Yukarı Çık
Muharrem Günay

Muharrem Günay

Mescitler Allah’ın evleridir. Mescitlere namaz kılmak üzere gelen her müslüman Allah’ın evinde Allah’ın misafiridir. Nasıl ki ev sahibi misafirinden hiçbir şeyi esirgemeden ona ikramda bulunmak ve misafirini en güzel şekilde ağırlamak isterse Yüce Allah’ta mescitlere gelerek misafiri olan kullarından ikram, rahmet ve merhametini esirgemez.

NAMAZ MÜMİNİN MİRACIDIR

23 Mart 2019 Cumartesi 10:21:58
136 kez okundu.

 Mescitler Allah’ın evleridir. Mescitlere namaz kılmak üzere gelen her müslüman Allah’ın evinde Allah’ın misafiridir. Nasıl ki ev sahibi misafirinden hiçbir şeyi esirgemeden ona ikramda bulunmak ve misafirini en güzel şekilde ağırlamak isterse Yüce Allah’ta mescitlere gelerek misafiri olan kullarından ikram, rahmet ve merhametini esirgemez.
Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Namaz kılmak veya Allah'ı anmak için camiye giren bir mümine, Yüce Allah, kaybolmuş oğlunu bulan bir kimsenin sevinmesi kadar sevinir.” (Ebu Hüreyre. İmâm Suyuti, Camiu’s-sağir, Aydın yayınevi: 1/732)
“(Öyle) kimseler (vardır ki) onları ne bir ticaret, ne bir alışveriş Allah'ı zikretmekten, namazı ikame etmekten, dosdoğru namaz kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymaz...” (Nur Suresi: 37)
Dünyada namazın derecesi ahrette Allah’ı görmenin derecesi gibidir. Dünyada insanın Allah’a en yakın olduğu zaman namaz kıldığı an ve namazdaki secde anıdır. Ahrette de en yakın olacağı an, rü’yet, yani Allah’ı gördüğü zamandır.
Gerçek mü'minler, namazlarını düzenli olarak ikame ederler, vaktinde kılarlar. Onlar namazlarını hiç ihmal etmezler. Onları hiç bir şey namaz ibadetinden alıkoyamaz. Çünkü namazda bilirler ki kulun Allah'a en yakın olduğu an secde anıdır. İşte bu yakınlık ile namaz mü'minin miracı olmuştur.
Bilindiği gibi Miraçta Cebrail aleyhisselam Sidretülmünteha denen yere kadar Peygamber Efendimize refakat etti ve orada Peygamber Efendimize kendisi için sınırın bu mekân olduğunu artık daha ileri gidemeyeceğini belirtti. Münteha son nokta, nihâi hedef manasına gelir. Meleklerin ilmi orada son bulduğu için buraya “Sidretu'l-Münteha” dendiği belirtilir. Bu durumda Sidretu'l-Münteha tâbirini daha açık bir ifade ile hudud diyebiliriz Yaratılmışların âlemi ile esma ve İlahi âlemini ayıran hudud’dur. İmâm Nevevî, o hududu, Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm) hariç hiç kimsenin aşamadığını söyler.
Peygamber efendimiz Sidre-i Münteha’da Cebrail’i yalnız bırakıp arşa yükseldi. Selam vererek huzuru bakiye vardı ve “Ettehiyyatü lillâhi vessalavatü vet tayyibât” (Dil ile beden ile mal ile yapılan ibadetler, bütün selamlar, senâlar ve dualar Allah içindir” dedi. Yüce Allah, Peygamberimizin bu hitabına “Esselâmü aleyke yâ eyyühennebiyyü ve rahmetüllahi ve berekatüh” (Selamım, rahmetim ve bereketim senin üzerine olsun Ey Nebim, Ey Peygamberim” diyerek selamını aldı. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz, “Esselâmü aleynâ ve alâ ibadillâhissalhîn” (Selam bize ve Allah’ın salih kulları üzerine olsun”  dedi.  Sonra : “Eşhedü enlâilâhe illallah”“ (Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka Tanrı yoktur” dedi. Rabbi şu cevabı verdi: “Eşhedüenne Muhammeden abdühü verasulühü”  Ben de şahitlik ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.”  İşte Tahiyyat duasını okumak açısından da namaz mü’minin Miracı ve Cenâb-ı Hak’la konuşmasıdır. Namaz kılarken bu konuşmayı hatırlamak, Allah’ın huzurunda tıpkı Miraç’ta Peygamber Efendimizin olduğu gibi olduğumuzu ve Allah’la konuştuğumuzu düşünmek, namazda huşuyu yakalamak açısından çok önemlidir.
Peygamberimizin Miraç'tan dönüşlerinde Müslümanlara hediye olarak getirdiği ve “gözümün nuru “ diye buyurdukları beş vakit namazdır. İbadetin az da olsa devamlısı makbuldür. Bu bakımdan namazın devamına dikkat edelim. Cenâb-ı Hak, Kur’an’da şöyle buyuruyor:
“Onlar ki, namazlarını muhafaza ederler/gereği üzere devamlı kılarlar.” (Mü’minun: 9) “Onlar (güzel huy sahibi olarak) namaza devamlıdırlar.” (Mearic 70: 23)
Kur’an’ın ifadesine göre ancak namaz kılanlar ancak felaha, kurtuluşa erenler ve firdevsin yani cennetinin varisleridir.
“(Mücrimlerden ) sizi cehenneme sokan nedir? Diye sorulduğunda onlar şöyle diyecekler: Biz namaz kılanlardan değildik.” (Müddessir/: 41–42–43)
Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
“Namaza durup, arzusu, yüzü ve kalbi Allahü Teâlâ ile olan, namazın sonunda anasından doğmuş gibi olur. Yani bütün günahlardan temizlenir.” (Vesiletü’n Necat Saadet Yolu, A. Faruk Meyân, İst. 1977, Namaz ve Fazileti, s:155)
Bir mü’minin kıldığı namazının miraç olabilmesi için, namazın göstertişten ve şirkten uzak; sırf Allah için ve Allah’ı görüyor gibi kılınması gerekir. Kıldığı namazda gaflet içerisinde olan bir mü’minin namazı nasıl miracı olabilir.
Cenâbı Hakk; “Beni anmak için namaz kıl” (Taha:14) buyuruyor. Namazda gaflette olan kimse nasıl olurda Allah’ı anmak için namaz kılanlardan sayılabilir. Nitekim bu konuda Maun suresinde “Vay haline! (Şöyle) namaz kılanların ki onlar, namazlarından gafildirler.” (Maun: 4-5) buyrulmaktadır.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.