Yukarı Çık

ÇOK GEZEN Mİ BİLİR ÇOK OKUYAN MI?

9 Nisan 2019 Salı 13:38:01
180 kez okundu.

 

“Tarih Boyunca Seyyahların Gözünden Afyonkarahisar’’

 

Şimdilerde unutuldu ama  bir zamanlar  liselerde  “münazara” adı verilen etkinlikler düzenlenirdi. Öğretmenler iki ayrı grup oluşturur, münazaracı öğrencilere bir konu vererek onlardan tezlerini savunmalarını isterdi. Her grup kendi görüşünü anlatır sonunda taraflardan biri galip ilan edilirdi. Benim de yarışmacılar içinde olduğum bir münazarada konu “çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?’’ şeklindeydi.
Benim grubum “çok  okuyan” fikrini savunmuş ve münazarayı  biz kazanmıştık.Aradan geçen 35 yıldan sonra diyorum ki “gezen de bilir,okuyan da bilir’’.Okumanın değeri  tartışılmaz ama pratiğe dökülmeyince her şey havada kalır.İnsanı ve dünyayı tanımak için hem gezelim hem de okuyalım…
Yıllardır Afyonkarahisar’ın tanıtımı için ter döken Hasan Özpunar  bizleri şaşırtmaya ve mutlu etmeye devam ediyor. “Tarih Boyunca Seyyahların Gözünden Afyonkarahisar’’ adını taşıyan  kitabı bir çırpıda okudum,desem yanlış bir şey söylemiş olmam.Yaşadığımız coğrafya, asırlar önce ne haldeydi?Kimler yaşardı?Halk nasıl geçinirdi? Bu soruları ben gibi Hasan Özpunar da merak etmiş ve başlamış iğneyle kuyu kazmaya. Titizliğini yakından bildiğim sayın yazar, gecesini gündüzüne katarak bu kıymetli eseri kaleme almış.
Hasan Özpunar kitabın hemen başında şöyle diyor;
“Hep merak etmişimdir doğup büyüdüğümüz, yetiştiğimiz bu şehir acaba geçtiğimiz yüzyıllarda nasıldı? Çarşısı pazarı neredeydi? Halkı neyle geçinir ve ne yapardı?Bu merakla Evliya Çelebi başta olmak üzere pek çok seyyahın izlenimlerini okumaya başladım”. Özpunar bir tarih araştırmacısı olduğu için Afyonkarahisar’ın geçmişini merak ediyor.Oysa yaşadığımız şehrin en azından 5000 yıllık tarihi biliniyor. Yaşadığımız topraklar “tarih fışkırıyor” desek yeridir, yeraltında ve yer üstünde birkaç medeniyetin eserleri, yapıları, köprüleri, mezarları, ibadethaneleri boy gösteriyor. Yazılı belge derseniz,arşiv kayıtları ortada. Afyon tarihine ilişkin en azından 50 tane kitap yazılmış ve yenileri de mutlaka yazılmaktadır. Ancak Hasan Özpunar onlardan farklı olarak değişik  bir şeyin peşindedir; tarih boyunca Afyonkarahisar topraklarından  gelip geçen yerli ve yabancı seyyahlar neler gördü, neler yaşadı ve ne hissetti? Kitabın yazılma sebebi budur ve yabancıların gözüyle Afyonkarahisar’ı anlatmaktadır.
Kitabın ana omurgasını yani kaynağını  “Seyahatnameler’’ oluşturmaktadır. “Seyahatnameler”, bir seyyahın, bir gözlemcinin çeşitli amaçlarla ziyaret ettiği bir bölgeye dair izlenimlerini anlattığı eserlerdir. Bir milletin kendini anlatması farklıdır, yabancıların gözlem ve tespitleri farklıdır. Bu itibarla “seyahatnameler’’ çok önemli kaynaklardır.İletişim Fakültelerinde “seyyahlar”, tarihin ilk gazetecileri olarak tanıtılır.Gerçekten de seyyahlarla gazetecilerin görevi aynıdır; gördüğünü yazmak ve aktarmak…
Kitapta karşımıza çıkan en eski notlar yaklaşık 2 bin yıllık. Amasyalı Strabon  tahminen M.S  17-18 yıllarında Afyonkarahisar  topraklarına geliyor. Antik çağlarda adı Synnada olan Şuhut’tan ve Apamee olan Dinar’dan bahseden Strabon, İsçehisar (Docimia) mermer ocaklarını anlatıyor. Ondan sonra karşımıza çıkan ikinci seyyah Bertrandon Dö La Brokiyer, 1432 yılında Kudüs’e giderken yolu Afyonkarahisar’dan  geçiyor.Afyon Kalesi’ni, koyun sürülerini  ve cevizli üzüm pestilini (belki de cevizli lokum) anlatan La Brokiyer ‘in notlarına göre; Türkler düzgün,temiz