Yukarı Çık

NAMAZI TERK ETMENİN CEZASI

29 Mart 2019 Cuma 12:16:15
113 kez okundu.

Namaz, imânın en verimli ve en yararlı ürünlerinin başında gelir. İmânın tahkik derecesinde kalbte kök salmasına yardımcı olan amellerden biri hiç şüphesiz ki namazdır. Kılınması farz ve farziyetini kabul imânın gereğidir. Terki ve kazaya bırakılması büyük günah, farziyetini ret ve inkâr ise küfürdür.
İslâma göre en büyük ibadet Allah yolunda cihattır. Fakat cihat müminler üzerine farzı kifâye olan bir ibadettir. Yani cenaze namazı gibi Müslümanlardan bir kısmının bu görevi yerine getirmesi ile diğerleri üzerinden düşer. Namaz ise günde beş vakit bütün müminler tarafından yerine getirilmesi gereken farzı ayın bir ibadettir. Bu bakımdan Allah katında en büyük ibadet namazdır. Namazın terki büyük günahların en başında yer alır.  Namazın terkinden daha büyük bir günah yoktur. Çünkü içki, zina, yalan söylemek gibi günahlar insanlar tarafından ara sıra işlenirken, namaz kılmayan birisi günde beş defa bu suçu namazı kılmamakla işlemektedir. Bu akımdan Allah katında en büyük günah namazın terkidir. İslâm alimleri namazın özürsüz olarak kazaya bırakılmasını dahi büyük günahlar arasında saymışlardır.
Namaz kılarken gaflet affedilirken, namazdan gaflet içerisinde olmak (namazı terk etmek, kılmamak) nifak alâmetidir. Müslümanlar namazın içinde gaflet edebilirler, namazın içinde unutarak, yanılarak gaflet edebilirler. Bu nifak değildir. Hattâ namazın içinde bir şeyleri unutmak günah bile değildir. Nitekim Allah’ın Resûlü de namazda unutmuş ve bu unuttuğunu telafi etmek için sehiv secdesi yapmıştır.
İnkâr etmediği halde namazı terk eden kimsenin küfre girip girmeyeceği hakkında farklı görüş ve tespit ortaya çıkmıştır. Fakat ekseriyet namazı terk etmenin insanı küfre götürmeyeceği fakat büyük günah işleyeceği yönündedir.
Eğer bir kimse Allah’a verdiği bu söze riayet etmiyorsa bu adamın insanlara verdiği sözlerine riayeti de düşünülemez. Rabbiyle ahdine sadık davranmayan bir kimseden insanlara karşı sadâkat beklenebilir mi? Şair Sadi Şirazi öyle der:
“Namaz kılmayan birisine sakın borç para vermeyin. Çünkü namazı terk ederek Rabbine karşı borcunu ödemeyen bir adamın sizin borcunuza sadâkatini düşünmeniz aptallıktır.”
Sevgili Peygamberimizin şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:
“- Allah’ım içimizde şaki ve mahrum bırakma. Bilirmisiniz şaki-i mahrum kimdir?” Ashap:
“- Kimdir Yâ Resûlallah “ dediler. Resûl-i Ekrem:
“- Namazı Terk Eden” diye cevap verdi. (Büyük Günahlar-Kitâb-Ül Kebâir s:28)
Bir başka rivayette ise şöyle buyrulur:
Namaza karşı tembel davrananın yüzünde üç ayrı cümle yazılı olduğu halde kıyamet gününde huzura getirilir:
1-Ey Allah’ın hakkını çiğneyen!
2-Ey Allah’ın öfkesini hak eden!
3-Dünyada Allah’ın hakkını heder ettiğin için bu gün Allah’ın rahmetinden ümidini kes!
İbni Abbas’ın şöyle dediği şöyle rivayet olunmuştur:
“Kıyamet günü kişi getirilir, Allah’ın huzurunda durdurulur, cehenneme atılması emrolunur. Adam:
— Yâ Rab! Neden böyle diye söylenir. Cenâb-ı Hakk:
“- Namazı vaktinden sonraya bıraktığın ve benim adımla yemin ettiğin için, cevabını verir. (Büyük Günahlar-Kitâb-Ül Kebâir s:28)
Cüneyd-i Bağdâdi buyurdu ki:
“Dünyanın bir saati, kıyâmetin bin senesinden daha iyidir. Çünkü bu bir saatte sâlih amel işlenebilir ve o bin senede bir şey yapılamaz.” (Vesiletü’n Necat-Saadet Yolu, Namaz ve Fazileti, sayfa: 144)
O halde vaktimizi boşa geçirmemek, zamanın kıymetini bilmek ve namazlarımızı vaktinde kılmamız, kazaya kalmış namazlarımız varsa bir an önce kılmamız gerekir.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.