Yukarı Çık

BEŞ VAKTE ELLİ VAKİT SEVABI

15 Mart 2019 Cuma 12:16:39
74 kez okundu.

Enes b. Mâlik (r.a.)'ten yapılan rivayette demiştir ki:
“İsrâ gecesinde Resûlüllah (a.s.) Efendimize elli vakit namaz farz kılınmıştı. Sonra azaltılarak beş vakte indirilmiştir. Sonra da ona şöyle seslenilmiştir: “Ya Muhammed! Şüphesiz ki söz benim yanımda değişmez. O bakımdan şu beş vakit ile sana elli vaktin (sevabı) vardır. “ (Tirmizî, Mevakıyt: 45, Ahmed: 3/161)
Hz. Aişe (r.a.) vâlidemizden yapılan rivayette, demiştir ki:
“Namaz ikişer rekât olarak farz kılındı. Sonra Hicret edince dört rekât olarak farz kılındı ve seferi namaz evvelki (sayı) üzerine bırakıldı.” (Buharî, Menakıb: 48, Müslim, Müsafirîn: 1, Ebû dâvud, Sefer: 1, Nesâî, Salât: 3, Taberânî, Sefer: 8, Ahmed: 6/234, 241, 265.)                                             
Talha b. Ubeydullah (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:
“Bir bedevi, saçları dağınık bir halde Peygamber (a.s.) Efendimize geldi ve aralarında şu konuşma geçti:
“Ey Allah'ın Resûlü! Allah'ın benim üzerime namazdan neyi farz kıldığını haber ver?”
“Beş vakit namaz, meğerki tetavvu (nâfile) olarak bir şey kılasın...”
“Allah'ın benim üzerime oruçtan ne kadar farz kıldığını haber ver?”
“Ramazan ayı... Meğerki tetavvu (nâfile) olarak bir şey (oruç tutasın.)”
“Bana Allah’ın üzerime zekâttan neyi farz kıldığını haber ver?”
Böylece Resûlüllah (a.s.) Efendimiz ona İslâm şeriatının hepsini haber verdi. Bunun üzerine bedevî şöyle dedi:
“Sana ikramda bulunan Allah'a yemin ederim ki, bundan ne fazlasını yaparım, ne de Allah'ın üzerime farz kıldığından bir şey eksiltebilirim!”
Onun bu sözü üzerine Peygamber (a.s.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“Eğer doğru söylediyse kurtuluşa erdi veya cennet'e girdi.” (Buhari, iman: 34, Savm: 1, şahadet: 26, hiyel: 3, Müslim, îman: 8, 9, Ebû DavuD, salât: 1, Tirmizî, mevakıyt: 4, siyam: 1, Nesaî, siyam: 1, iman: 23, Taberanî, sefer: 94, Dâremi, salât: 208.)
Bu hadisi şerif aynı şeyleri yapan her müminin cennete gireceğine delidir.
Peygamber Efendimiz, Hz. Ömer (r.a.)'den yapılan rivayette, şöyle demiştir:
“Yolculuk halinde olan kimsenin namazı iki rekâttır; Cuma namazı da (farz olarak) iki rekâttır; bu tamdır, noksanlaştırılmış değildir. Peygamberinizin diliyle bu şekil ifadesini bulmuştur.”
Hz. Aişe (r.a.)’d an yapılan rivayette ise, şöyle demiştir:
“Namaz aslında iki rekât olarak farz kılındı, ancak akşam namazı değil, çünkü o gündüzün tek namazıdır. Sonra hazar (eyleşik hal) da artırıldı ve seferde (yolculuk halinde) eski haline terk edildi.” (Bedayiu's-sanayi' fi-tertibi'ş-şerayi': 1/91, 92'den özetlenerek...)
Beş Vakit Namazla İlgili Rivayetler
Şüphesiz ki, beş vakit namazla ilgili rivayetlerin hepsini buraya nakletmemize gerek yoktur. Ancak rivayet ettiğimiz hadîsler üzerinde yapılan incelemeye yer vermek istiyoruz.
Birinci hadise yani Abdullah b. Ömer (r.a.)’in rivayet ettiği hadîsde, İslâm'ın beş sütun, beş esas üzerine kurulduğunu ifâde ediliyor. Oysa ilk bakışta İslâmiyet’in bu beş şeyden ibaret olmadığı karşımıza çıkmaktadır. Ama mes'eleyi iyice inceleyip hikmet ve gayesiyle ele aldığımızda, bu beş esasın İslâm’ın tamamını içine alıp kapsadığını görüyoruz. Şöyle ki:
Allah'tan başka tanrı olmadığına, Muhammed'in de O'nun kulu ve Resulü bulunduğuna şahadet, çok geniş ve kapsamlıdır: Dinin bütün esas ve teferruatını içine almakta, Allah ve Resûlüna imanın, onlardan gelen bütün esas ve prensiplere uymayı gerektirir. O halde yalnız iki şahadet kelimesi İslâm'ın tamamını gölgesi altında bulunduran bir çadır veya çatı mahiyetinde tezahür eder. Namaz, zekât, hac ve oruç ise, fert ve toplumun ahlâkını ıslaha, temizlemeye, iç disiplini sağlamaya, sosyal adaletin gerçekleşmesine yardımcı olmaya ve toplum yapısında huzur ve sükûnun kurulmasına, düzenli bir hayat sisteminin oluşmasına yarayan ibadetlerdir ki, bunları imânın değişmez ürünleri olarak vasıflandırabiliriz.
O bakımdan İslâm, sözü edilen beş sütun üzerinde kurulu bir çadıra veya beş temel üzerine yapılmış bir binaya benzetilmiştir. Başta birinci şart, imânın esaslarını ve İslâm'ın dünya ve âhireti birlikte kucaklayıp düzene sokmaya yöneldiği bir din olduğuna; diğerleri ise, İslâm’ın ahlâkî, toplumsal ve ailevî bütün esaslarını beraberinde taşıdığına delâlet eder. İslâm’ın beş temel üzerine inşa edildiği Cibril hadisi olarak bilinen meşhur hadiste de geçer.
Resûlüllah (a.s.) Efendimiz böylece İslâm sistemini bir bütünlük içinde işlerken onu beş maddede özetlemiştir. Fakat “İslâm’ın beş şartı” deyimi yerine “İslâm’ın beş temeli” deyimini kullanmak daha doğrudur. Çünkü Allah’ın emirleri beşle sınırlı değildir. Bütün emir ve yasakları şart kapsamındadır.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.