ve çalışkan bir millet.Kitapta 50 civarında yabancı seyyahın Afyonkarahisar’a dair gözlemleri bulunuyor.Seyyahlar şehir ve kasabalarda önce nüfus ve nüfus yapısı hakkında bilgi veriyor. Ardından şehrin coğrafik konumu, ulaşım imkanları, madenler, dini yapısı, devlet idarecileri ve ticari hayat anlatılıyor. Halkın günlük yaşantısı, giyimleri, yemek kültürleri, geçim kaynakları, mimari eserleri,yetişen bitki ve hayvan türleri, folklor,el sanatları,insanların davranış biçimleri aktarılıyor. Fakat yabancıların en çok merak ettikler ve araştırdıkları şeyler; bölgede yaşayan gayrimüslim unsurlar ve antik şehirler.Diyelim ki seyyah Şuhut’a (Synnada) geldi, buradaki Türk-İslam eserlerinden ziyade antik dönemdeki Roma-Bizans varlığını arıyor ve araştırıyor. Veya Şuhut’ta yaşayan 3-5 rum vatandaşıyla enine boyuna sohbet edip şehirle ilgili bilgiler almaya çalışıyor. Tabi bu notlar kitaba aktarılırken yalan yanlış değerlendirmeler yapılıyor ve hükümler veriliyor. Yazar bu duruma dikkat çekerek “…seyyahların tüm yazdıklarını doğru kabul etmek yersiz olur.Kimisi Türklere karşı önyargılarının esiri olmuş, kimisi başkalarının etkisinde kalarak notlarını kaleme almıştır.” demiş ve okurları uyarma gereği duymuştur.
Kitapta en fazla alıntı yapılan seyyah ise Evliya Çelebi’dir. Yazarın ifadesiyle “Türk ve dünya tarihinin en büyük gezgini ve en büyük seyahat kitabının yazarı olan” Evliya Çelebi’nin “Seyahatnamesi” 17. Yüzyıl  Osmanlı coğrafyası için en önemli bilgi kaynağıdır. Öyle ki yazarımız,Çelebi’nin Afyonkarahisar izlenimlerini olduğu gibi kitaba alarak okurların istifadesine sunmuştur. 500 yıl önceki Afyonkarahisar’ı çok canlı sahnelerle anlatan Çelebi, özellikle sosyo-ekonomik yapı hakkında önemli bilgiler vermektedir.İktisat tarihçilerinin başucu kitaplarından birisi de Evliya Çelebi’nin “Seyahatnamesi”dir.
Kitapta en çok alıntı yapılan bir diğer seyyah da Charles Texier’dir. “Küçük Asya” adlı üç ciltlik eserde Afyonkarahisar ve çevresi hakkında çok değerli bilgiler yer almaktadır.1833 ve 1843 yılında olmak üzere iki kere Anadolu’ya gelen Texier, bölgemizin coğrafik ve jeolojik yapısı,ekonomik durumu, Şuhut civarındaki antik medeniyetler, İsçehisar mermer ocakları vb. bir çok konu hakkında bilgi verirken nedense Türk ve İslam eserleri konusuna hiç girmemiştir.
Georges Radet,Agnes Dick Ramsey ve William Mitchell Ramsay’ın Afyonkarahisar’la ilgili gözlemleri, kitapta geniş yer bulmuş,kıymetli bilgiler içermektedir.Özellikle Ramsay çiftinin Afyonkarahisar notları,Türk aile yapısı hakkında önemli ipuçları vermektedir.Bunlara ilave olarak bir çok misyonerin 1870 yılından sonra bölgemize gelerek gayrimüslimlerle irtibat kurmaya çalıştıkları,kiliselerde ayinlere katıldıkları,eski Roma-Bizans medeniyetine ait kilise ve diğer yapılarla ilgili raporlar hazırladıkları gözden kaçmamaktadır. Ülkemize arkeolog, gazeteci, coğrafyacı, antrolopolog, mühendis, tarihçi, oryantalist vb. kimlikler altında gelen yabancıların bir kısmı “istihbarat’’ amacıyla Anadolu’yu gezmiş, yaklaşmakta olan 1.Dünya Savaşı öncesi kendi devletlerine bilgi ve belge aktarmıştır.Buna karşılık gerçekten samimi olanlar ülkelerine döndüklerinde ortaya koydukları eserlerle (kitap, makale, sergi vb.) Anadolu izlenimlerini paylaşmışlardır.
Mehmet Ziya Bey 1910 yılında misafir olduğu Afyonkarahisar’la ilgili gözlemlerini “Bursa’dan Konya’ya Seyahat” adlı kitabında yayınlamıştır. Kendisi de bir Mevlevi olan Mehmet Ziya Bey, kitabında Afyonkarahisar Mevlevihanesi hakkında değerli bilgiler vermektedir. Trenle yolculuk yapan yazar, geçtiği her yeri detaylı bir şekilde anlatmış,mola verdiği yerlerde halkla konuşarak veya çevreyi gezerek köylere varıncaya kadar gördüğü her şeyi kayıt altına almıştır.
