Yukarı Çık

İSTİKLÂL MARŞI

14 Mart 2019 Perşembe 12:38:43
83 kez okundu.

Okul çağının en unutulmaz anılarından biri de, okulda “İstiklâl Marşı”nın hep bir ağızdan söylendiği tören saatleridir.
Göğsümüz kabarık, başımız dik:
“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” mısralarını gür sesimizle söylerken Türk egemenliğinin sembolü olan bu marşı yazan, Mehmet Akif Ersoy’dur. Şairimiz 1873 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Fatih Medresesi’nde müderris (profesör) idi. Oğlunun eğitimine büyük ilgi gösterdi. 1894 yılında Baytar Mektebi’ni bitirdi. Şair Anadolu’nun çeşitli yerlerinde görev yaptı.
1908 Meşrutiyetinden sonra şiir ve yazı hayatına atıldı. Büyük şair Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’ya geçerek halkı uyarıyor, İstiklâl Savaşımızı destekliyordu.
Milli Mücadele yıllarında bu ruhu ifade eden bir şiir yarışması açılmıştı. Katılan 724 şiirden hiçbiri beğenilmemiş. Sonunda Mehmet Akif Ersoy’dan böyle bir güfte yazması istenmiş. Onun şiiri Mustafa Kemal’in başkanlığındaki 12 Mart 1921 tarihli Meclis oturumunda alkışlarla “Ulusal Marşın güftesi” olarak ilân edilmiş.
Şiir seçildikten sonra sıra beste yarışmasına gelmiş. 1922’de yapılan yarışmada 24 beste katılmış ve bugün söylediğimiz marşın bestecisi Osman Zeki Bey beşinci, Ali Rıfat Çağatay’ın alaturka tarzındaki bestesi birinci olmuş. Yıllar sonra Çağatay’ın müziği, çok melankolik ve yerel gerekçesiyle kaldırılmış ve 1930 yılından itibaren Osman Zeki Üngör’ün marşı söylenmeye başlanmış. Marşın orkestra uyarlamasını zamanın önemli hocalarından ve müzik otoritelerinden Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmış.
Etnomüzikolog ve araştırmacı yazar Ethem Ruhi Üngör, şöyle anlatır: “Cumhuriyet devrine kadar bir milli marş yaptırılması düşünülmemiş. Padişahların şahıslarına yaptırdıkları marşlar kullanılmış. Halk kitlesine mal edilmediği için özellikle dış ülkelerde birçok defa güç durumlarda kalınmış, sıra bize geldiğinde ‘bizim milli marşımız yok’ demek cesaretini göstermişler. Hatta bir futbol ekibimiz yine böyle sıkışık bir durumda kalarak ‘Hamsi koydum tavaya’ türküsünü bile okumuştur.
İstiklâl Marşımızın prosodisindeki (sözün sese uygunluğu) birkaç sorun yüzünden hecelerin ortasında kesilen melodi Marşı söyleme şeklini yer yer bozar.
Marşın giderek gevşeyip tempodan düşmesi sorundur. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Devlet Operası’nın korosuyla tempolu okuyuşu bir süre önce resmi dairelere ve okullara örnek olarak dağıtılmıştı. Marşımızın ne melodisinde ne güftesinde büyük sorunlar yoktur.
Ancak ses ile sözün birkaç yerde birleşmesi için çalışmalar yapılabilir.
Bugün kabulünün 98. yılını kutladığımız marşımız, nice ülkenin marşlarından çok daha dinamik ve çağdaş bir marştır.
Marşımızla ne kadar gurur duysak azdır.
Mehmet Akif Ersoy en değerli vatan şairlerimizdendir. Şair şiirlerinde vatan aşkını, toplum konularını işlemiştir.
Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları sırasında yazdığı kahramanlık şiirleri milyonlara kuvvet veren birer kaynak olmuştur. Son yüzyıl şairlerimiz arasında Müslümanlığı yakından bilen, inceleyen ve anlatan şairlerin başında Mehmet Akif Ersoy gelir. Bu değerli şairin son derece ileri bir din anlayışı vardı. Boş inanışların gerçek Müslümanlığın yerini aldığını biliyor ve bunu anlatmaya çalışıyordu. Rahmetle anıyoruz. (Ölüm 1936)

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.