüs Samedulleziy lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehu küfüven Ehad" şehadetidir, bu şehadette bir amel tarifi yoktur! Bizi ilk şehadete getiren şey salâttı, ikinci şahadete ise bu idrakla yapılan oruç getirir. Ve sonuçta siz, salâtla “B” İlmi’ni, oruçla “Ehadüs Samed” İlmi’ni yakalar, yaşarsınız. Daima ilk ve daimi adım salâttır. Çünkü:
Kulu örtücü ilahlıktan hanifliğe hicret ettirecek önemli ibadet biçimi salâttır. Hani nasıl hicret ederiz diyorduk ya, o iş salât iledir; salât sizi örtücü ilahlıktan haniflik noktasına hicret ettirir. Salâtla amaçlanan budur: “A” Takdim Formu”ndan kurtulup “B” Takdim Formu”nda “BEN” demek. “A” takdimi ile yaşamaktan kurtulma isteği, önce “B” Takdim Formu”nda “BEN” demek içindir, o yaşantı için “A”dan hicret edilir ve bunu sağlayan şey salâttır. Oruç sizi salâtla geldiğiniz noktadan alır, size “B” Takdim Formu yaşantısının, "B" Takdim Formuyla "BEN"in bir rüya hükmünde olan yaşantısını anlamsızlaştırır. Siz salâtla “A” Takdim Formu”ndan “B”ye hicret etmiş olacağınız için, şimdi oruç sizi “B” Takdim Formu “BEN”in bir rüya hükmünde olan yaşantısının da anlamını yitirdiği bir idraka ulaştırır. Böyle olduğunda, o kişinin gelecek hedefleri, arzuları, istekleri değişmeye başlar... Haramlar zaten bitmiştir de, daha önce kendisine hoş ve cazip gelen helal şeyler bile, normal olduğu halde ona cazip gelmemeye başlamıştır. Ona daha önce hoş gelen şeyler oruç ibadeti sayesinde böyle olmaya başlar. Sonuç olarak, oruçla “B” Takdim Formu “BEN”in anlamsızlaşması bizim vehim terkibinden de sıyrılmamızı ve Samed vasfını anlamamızı kolaylaştırır.
Daha önce “iman hayatı anlamlandırır” dediğimizi hatırlayan okuyucularımız, şimdi neden “oruç helalleri bile anlamsızlaştırır” deyişimizi yadırgamasınlar. Şöyle: Biz size bir yolculuğu, bir idrak ve o idraka uygun hayata ait yolculuğu anlatıyoruz. Seyr-i süluk bir yolculuktur, bu yüzden bir konuda, bahsettiğimiz yerdeki idraka göre kurulan cümleler değişir. İşin tamamına bakmak önemlidir.
“A” Takdim Formu “BEN”de olmak yani A’da A’ idrakını yaşamak, Ben Varım’dan Ben Müthişim’e kadar uzanan skalada bir iddia içeriyor. Kendini muhtar zanneden birisi sadece “ben varım” dese bile onun “ben Varım’dan ben Müthişim”e uzanan skalada yerini bulan bir iddiası var ve bu iddiayla yaşamak bir hayat tarzıdır. Levvame ile birlikte A’da “B” hissi başlar. Buradaki kişi “A” halinden rahatsızdır, bu yüzden onun cümleleri değişir. Çünkü “A” Allah yokmuş gibi konuşur ve düşünür. O da Allah yokmuş gibi konuşuyordu, sanki “Allah Ehad” değilmiş gibi “Ben de müstakilen varım” diyordu, “Allah Kebir, Ekber” değilmiş gibi “Ben Müthişim” diyordu. A'da "B" Hissi ile birlikte idrakı değişti, cümleleri de...

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.