Birinci Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde Osmanlı Ordusu’na esir düşen yabancı askerlerin bir kısmı Afyonkarahisar’da kamp  ya da evlerde  gözetim altında tutulmuştur. Esir askerlerin bazıları daha sonra ülkelerine döndükleri  sırada kitap yazarak Afyonkarahisar günlerini anlatmışlardır.Söz konusu kitaplarda Afyonkarahisar’a dair pek çok şeyi bulmak mümkündür. Halkın esirlere yaklaşımı, gelenek ve görenekler,şehrin gezilebilecek yerleri, yemek kültürü, hava şartları gibi konularda ilginç tespitlere rastlamaktayız.
Seyahatnamelerin ve kitapların dışında gazete ve dergi sayfalarında da Afyonkarahisar’la ilgili yazıları görmek mümkün. Servet-i Fünun  Mecmuası  bir sayısında Afyon Kalesi’ni kapak yaparak şehri geniş biçimde tanıtmıştır. Arif Oruç, Asım Us ve Hüseyin Fikri gibi gazeteciler Afyonkarahisar’a dair yazılar yazmıştır. Amerikan gazetelerinin Afyonkarahisar’a özel bir ilgi gösterdiği ortadadır.
Türk Edebiyatı’nın tanınmış isimlerinde Falih Rıfkı Atay 1934 yılında çalıştığı gazete tarafından Anadolu’ya gönderilmiştir. Atay trenle geldiği Afyonkarahisar’ın günden güne gelişmekte olduğunu, şehircilik bakımından çok ilerlediğini yazar. Gazlıgöl’e giden yazar buranın bakımsız halini görünce üzülür ve yetkilileri göreve çağırır. Atay’ın “Hakimiyet-i Milliye” Gazetesi’nde yayınlanan gezi notları daha sonra “Bizim Akdeniz” adıyla kitaplaşacaktır.
Yazar, yapmış olduğu çalışmanın amacını şu şekilde özetlemektedir;
“Seyyahların Gözünden Afyonkarahisar” kitabımız ile geçtiğimiz yüzyıllardaki Afyonkarahisar’ı,tarih boyunca kurulmuş olan uygarlıkları ve arkeolojik kalıntıları, yoklukla savaşan Türk insanını,şehirde yaşayan Ermenileri ve onların mezhep değiştirmeleri üzerine çalışmalar yapan misyonerleri, şehrin ekonomisini, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Mücadelesi yıllarını, o günleri yaşayanların gözünden okuyacaksınız’’
Kitabı okuduktan sonra yazarın amacına ulaştığını, kendisine hedef koyduğu şeyleri başardığını rahatça söyleyebiliriz.
Daha ziyade Kurtuluş Savaşı ve işgal dönemine ilişkin çalışmalarıyla tanıdığımız Hasan Özpunar, bu sefer ihmal edilmiş bir sahada mükemmel bir eser ortaya koyarak göğsümüzü kabartmıştır. “Bizim bizi anlatmamız” bir yere kadar etkilidir ama asıl önemli olan başkalarının bizi “nasıl gördüğüdür”. Asırlar boyunca yolu Afyonkarahisar’a düşen yerli ve yabancı seyyahlar çeşitli amaçlarla gördüklerini ve yaşadıklarını kaleme almışlardır. Dönemin fotoğrafını çeken, tespit ve değerlendirmelerini yapan seyyahlar, bölgemiz tarihi adına kıymetli bilgiler vermişlerdir. Zaten Türkler “tarih yapmaktan tarih yazmaya fırsat bulamamış” büyük bir millet olduğu için yabancı kaynakların önemi ve değeri  daha da artmaktadır.
Kitaptaki bilgiler kadar çoğunu ilk kez gördüğümüz gravür, fotoğraf, resim ve haritalar da bizler için hazine değerindedir. Yine Afyonkarahisar’ın pek çok ilçesi,köyü,kasabasına dair gözlemler kitapta yer bulmuştur.Her Afyonkarahisarlı’nın mutlaka okuması gereken bu kitabı bizlere kazandıran değerli arkadaşım ve kardeşim Hasan Özpunar’ı tebrik ediyor, Cenab-ı Mevla’dan başarılarının devamını  diliyorum. Kitabın basımına verdiği destekten dolayı Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz’a çok teşekkür ederim.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.