Yukarı Çık

NAMAZ MANEVİ BİR ASANSÖRDÜR

18 Mart 2019 Pazartesi 12:48:32
102 kez okundu.

Dini bir görev olan namaz, imanın işareti, kalbin ışığı, ruhun kuvveti, bedenin koruyucusu ve Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle “müminin miracıdır.” Manevi bir yükselme ve Miraç sırrına erme vesilesi olan namaz, insanı ruhen ve ahlaken yükselten, Allah’a yaklaştıran bir ibadettir.
    Namaz, secdede kulu toprakla aynı hizaya getiren, rükûda Allah'ın hu-zurunda boyun eğdiren, kıyamda başı dimdik olarak iki ayağı üzerinde doğrultan ve böylece insanoğluna hem alçak gönüllüğü (tevazuu), hem hürmeti ve hem de yerine göre mertlik ve Allah’ (c.c.) tan başkasına boyun eğmemeyi öğreten unu-tulmaz bir ahlâk dersidir.
Namaz, Ulu Allah'ın mü'min kullarının önüne kurduğu zengin bir ziyafet sofrasıdır. Namaz, hele mü'min cemaatle birlikte camide kılındığı takdirde, Allah'ın öz evinde Allah’ın misafiri olmak fırsatını veren bir ibadettir.
Bu amaçla, abdest alıp seccadesinin başına gelen ve:
“İnnî veccehtü vechiye lillezî feTaressemâvati vel arDa hanîfen ve ma ene minel müşrikîn” (En'am suresi: 79)
“Şüphesiz ki ben, bir muvahhid (Allah’ı bir tanıyıcı) olarak, yüzümü o gökleri ve yeri yaratmış olan Allah’a yönelttim. Ben müşriklerden değilim” (Enam:79) “ İnne Salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi Rabbil âlemîn(âlemîne).  (En'am: 162) “Muhakkak benim namazım (Yönelişim), ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbı olan Allah içindir.” ( Enam:162) Düşüncesi içerisinde niyet edip Allah’ü ekber “Allâh ile aramdaki tüm perdeleri kaldırdım arkama attım”, diyerek Allah’ın huzuruna duran kul; önce, “Sübhaneke” yi okur, “Allah’ım hamd ederek seni tespih ederim, senin ismin mübarektir. Sen bütün eksik kavramlardan münezzehsin; Sen yüceler yücesisin Sen’den başka ilah yoktur. Sonra, “Eûzü billahi mine’ş-şeytanir-racim.” Şeytan (Cin ve insan şeytanları)’ın şerrinden sana sığınırım. Daha sonra da, “Bismillahirrahmânirrâhim” Rahman ve Rahim Allah adıyla başlarım” der.
İşte bütün bunlar Miraç merdiveninin birer basamağıdır. Kul artık manevi bir asansöre binmiştir.
“Sen her şeyden münezzehsin Ya Rabbi! Hamd sana mahsustur. İsmin de mübarektir. Sen Yüceler yücesisin, teksin, eşin ve benzerin yoktur. Bütün şerlerden sana sığınırım. Her güzel işe senin adınla başlarım yaptığım her işte senin rızanı ararım”, diyen kul derece, derece yükselir. Böylece mânâ âlemine doğru harekete geçmiş olan kul, Fatiha suresini okumaya başlar.
“El hamdülillâhi rabbil âlemîn… Hamd Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün sahibi Allah’a mahsustur” mealindeki ayetleri okurken kulun miracı olan namazda perdeler tamamen açılmış, kul tam bu sırada huzura alınmıştır. İşte bu sırada kul, “İyyâkena’budü ve iyyâke nesteîn… Allah’ım ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz” diyerek ibadet ve kulluğunu Rabbine arz eder. Muhtaç olduğu yardımı yine Rabbinden isteyerek şöyle der:
 “İhdinassırâdalmüstegîm sıradallezîne en amte aleyhim ğayril mağdûbi aleyhim veleddâllîn… Ya Rabbi! Yalnız senin huzurunda eğilir, alnımı secdelere korum. Senden başkasına asla kul, köle olmam, kula kulluk etmem, “ihdinâ” diyerek, Ya Rabbi muhtaç olduğum yardımı da yalnız senden isterim. Gerçek manada yardım eden sensin, her şey senin iradene bağlıdır, senden medet olmadıkça hiçbir kimse bana yardım edemez. Allah’ım bizi doğru yola, nimetine erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir” der. (Fatiha: 1–7)
 Arz-u halinin sonunda bir mühür mesabesinde olan “âmin” kelimesini söyler ve rabbinden duasının kabulünü ister.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.