Yukarı Çık
Muharrem Günay

Muharrem Günay

Birinci gökte Âdem (a.s..) ile buluşuyorlar. Cibril, “bu senin baban Âdem’dir” diyor. Peygamberimiz (s.) Adem’(a.s.)e selam veriyor. O da O’nun selamını alıp cevaplıyor ve “evladıma merhaba, hoş geldin. Ne güzel evlatsın sen!” diyor.

HZ. PEYGAMBERİMİZİN DİĞER PEYGAMBERLERLE BULUŞMASI

6 Nisan 2019 Cumartesi 12:56:57
67 kez okundu.

Birinci gökte Âdem (a.s..) ile buluşuyorlar. Cibril, “bu senin baban Âdem’dir” diyor. Peygamberimiz (s.) Adem’(a.s.)e selam veriyor. O da O’nun selamını alıp cevaplıyor ve “evladıma merhaba, hoş geldin. Ne güzel evlatsın sen!” diyor.
Bu arada Peygamberimiz (s.) gökte akmakta olan iki ırmak görüyor ve “bunlar nedir ya Cibril?” diye soruyor. O da, “Nil ile Fırat’ın aslı (maddesi veya benzeri) dir.” diyor. Böylece gökte bir süre yol aldıktan sonra üzerinde inci ve zeberceden bir saray bulunan başka bir ırmağa rastlıyorlar. Eliyle ırmağa dokununca, onun çok güzel misk kokulu bir ırmak olduğunu görüyor. “Bu nedir ya Cibril?” diye soruyor. O da Rabbi’nin sana hazırladığı Kevser’dir “ diyor.
İKİNCİ GÖK
Sonra Melek Cebrail, Peygamberimizle beraber ikinci göğe yükseliyor. Birinci göktekiler gibi, onlar da “Bu kim?” diye soruyorlar. “Ben Cibrilim“ diyor. Onlar “Beraberindeki kim?“ diye soruyorlar. “Muhammed’dir.” diyor. Onlar: “O, Peygambere olarak gönderildi mi?” diye soruyorlar. Cebrail: “Evet gönderildi” diyor. Melekler O’na. “Merhaba, hoş geldir” diyorlar.
ÜÇÜNCÜ GÖK
Sonra üçüncü göğe yükseliyorlar, orada da birinci ve ikinci gökte sorulan sorular soruluyor. Sonra dördüncü göğe yükseliyorlar. Aynı sorular orada da soruluyor. Sonra beşinci göğe yükseliyorlar. Benzer sorular orada da soruluyor ve altıncı göğe yükseliyorlar. Orada da aynı şeyler soruluyor. Sonra yedinci göğe yükseliyorlar. Orada da benzeri şeyler soruluyor.
HER GÖKTE BİR PEYGAMBER
Her gökte peygamberlerin birkaç tanesi bulunuyor ki, peygamberimiz (s.) onları bir bir isimleriyle andı. Onlardan İdris’e ikinci gökte, Harun’a dördüncü gökte, bir diğerine – ki ismini hatırlayamadım- beşinci gökte rastlıyor. İbrahim’e altıncı gökte, Musa’ya yedinci gökte rastlıyor. Bu da Musa’nın ilahi kelamla üstün tutulmasının belirtisidir. Nitekim vaktiyle Musa, “Rabbım! Bir başkasını benim üzerime yükselteceğini sanmıyorum” demişti.
Sonra Melek Cibril, Peygamberimizle (s) beraber yedinci göğün üstüne yükseliyorlar ki, oraları Allah’tan başkası bilmez. Tâ ki, Sidretü’l Münteha “ya geliyorlar. Cebrail, “Benim sınırım, buraya kadardır, buradan ileri bir adım daha atamam, atarsam yanarım” diyor.) Cebbar olan Rabbü’l- İzzet (rahmetiyle) yaklaşıyor ve (kudretini, azametini) sarkıtıyor. Öyle ki iki yay, ya da daha az bir mesafe kalıyor.
ELLİ VAKİT NAMAZ
Alah,(c) bu makamda Peygamberimize vahyettiğini vahyediyor ve bu arada Peygamberimizin ümmetine bir gün, bir gecede ( kılınmak üzere ) elli vakit namaz farz kılıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) oradan inerken Musa ile karşılaşıyor, Musa: “Ya Muhamed! Rabbin sana ne gibi ahitte bulundu? “ diye soruyor. O da: “Bir gün bir gecede elli vakit namaz...” diye cevap veriyor. Bunun üzerine Musa: “Ümmetin buna güç yetiremez. Dön de Rabbinden hafifletilmesini iste!” diyor. Peygamber (s) Cebrail’e dönüp işaretini bekliyor. O da: “Evet dilersen Rabbına yüksel” diyor. Peygamber (a.s.) bulunduğu yerde. “Ya Rabbi bunu hafiflet. Çünkü ümmetim buna güç yetiremez” diyor. Allah (c) on vakit kaldırıyor... Derken gide gele bu namazı beş vakte düşürüyor. Musa yine: “Ya Muhammed! Vallahi bundan daha az bir namazı İsrail oğullarına teklif ettim, gevşeklik ve zaaf göstererek terk ettiler. Oysa senin ümmetin beden, kalp, göz ve kulak bakımından daha kudretli değildirler. Rabbına dön de bunun hafifletilmesini iste” diyor. Peygamberimiz yine Cibril’e dönüp işaret bekliyor. Cibril bunu uygun karşılıyor ve Peygamberimiz tekrar durumu Rabbına arz ediyor: “Ya Rabbi! Ümmetimin bedenleri, kalpleri, gözleri ve kulakları daha kuvvetli değildirler. Beş (vakit) namız hafiflet” diye istekte bulunuyor. Bunun üzerine
Beş Vakte Elli Vakit Sevabı
Cenâb-ı Hak:
Ya Muhammed! Diye sesleniyor. O da:
Buyur Rabbım! Emrine hazır bekliyorum, diyor. Allah:
-Artık söz benim yanımda değişmez. Bu, Ümmü’l Kitap’ta farz kılındığı gibidir. Her iyilik on misliyle karşılık görür. Namaz Ümmü’l Kitap’ta elli (vakit) dir ve beş ( vakit ) namaz olarak sana farz kılınmıştır.
Peygamber (a.s.), Musa’ya (a.s.) döndüğünde, Mua (a.s.) soruyor:
Ne yaptın, ya Muhammed? O da:
Rabbım hafifletti: “ Her iyilik on misliyle karşılık görür “ buyurdu. Diye cevap
Veriyor. Musa (a.s.) ona:
Ben bu konuda daha azıyla İsrail oğulları’nı denedim, yapamadılar, terk ettiler. Sen
Rabbına dön de hafifletilmesini dile, diyerek öneride bulunuyor. Peygamberimiz (a.s.) ona şöyle diyor:
Ya Musa And olsun ki, Rabbımdan utandım. Artık bu hususta istekte bulunamam. Musa (a.s):
Öyle ise, Allah’ın ismiyle yeryüzüne in! Diyor. Peygamberimiz de (a.s) o halden sıyrılıp kendisine gelince, kendini Mescidü’l Haram’da buluyor.” (Buhari / Kitabü’t-Tevhid: Enes b Malik (RA)den nakil,  Celal Yıldırım, “İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri” cilt:7, İsra Suresi’nin tefsirinden alınmıştır.)
Hicretten bir buçuk yıl önce Recep Ayının 27. gecesi gerçekleşen bu olağanüstü olay halk arasında duyulunca Kureyşliler Peygamberimizi yalanladılar. Peygamberimizi soru yağmuruna tuttular, özellikle Mescid-i Aksa ile ilgili sorular sordular.
Peygamber Efendimiz bu konu ile ilgili olarak şöyle söylemiştir:
“Beytü’l- Makdis’e gecenin az bir bölümünde yolculuk yaptığımı duyan Kureyş Kabilesi beni yalanladılar. Bunun üzerine Hicir’de ayağa kalktım. Allah, Beytü’l- Makdis’i getirip önüme koydu. Ona bakarak oradaki alametleri bir bir onlara haber verdim.”(Beyhaki: Saad b. Müseyyeb’den)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.